Hayat boyunca birçok insanla tanışıyoruz. Bazıları geliyor, iz bırakıyor; bazıları gidiyor, yerini boşluklara bırakıyor. Kimi bizi seviyor, kimi anlamıyor, kimi ise olduğumuz hâlimizle kabul etmekte zorlanıyor.
Ama bütün bu ilişkilerin içinde bir tanesi var ki, hayatımızın sonuna kadar bizimle kalıyor:
Kendimizle olan ilişkimiz.
Bazen sevilmek için daha güzel, daha başarılı, daha güçlü, daha anlayışlı olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Sanki olduğumuz hâlimiz yeterli değilmiş gibi…
Oysa insan, kusursuz olduğu için sevilmez.
İnsan olduğu için sevilir.
Hepimizin eksikleri, hataları, korkuları ve kırılganlıkları var. Bazı günler kendimizi güçlü hissederiz, bazı günler ise sadece ayakta kalmaya çalışırız.
Kendini sevmek de her hâlini beğenmek değildir. Aynaya baktığında her şeyinden memnun olmak hiç değildir.
Kendini sevmek, zor zamanlarında bile kendini terk etmemektir.
Hata yaptığında kendine düşman olmamak…
Bir ilişki bittiğinde kendi değerini sorgulamamak…
Bir başkasının seni seçmemesini, senin değersiz olduğunun kanıtı sanmamak…
Kendine, en yakın arkadaşına davrandığın kadar şefkatli davranabilmek.
Bir arkadaşımız hata yaptığında ona “Olur, insanız” diyebiliyorsak, aynı cümleyi kendimize de söyleyebilmeliyiz.
Çünkü hayat boyunca değişeceğiz. Bedenimiz, düşüncelerimiz, ilişkilerimiz ve hayallerimiz değişecek. Dün olduğumuz kişiyle bugün olduğumuz kişi aynı olmayacak.
Bazen güçlü olacağız, bazen kırılacağız. Bazen umutla ilerleyeceğiz, bazen de sadece günü tamamlamak bile yeterli gelecek.
İşte tam da böyle zamanlarda kendimizle nasıl konuştuğumuz önem kazanıyor.
Çünkü insanın kendisiyle kurduğu ilişki, diğer ilişkilerinin de sessiz zeminidir.
Kendini sürekli eleştiren biri, dışarıdan gelen sevgiyi bile zaman zaman sorgulayabilir:
“Beni gerçekten seviyor mu?”
“Bende ne buluyor?”
“Bir gün gider mi?”
Kendi değerini başkasının sevgisinden bağımsız hissedebilmeye başladığımızda ise ilişkilerimiz de değişir. Birinin bizi sevmesine ihtiyaç duyarız
ama varlığımızın değerini yalnızca o sevgiye bağlamayız.
Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur:
“Kendimi seviyor muyum?” değil,
“Hayat zorlaştığında kendimin yanında kalabiliyor muyum?”
Çünkü özşefkat, her zaman kendimizden memnun olmak değildir.
Bazen yalnızca aynaya bakıp:
“Bugün iyi değilim ama yine de kendime iyi davranacağım.”
diyebilmektir.
Hayatımız boyunca birçok insan değişebilir. Bazıları kalır, bazıları gider. Fakat hayatımızın geri kalanını yine kendimizle yaşayacağız.
Bu yüzden kendimize biraz daha anlayış, biraz daha sabır ve biraz daha şefkat borçluyuz.
Sevilmek için mükemmel olmak zorunda değilsin.
Çatlaklarınla, hatalarınla, eksiklerinle, değişen hâlinle…
Olduğun hâlinle de değerlisin.
Gönüllere dokunan satırlarda buluşmak dileğiyle
Sevgiyle kalın,
Uzm.Psikolog & Aile Danışmanı
Rukiye Sultan Gür
The post Sevilmek İçin Kusursuz Olmak Zorunda Değilsin first appeared on Hollanda Haberleri.

19 saat önce
41













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·