Modern Vicdansızlık
Eskiden vicdansızlık denince akla büyük kötülükler gelirdi. Bir insanın diğerine bile bile isteyek zarar vermesi, haksızlık karşısında susması, düşenin elinden tutmaması…
Şimdi ise vicdansızlığın şekli değişti.
Artık çoğu zaman kimse kimseye açıkça kötülük etmiyor. Daha sinsi, daha sessiz bir durum var ortada:
Umursamamak.
Bir insanın derdini dinlememek, kendi derdimizi daha önemli görmek…
Yanımızdan geçen ihtiyaç sahibine bakmamak, çünkü göz göze gelirsek sorumluluk hissedeceğimizi düşünmek..
Bir haksızlığa tanık olduğumuzda ses çıkarmamak, çünkü “Bana ne?” demek daha kolay…
İşte modern vicdansızlık biraz da budur.
Teknoloji bizi birbirimize hiç olmadığı kadar yaklaştırdı ama nedense insanlığımızı birbirimizden uzaklaştırdı. Dünyanın öbür ucundaki bir insanın yaşadığı felaketi saniyeler içinde öğreniyoruz. Birkaç saniye üzülüyor, bir paylaşım yapıyor, sonra ekranı kaydırıp hayatımıza devam ediyoruz.
Acılar bile artık tüketilebilir hale geldi.
Bugün bir felaket, yarın başka bir haber, öbür gün başka bir gündem…
İnsan hayatı birkaç dakikalık görüntülere, birkaç cümlelik paylaşımlara sıkışıyor.
Ve biz bütün bunları izlerken kendimize hâlâ “duyarlı insan” diyebiliyoruz.
Oysa vicdan, sadece üzülmek değildir.
Vicdan; başkasının acısı karşısında kendi rahatından biraz olsun vazgeçebilmektir.
Bir başkasının hakkı yenirken susmamaktır.
Güçlü olanın karşısında ezilmemek, güçsüz olanın karşısında güç gösterisi yapmamaktır.
İşimize gelmediğinde bile doğruyu savunabilmektir.
Bilgi arttı ama merhamet aynı hızla artmadı.
İletişim arttı ama anlayış azaldı.
Takip ettiklerimiz çoğaldı ama gerçekten hâlini hatırını sorduğumuz insanların sayısı azaldı.
Çünkü artık insanların ne yaşadığından çok, bizim nasıl göründüğümüzle ilgileniyoruz.
İyilik bile bazen gösteriye dönüşüyor.
Bir yardım yapıyoruz, önce fotoğrafını çekiyoruz.
Bir güzel söz söylüyoruz, paylaşmayı düşünüyoruz.
Bir mazlumun yanında duruyoruz, önce kimlerin bizi gördüğüne bakıyoruz.
Vicdanın yerini alkış aldığında, yapılan iyiliğin adı değişir.
Çünkü gerçek iyilik, çoğu zaman kimsenin görmediği yerde yapılır.
Gerçek vicdan da öyle…
Kimse bakmıyorken dürüst kalabilmektir.
Kimse teşekkür etmeyecek olsa bile iyilik yapabilmektir.
Hakkını arayamayacak birinin hakkını savunabilmektir.
Ve en önemlisi, insan olduğumuzu unutmamaktır.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
“Ben kötü bir insan mıyım?” değil…
“Başkalarının kötülüğüne sessiz kalarak iyi bir insan olduğumu sanıyor olabilir miyim?”
Çünkü bazen vicdansızlık kötülük yapmak değildir.
Bazen kötülüğü görüp hiçbir şey yapmamaktır.
Bazen bir insanın düşüşünü seyretmektir.
Bazen “Beni ilgilendirmez” deyip başımızı çevirmektir.
Modern dünya bize çok şey öğretti.
Daha hızlı yaşamayı, daha çok tüketmeyi, daha fazla kazanmayı, daha görünür olmayı…
Ama belki de en çok unuttuğumuz şeyi yeniden öğrenmemiz gerekiyor:
İnsan kalmayı.
Çünkü sahip olduğumuz her şeyi kaybedebiliriz.
Paramızı, makamımızı, itibarımızı, gençliğimizi, hatta bir gün hayatımızı…
Ama geriye bırakacağımız en önemli şey, insanların bizi nasıl hatırladığıdır.
“Çok başarılıydı” demelerinden önce,
“Çok zengindi” demelerinden önce,
“Çok güçlüydü” demelerinden önce…
Birilerinin ardından,
“İyi bir insandı. Vicdanlıydı. Bir insanın canı yandığında onun da canı yanardı.”
diyebilmesi belki de hayattaki en büyük mirastır.
Çünkü çağ değişebilir.
Teknoloji değişebilir.
İnsanların alışkanlıkları değişebilir.
Ama vicdanını kaybeden bir insan, ne kadar modern olursa olsun, aslında insanlığından bir parça kaybetmiştir.
Ve belki de bugün hepimizin ihtiyacı olan şey daha modern bir dünya değil…
Daha vicdanlı bir insanlık.
Dostça selamlarımla,
Kamil Kopuz
Kkopuz53@gmail.com
The post Modern Vicdansızlık first appeared on Hollanda Haberleri.

1 hafta önce
54














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·