Milyonlarca Hollandalı İnternet ve Televizyona Gereğinden Fazla Para Ödüyor: Yüzlerce Euro Tasarruf Mümkün

1 saat önce 8

Hollanda Tüketici ve Piyasa Kurumu (ACM), internet ve televizyon aboneliklerinde ilk sözleşme döneminin sona ermesine rağmen aynı sağlayıcıda kalmaya devam eden milyonlarca müşteriyi harekete geçirmeye çalışıyor.

Hollanda’da sabit internet aboneliklerinin yaklaşık 10’da 8’inde ilk sözleşme dönemi sona ermiş durumda. Bu da 6 milyondan fazla hanenin daha pahalı veya eski koşullardaki aboneliklerle devam ettiği anlamına geliyor.

ACM’den sağlayıcılara daha açık bilgilendirme uyarısı

ACM’ye göre internet sağlayıcıları, müşterilerine sözleşmelerinin sona ermesinden en az bir ay önce bilgi vermek zorunda. Ancak denetim kurumuna göre bu bilgilendirme bazı durumlarda yeterince açık yapılmıyor veya fatura gibi belgelerin içinde fark edilmesi zor şekilde yer alıyor.

Ayrıca sağlayıcıların müşterilerine yılda en az bir kez kendi ihtiyaçlarına uygun en avantajlı tarifeyi bildirmeleri gerekiyor. ACM, bu kuralların nasıl uygulandığını daha yakından takip edeceğini ve gerektiğinde yaptırım uygulayacağını açıkladı.

ACM Telekom ve Dijital ekip yöneticisi Rex Leijenaar, kuralların önümüzdeki dönemde nasıl uygulandığının inceleneceğini belirtti.

Yıllarca aynı şirkette kalmak pahalıya mal olabiliyor

Yeni müşterileri kazanmak için internet şirketleri sık sık indirimler, geri ödeme kampanyaları, ücretsiz tabletler veya oyun konsolları gibi teklifler sunuyor.

Buna karşılık mevcut müşteriler, kampanya dönemi sona erdikten sonra fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Tüketiciler Birliği bu durumu “sadakat cezası” olarak nitelendiriyor. Birliğin tahminlerine göre, eski ve unutulmuş aboneliklerde kalan haneler nedeniyle tüketiciler yılda toplam yaklaşık 461 milyon euro fazla ödeme yapıyor.

Özellikle yaşlılar ve daha düşük gelirli hanelerin sağlayıcı değiştirme konusunda daha az istekli olduğu ve bu nedenle yüksek fiyatlardan daha fazla etkilendiği belirtiliyor.

İlk sözleşme dönemi sona eren tüketiciler ise genellikle aboneliklerini en fazla bir aylık fesih süresiyle aylık olarak iptal edebiliyor.

Kullanmadığınız hizmetler için ödeme yapmayın

Tasarruf etmek isteyen tüketicilerin öncelikle mevcut paketlerini gözden geçirmeleri öneriliyor.

Örneğin hiç futbol izlemeyen bir kişinin ESPN paketi için ödeme yapması veya kullanılmayan sabit telefon hizmetinin abonelikte tutulması gereksiz maliyet oluşturabiliyor.

Benzer şekilde, yalnızca dijital platformlardan televizyon izleyen kişilerin kapsamlı televizyon paketlerine ihtiyacı olmayabilir.

Pricewise telekom uzmanı Bram Cornelisse, kullanılmayan hizmetlerin abonelikten çıkarılmasının ayda onlarca euro tasarruf sağlayabileceğini belirtiyor.

500 veya 1000 Mbit internet herkes için gerekli değil

İnternet aboneliğinde tasarruf etmenin bir başka yolu da hız ihtiyacını doğru belirlemek.

İnternet sağlayıcıları 500 veya 1000 Mbit/s hızları öne çıkarırken, birçok hane için bu seviyeler gerekli olmayabiliyor. ACM de tüketicilerin ihtiyaçlarından daha hızlı ve dolayısıyla daha pahalı paketlere yönlendirilmesine karşı uyarıyor.

Cornelisse, daha düşük bir hızla başlamanın ve ihtiyaç duyulması halinde daha yüksek bir pakete geçmenin mümkün olduğunu belirtiyor.

Ancak dikkat çekici bir başka nokta da bazı düşük hızlı paketlerin daha pahalı olabilmesi. ACM’nin daha önce yaptığı araştırmalara göre 100 Mbit/s altındaki bazı aboneliklerin ortalama fiyatı daha yüksek hızlı paketlerden bile fazla olabiliyor.

Bunun temel nedenlerinden biri, düşük hızlı paketler arasında uzun yıllardır aynı şekilde devam eden ve fiyatı zaman içinde artırılmış eski aboneliklerin bulunması.

1000 Mbit/s gerçekten gerekli mi?

İnternet hızının ne kadar olması gerektiği, evde internetin nasıl kullanıldığına ve aynı anda kaç kişinin bağlantıyı kullandığına bağlı.

30 Mbit/s: İnternette gezinmek, e-posta kullanmak ve iki cihazda sınırlı video izlemek için çoğu durumda yeterli olabilir.

50 Mbit/s: Ortalama bir aile için daha rahat bir seçenek olabilir. Aynı anda birkaç kişinin internete girmesi veya evden çalışması mümkün olur.

100 Mbit/s: Aynı anda birden fazla cihazın yoğun kullanıldığı, örneğin 4K Netflix izlenirken online oyun oynandığı durumlarda çoğu hane için yeterli olabilir.

Bu nedenle tüketicilerin yalnızca “daha hızlı internet daha iyidir” düşüncesiyle 500 veya 1000 Mbit/s paketlere yönelmemesi öneriliyor.

Pricewise uzmanı Cornelisse’ye göre yüksek hızların önemli bir bölümü tüketici açısından gerçekten gerekli olmaktan çok pazarlama stratejisinin bir parçası olabiliyor.

Kampanyalara aldanmayın

Yüksek indirim oranları ilk bakışta cazip görünse de kampanyanın ardından ödenecek ücretin mutlaka hesaplanması gerekiyor.

Bazı kampanyalar yalnızca iki yıllık sözleşmelerde geçerli oluyor. Örneğin ilk dokuz ay düşük bir ücret ödeyen müşteri, daha sonraki aylarda normal tarifeye geçebiliyor. Uzun süreli sözleşmeler ise tüketicinin sağlayıcı değiştirme imkanını da kısıtlıyor.

Tüketiciler Birliği sözcüsü Mirjam de Witte, kampanyanın yalnızca ilk aylarına değil, sözleşmenin tamamında aylık ortalama ne kadar ödeme yapılacağına bakılması gerektiğini belirtiyor.

Hesaplama yapılırken bağlantı ve kurulum ücretlerinin de hesaba katılması gerekiyor.

“Ücretsiz” tablet ve oyun konsoluna dikkat

İnternet şirketlerinin sunduğu “ücretsiz” tablet, oyun konsolu veya benzeri hediyeler de tüketicilerin kararını etkileyebiliyor.

Ancak Tüketiciler Birliği, bu hediyelerin gerçek değerinin hesaplanmasını öneriyor.

Mirjam de Witte, hediyenin gerçekten ne kadar avantaj sağladığının ve aynı ürünün mağazadan satın alınması durumunda daha ucuza gelip gelmeyeceğinin kontrol edilmesi gerektiğini söylüyor.

Ayrılmadan önce mevcut sağlayıcınızı arayın

Daha uygun bir internet veya televizyon paketi bulduysanız, mevcut sağlayıcınızı hemen bırakmak yerine önce şirketi aramak da bir seçenek.

Bulduğunuz teklifi müşteri hizmetlerine ileterek daha uygun bir fiyat veya yeni bir sözleşme isteyebilirsiniz.

Tüketiciler Birliği’ne göre sağlayıcı, müşteriyi kaybetmemek için indirim veya daha uygun bir tarife sunabilir.

Ancak tatmin edici bir teklif gelmezse, diğer sağlayıcıların fiyatlarını karşılaştırarak daha uygun seçeneğe geçmek mümkün.

Sağlayıcı değiştirmekten korkmayın

Birçok tüketici, internet sağlayıcısını değiştirmeyi zahmetli bulduğu için mevcut aboneliğinde kalıyor.

Yeni modem kurulması, Wi-Fi bağlantısının ayarlanması, geçici olarak internetsiz kalma ihtimali veya mevcut sağlayıcının e-posta adresini kaybetme korkusu, tüketicilerin kararını etkileyebiliyor.

Pricewise bu durumu “soğuk suya girme korkusu” olarak tanımlıyor.

Cornelisse’ye göre geçiş işlemlerinin önemli bir bölümü önceden planlanabiliyor. Yeni sağlayıcının sunduğu geçiş hizmeti sayesinde eski aboneliğin iptal işlemini de yeni şirket gerçekleştirebiliyor.

Modem kurulumu ise çoğu durumda yaklaşık yarım saat içinde tamamlanabiliyor. Kurulumda sorun yaşanması halinde birçok sağlayıcıdan teknik destek veya servis talep edilebiliyor.

E-posta adresi için de geçiş süresi var

Mevcut sağlayıcının e-posta adresini kaybetme endişesi yaşayan tüketiciler için de belirli bir geçiş süresi bulunuyor.

Sağlayıcıya ait e-posta adresi, abonelik sona erdikten sonra altı ay boyunca erişilebilir kalıyor.

Öte yandan ACM’nin araştırmasına göre sağlayıcı değiştiren yaklaşık 10 tüketiciden biri, geçiş sırasında geçici internet kesintisi yaşadı.

Pricewise üzerinden geçiş yapan müşterilerde böyle bir sorun yaşanması halinde şirket, bazı durumlarda geçici mobil yönlendirici göndererek internet bağlantısının devam etmesini sağlayabiliyor.

Yeni anlaşma yaptıktan sonra yeniden “uykuya geçmeyin”

Daha uygun bir anlaşma bulup sağlayıcı değiştiren tüketicilerin de daha sonra aboneliğini yıllarca kontrol etmeden kullanmaya devam etmemesi öneriliyor.

ACM’ye göre Hollanda’da internet ve televizyon paketlerini karşılaştırmak görece kolay. Bu nedenle tüketicilerin en az yılda bir kez ne kadar ödeme yaptıklarını ve piyasada daha uygun seçenekler bulunup bulunmadığını kontrol etmeleri tavsiye ediliyor.

ACM’den Rex Leijenaar, yeni düzenlemelerin özellikle uzun süredir mevcut aboneliklerinde kalan milyonlarca tüketiciyi harekete geçirmeyi amaçladığını belirtiyor.

Ancak son kararın tüketicilere ait olduğunu vurgulayan Leijenaar’a göre, bu kişilerin kendilerinin de harekete geçmesi gerekiyor.

Makalenin tamamını oku