İyi Bir Hayatı Ne Belirler?

56 dakika önce 8

 

Başarılarımız mı, yoksa kurduğumuz bağlar/ ilişkiler mı?

 

Hayat boyunca bize başarıyı anlatırken hep benzer şeyler söylendi: İyi bir eğitim al, meslek sahibi ol, para kazan, ev sahibi ol, kariyer yap, çocuklarını iyi yetiştir…

 

 

Peki bütün bunlara sahip olduğumuzda gerçekten iyi bir hayat yaşamış mı oluyoruz?

 

Belki de hayatın en önemli sorusunu yanlış yerde arıyoruz.

 

Harvard Üniversitesi’nde onlarca yıldır sürdürülen yetişkin gelişimi araştırmalarının önemli isimlerinden psikiyatrist Robert Waldinger, yıllardır insanlara önemli bir noktayı hatırlatıyor: İyi ve anlamlı ilişkiler, insanın yaşam doyumu ve sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

 

Bu aslında hepimizin bildiği ama modern hayatın içinde giderek unuttuğu bir gerçek.

 

Çünkü bugün hiç olmadığı kadar çok insanla bağlantıdayız. Telefonlarımızda yüzlerce kişi, sosyal medyada binlerce takipçi olabilir. Her gün onlarca mesaj alabiliriz.

 

Ama bütün bunların ortasında kendimizi yalnız hissedebiliriz.

Çünkü iletişim kurmak başka, bağ kurmak başka.

Birinin fotoğrafını beğenmek, onun hayatında gerçekten var olmak değildir. “Nasılsın?” diye sormak başka, cevabını gerçekten dinlemek bambaşkadır.

 

Aynı evin içinde yaşamak da her zaman yakın olmak anlamına gelmez. Bazen iki insan aynı masada oturur ama birbirinin dünyasına çok uzaktır. Bazen de kilometrelerce uzaktaki bir insan, tek bir telefonuyla bize “Yalnız değilsin.” duygusunu verebilir.

 

Peki iyi ilişki nedir?

 

İyi ilişki, hiç tartışmadığımız ilişki değildir. Kırılmadığımız, hiç anlaşmazlık yaşamadığımız ilişki de değildir.

 

İyi ilişki; kırıldığımızda konuşabildiğimiz, hata yaptığımızda özür dileyebildiğimiz, zor zamanımızda destek isteyebildiğimiz ve en önemlisi kendimiz olduğumuzda kabul görebildiğimiz ilişkidir.

 

Bazen danışanlarımla konuşurken şu sorunun çok şey anlattığını düşünüyorum:

 

“Hayatındaki insanların yanında gerçekten kendin olabiliyor musun?”

 

Çünkü insanın psikolojik iyilik hâlinde yalnızca çevresindeki insanların sayısı değil, o ilişkilerin niteliği de önemlidir.

 

Bir insanın yüzlerce tanıdığı olabilir ama derdini anlatabileceği bir kişi bile olmayabilir. Bir başkasının ise çok geniş bir çevresi yoktur ama zor gününde arayabileceği birkaç gerçek insanı vardır.

 

Belki de mesele kaç kişinin bizi tanıdığı değil, kaç kişinin bizi gerçekten gördüğüdür.

Yalnızlık ile yalnız kalmak aynı şey değildir

İnsan bazen yalnız kalmak ister. Sessizlikte dinlenmek, düşünmek, kendisiyle baş başa kalmak ruhsal olarak çok kıymetlidir.

 

Asıl zor olan, insanın çevresinde insanlar olduğu hâlde kendisini anlaşılmamış ve desteksiz hissetmesidir.

 

Bu nedenle hayatımızda gerçekten arayabileceğimiz, yanında savunmasız olabileceğimiz ve bizi yargılamadan dinleyen insanların olması büyük bir değer taşır. Aynı şekilde bizim de başkalarını gerçekten dinleyebilmemiz gerekir.

 

Çünkü iyi ilişkiler yalnızca bize verilen bir hediye değildir. Onları bizim de beslememiz gerekir.

Bir telefon…

Bir kahve…

 

Bir yürüyüş…

Bir sarılma…

“Bugün seni düşündüm” demek…

Bazen bir ilişkinin yeniden canlanması için büyük değişiklikler değil, küçücük bir adım yeterlidir.

 

Hayatın sonunda ne kalacak?

Belki yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda kaç toplantıya katıldığımızı, kaç para kazandığımızı veya kaç kişinin bizi takdir ettiğini hatırlamayacağız.

 

Hatırlayacağımız şeyler daha çok başka olacak:

Bir sofrada birlikte güldüğümüz insanlar…

Çocuğumuzla geçirdiğimiz küçük bir an…

Zor günümüzde yanımızda duran bir dost…

Bir annenin sarılması…

Bir eşin “Ben buradayım.” demesi…

Belki de iyi bir hayatın gerçek ölçüsü tam olarak burada saklı.

Hayat yalnızca ne başardığımızla değil, kimlerle

 

bağ kurduğumuzla da anlam kazanıyor.

Kariyerimizi geliştirmek için yıllar harcıyoruz. Evimizi güzelleştirmek için zaman ayırıyoruz. Geleceğimiz için para biriktiriyoruz.

 

Ama bazen en değerli yatırımımızı ihmal ediyoruz:

İnsan ilişkilerimizi.

Belki de iyi bir hayat; daha çok şeye sahip olmak değil, sahip olduklarımızla daha anlamlı bağlar kurabilmektir.

 

Ve hayatın sonunda geriye dönüp baktığımızda en kıymetli soru belki de şu olacaktır:

“Sevdim mi, sevildim mi ve birilerinin hayatına iyi gelebildim mi?”

İşte belki de iyi bir hayatın gerçek hikâyesi burada başlıyor.

Belki de hayatın en büyük yatırımı, çoğu zaman gözden kaçırdığımız yatırımdır: insana yatırım.

 

Çünkü bazı şeylerin bir fiyatı vardır.

 

Ama gerçek bir bağın değeri ölçülemez.

Bir telefonun, bir sarılmanın, “Ben buradayım.” diyen bir sesin…

 

Çünkü iyi bir hayat, yalnızca uzun yaşamak değil; anlamlı yaşamak ve birilerinin hayatına iyi dokunabilmektir.

 

Gönüllere dokunan satırlarda buluşmak dileğiyle.

 

Uzm.Psikolog & Sosyolog & Sosyal Hizmet Uzmanı

 

Rukiye Sultan Gür

 

The post İyi Bir Hayatı Ne Belirler? first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku