Hollanda’nın kanallarını ve hendeklerini istila eden milyonlarca kırmızı Amerikan kerevitine karşı mücadelede şimdiye kadar uygulanan yöntemlerin yeterli olmadığı görülüyor. Ancak Leiden Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışmalar, son derece basit bir değişikliğin kerevit sayısını ciddi ölçüde azaltabileceğine işaret ediyor: Kanalların dik kıyıları yerine eğimli kıyılar oluşturmak.
HABER: A. Hamit Sürmeneli Bu yöntem kerevitleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Ancak araştırmalar, doğru şekilde tasarlanan kıyıların kerevitlerin yaşam alanlarını sınırlandırarak sayılarını birkaç kat, hatta bazı durumlarda 17 kata kadar azaltabildiğini gösteriyor. Kırmızı pençeler istilanın izlerini taşıyor Güney Hollanda’nın Oud Ade bölgesindeki bir polder kanalının kenarında çok sayıda kırmızı kerevit pençesi göze çarpıyor. Bunlar, bir balıkçıl kuşunun avladığı Amerikan kerevitlerinden geriye kalan parçalar. İlk bakışta bölgedeki kanal, Hollanda’nın batısındaki sayısız kanaldan farklı görünmüyor. Çevrede çayırlar, bulanık su ve yoğun bir kerevit popülasyonu bulunuyor. Ancak kıyıya dikkatli bakıldığında önemli bir fark ortaya çıkıyor. Kanalın bazı bölümlerinde kıyı duvar gibi dik değil; suya doğru eğimli biçimde uzanıyor. Leiden Üniversitesi araştırmacısı Fleur van Duin ve ekibi, Oud Ade’deki Polderlab çalışmaları kapsamında tam da bu farkın kerevitler üzerindeki etkisini inceliyor. İlk sonuçların umut verici olduğunu belirten Van Duin, eğimli kıyıların gerçekten de kerevit sayısını azaltıyor gibi göründüğünü söylüyor. Eğimli kıyılar kerevitlerin yaşam alanını daraltıyor Kırmızı Amerikan kerevitleri kanal kıyılarında kendilerini saklamak için küçük yuvalar ve tüneller kazıyor. Bu yuvalar hem barınmalarını hem de tehlikelerden kaçmalarını sağlıyor. Ancak eğimli kıyılarda bu tür yuvaları kazmak daha zor hale geliyor. Kerevitlerin saklanabileceği alanların azalması, onları avcılara karşı daha savunmasız hale getiriyor. Özellikle martılar, batağanlar ve balıkçıl kuşları kerevitleri daha kolay fark edebiliyor. Kerevitler açısından bir başka sorun ise yaşam alanı için artan rekabet. Van Duin’e göre saklanacak yerlerin azalması, kerevitlerin kendi aralarındaki rekabeti de artırıyor. Yeterli yaşam alanı bulamayan kerevitler zaman zaman birbirlerini bile yiyebiliyor. Kerevit sayısı 17 kat azalabiliyor Eğimli kıyıların etkisi yalnızca teorik bir ihtimal değil. Leiden yakınlarındaki başka bir polder bölgesinde gerçekleştirilen önceki araştırmada dikkat çekici sonuçlar elde edildi. Araştırmanın ilk yılında eğimli kıyıların bulunduğu alanlarda kerevit sayısı dik kıyılara göre yaklaşık 6 ila 7 kat daha azdı. İkinci yılda ise fark daha da büyüdü. Araştırmacılar, eğimli kıyılarda kerevit sayısının 17 kata kadar azaldığını tespit etti. Bu sonuç, Hollanda’nın su yollarında hızla yayılan istilacı türle mücadelede kanal tasarımının önemli bir araç olabileceğini gösteriyor. Amerikan kerevitleri ekosisteme zarar veriyor Kırmızı Amerikan kereviti Hollanda’daki su ekosistemlerinin karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri haline geldi. Ülkedeki kerevit sayısının artık on milyonlarla ifade edildiği tahmin ediliyor. Hayvanlar kanal kıyılarına yuvalar açarak toprak yapısını zayıflatıyor. Bu durum kıyıların zamanla çökmesine ve kanalların şeklinin bozulmasına neden olabiliyor. Kerevitlerin etkisi bununla da sınırlı değil. Su bitkilerini parçalayan hayvanlar, kanal tabanındaki tortuları da sürekli hareket ettiriyor. Bunun sonucunda su bulanıklaşıyor ve suyun ekolojik kalitesi düşüyor. Ayrıca kurbağa, balık ve diğer su canlılarının yavrularını da yiyerek besin zincirini etkiliyorlar. Kerevitleri tamamen yok etmek mümkün değil Araştırmacılara göre kırmızı Amerikan kerevitlerini Hollanda’dan tamamen ortadan kaldırmak gerçekçi bir hedef değil. Kerevitlerin çok hızlı çoğalması bunun en önemli nedenlerinden biri. Bir kerevit her üreme döngüsünde yüzlerce yavru dünyaya getirebiliyor. Hollanda’daki su yollarının büyük bölümü birbirine bağlı olduğu için hayvanların farklı bölgelere yayılması da kolaylaşıyor. Üstelik kerevitler kısa mesafelerde karada da ilerleyebiliyor. Bu nedenle yoğun bir yakalama çalışması sonrasında bile popülasyonun yeniden büyümesi mümkün. Van Duin’in değerlendirmesine göre bir kanalda yalnızca iki kerevit kalsa bile, sonraki üreme döneminde yeniden yüzlerce kerevit ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle yalnızca yakalama yöntemine dayalı mücadele uzun vadede yeterli görülmüyor. Yakalama yöntemi yine de işe yarayabilir Araştırmacılar kerevitlerin yakalanmasına tamamen karşı değil. Aksine, bazı kanallarda ekosistemin toparlanması için ilk aşamada kerevit sayısının azaltılması gerekebiliyor. Örneğin bir kanalda metrekare başına yaklaşık 10 kerevit bulunuyorsa, ekosistemin kendisini toparlayabilmesi için önce bu yoğunluğun düşürülmesi gerekebiliyor. Ancak asıl önemli nokta, yakalamanın hemen ardından kanalın yeniden düzenlenmesi. Başka bir ifadeyle amaç yalnızca kerevitleri yakalamak değil, onların yeniden çoğalmasını zorlaştıracak bir su ekosistemi oluşturmak. Bitkiler doğal savunmayı güçlendiriyor Eğimli kıyılar bu dönüşümün ilk adımı olabilir. Ancak araştırmacılara göre tek başına yeterli değil. Kanal kıyılarındaki bitkiler de büyük önem taşıyor. Bitki örtüsü, kıyıların hızla aşınmasını ve yeniden dikleşmesini önlüyor. Aynı zamanda balıklar ve amfibiler için yumurtlama alanları oluşturuyor. Bitkilerin çevresinde su böcekleri de yaşamaya başlıyor. Su böcekleri ve yusufçuk larvaları gibi canlılar, genç kerevitlerle beslenebiliyor. Van Duin’e göre farklı su böceği türlerinin ekosisteme geri dönmesi, kerevitlere karşı doğal bir besin ağı oluşturulması açısından önemli. Daha sağlıklı kanallar mümkün Eğimli kıyılar ve zengin bitki örtüsü sayesinde amaç yalnızca kerevit sayısını azaltmak değil, kanal ekosistemini bütünüyle iyileştirmek. Sağlıklı bir su ekosisteminde bitkiler, balıklar, amfibiler, böcekler ve diğer canlılar birlikte daha dengeli bir sistem oluşturabiliyor. Bu süreçte krabbenscheer olarak bilinen su bitkisinin de yeniden yayılması mümkün olabilir. Bu bitki, suyun daha temiz hale gelmesine katkıda bulunuyor. Böylece kerevit sorunuyla mücadele, aynı zamanda Hollanda’nın su kalitesini iyileştirme hedeflerine de hizmet edebilir. Su Çerçeve Direktifi hedefleri için kritik Hollanda’nın Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi (KRW) kapsamında ulaşması gereken su kalitesi hedefleri bulunuyor. Araştırmacılara göre istilacı Amerikan kerevitleri, bu hedeflere ulaşmanın önündeki önemli engellerden biri. Kerevitlerin kontrol altına alınması, su bitkilerinin geri dönmesi ve daha zengin bir ekosistemin oluşması, kanalların ekolojik durumunun iyileştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu nedenle uzmanlar, mücadeleyi yalnızca kerevit yakalamaya indirgememek gerektiğini vurguluyor. Sadece kerevit yakalamak yeterli değil Araştırmanın ortaya koyduğu temel sonuç, istilacı kerevitlerle mücadelenin uzun vadeli olması gerektiği. Kerevitleri yakalamak kısa vadede popülasyonu azaltabilir. Ancak kanalın yapısı değişmediği ve doğal besin ağı yeniden kurulmadığı sürece hayvanların tekrar çoğalması kaçınılmaz hale geliyor. Eğimli kıyılar, bitkiler ve daha güçlü bir ekosistem ise kerevitlerin yaşam alanlarını sınırlandırarak doğal avcıların devreye girmesini sağlayabilir. Van Duin’e göre milyonlarca kerevitle mücadelede bütün kanalın iyileştirilmesi gerekiyor. Yalnızca kerevitleri yakalamaya para harcamak yerine, su yollarını istilacı türe karşı daha dirençli hale getirmek çok daha kalıcı bir çözüm olabilir. YASAL UYARI: Haber, fotoğraf ve videolarımızı link vermeden kullananlar hakkında hukuki süreç başlatılacaktır. ©ufuk.nl UMG (Ufuk Media Grubu)Hollanda’nın kanallarında milyonlarca istilacı kerevit için şaşırtıcı çözüm yazısı ilk önce Ufuk Media üzerinde ortaya çıktı.

1 saat önce
9














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·