Hollanda'da çocukların uzun süre boyunca sistematik ve ağır şiddete maruz bırakıldığı en az 12 vaka tespit edildi. NOS'un son beş yılda karara bağlanan davalar üzerinden yaptığı araştırma, çocuk istismarının en ağır biçimlerinden biri olarak değerlendirilen bu tür vakaların ülkede sanılandan daha fazla olabileceğini ortaya koydu.
Araştırmanın sonuçları, geçen yıl Vlaardingen'de koruyucu aile yanında ağır şiddete maruz kalan kız çocuğu ile bu yıl Stadskanaal'da anneleri tarafından işkence gören iki çocuğa ilişkin vakaların hâlâ hafızalarda olduğu bir dönemde açıklandı.
Araştırmada çocukların kapalı alanlarda tutulduğu, bağlandığı, boğazlarının sıkıldığı, yiyecek verilmediği ve bazı durumlarda kendi kusmuklarını yemeye veya idrar içmeye zorlandığı vakalara rastlandı. Fiziksel şiddetin yanı sıra çocukların aşağılandığı, tehdit edildiği ve kameralarla sürekli kontrol altında tutulduğu olaylar da belirlendi.
Bu tür vakalar İngilizcede “child torture” olarak tanımlanıyor. Türkçede “çocuğa işkence” olarak ifade edilebilecek bu kavram, uzun süreli, kasıtlı ve sistematik ağır istismarı tanımlıyor.
Son beş yıldaki mahkeme kararları incelendi
NOS, araştırma kapsamında uzun süreli, sistematik ve ağır çocuk istismarıyla bağlantılı olabileceği belirlenen 211 mahkeme kararını yapay zekâ modeli yardımıyla sınıflandırdı.
Daha sonra bu kararlar, diğer ülkelerde “child torture” vakalarını belirlemek için kullanılan kriterlere göre tek tek incelendi. İnceleme sonucunda en az 12 olayın bu kapsama girdiği belirlendi.
Araştırmaya yalnızca son beş yılda mahkeme tarafından karara bağlanan ve kamuoyuna açık hâle getirilen dosyalar dahil edildi. Bu nedenle gerçek vaka sayısının daha yüksek olabileceği belirtildi. Bazı olayların adli makamlara hiç ulaşmamış olabileceğine dikkat çekilirken, hâlen devam eden bazı davaların da araştırmadaki 12 vakaya dahil edilmediği ifade edildi.
Çocukların neredeyse tamamı 14 yaşından küçük
İncelenen vakalarda ağır şiddete maruz kalan çocukların neredeyse tamamının 14 yaşından küçük olduğu görüldü.
Bazı vakalarda istismar çocuğun doğumundan itibaren başlarken, bazılarında daha sonraki yıllarda ortaya çıktı. Şiddetin kimi çocuklarda 10 yıl boyunca devam ettiği belirlendi.
Mahkeme dosyalarında çocukların dövüldüğü, tekmelendiği, yiyecekten mahrum bırakıldığı, bodrum veya kafes benzeri alanlara kapatıldığı vakalar yer aldı. Bazı çocukların kendi kusmuklarını yemeye zorlandığı da kayıtlara geçti.
Fiziksel şiddetin yanı sıra incelenen vakaların tamamında ağır psikolojik istismar biçimlerine de rastlandı. Çocukların hakarete ve aşağılanmaya maruz bırakıldığı, silahla tehdit edildiği veya kameralar aracılığıyla kontrol altında tutulduğu olaylar tespit edildi.
Mahkeme kararlarından birinde, yaşadıklarının bir çocuğun davranışlarına nasıl yansıdığı da anlatıldı. Dosyada çocuğun bebeğiyle oynarken kendisine uygulanan ağır şiddeti taklit ettiği ve oyuncağına ağır hakaretlerde bulunduğu belirtildi.
Gerçek sayı daha yüksek olabilir
NOS'a açıklama yapan klinik psikolog Leony Coppens, Hollanda'da bu tür ağır çocuk istismarı konusunda yeterli bilgi bulunmadığını belirterek konuyu ülkedeki bir “kör nokta” olarak nitelendirdi. Uzman, tespit edilen olayların muhtemelen gerçek vakaların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu söyledi.
Okulların rolü dikkat çekti
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de okulların vakaların fark edilmesindeki rolü oldu.
Okula giden çocukların bulunduğu vakaların neredeyse tamamında, istismara işaret eden belirtilerin okulda fark edildiği belirlendi.
Stadskanaal'da ağır şiddete maruz kalan kız çocuğunun okulu, hem aile içi şiddet ve çocuk istismarı vakalarıyla ilgilenen Veilig Thuis kurumuna hem de aile hekimine bildirimde bulundu.
Niekerk'teki bir aile tipi bakım evinde kalan çocuğun yaşadığı şiddetin sona erdirilmesinde de okulun önemli rol oynadığı belirtildi. Çocuğun köpek ısırığı nedeniyle oluşan bir yarayla okula gelmesinin ardından durumun ortaya çıkarılmasında okulun girişimleri etkili oldu.
Başka bir davada ise öğretmen, 7 yaşındaki bir kız çocuğunun zaman zaman üzgün şekilde sınıfa geldiğini, babasının kendisine bağırdığını ve bir keresinde terlikle vurduğunu anlattığını ifade etti.
Uzmanlara göre çocuklar, yaşadıkları sorunları ilk olarak öğretmenleriyle paylaşabiliyor. Öğretmenlerin istismar belirtilerinin bildirilmesi konusunda genel olarak bilgi sahibi oldukları, ancak bu tür ağır vakaları tanıyabilmeleri için daha fazla bilgi ve beceriye ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Dört vakada komşular da şüphelenmiş
Araştırılan 12 vakada çocukların durumunu fark edenlerin yalnızca okullar olmadığı, vakaların dördünde komşuların da çocukların evde güvende olmadığından şüphelendikleri ortaya çıktı. Buna rağmen bazı olaylarda ağır şiddetin uzun süre devam ettiği de görüldü.
Araştırmada çocukların davranışlarındaki değişiklikler, fiziksel yaralanmalar ve çevreden gelen uyarıların vakaların ortaya çıkarılmasında önemli işaretler olabileceğine dikkat çekildi.
Çocuk koruma kurumları devredeyken de şiddet devam etti
Araştırmanın öne çıkan bir diğer sonucu, bazı çocukların yardım ve koruma kuruluşları tarafından takip edilmesine rağmen ağır şiddetin önlenememesi oldu.
Vlaardingen'de koruyucu aile yanında kalan kız çocuğunun vakasında, yardım kuruluşlarının uzun süredir çocukla ilgilenmesine rağmen gerekli müdahalenin zamanında yapılmadığı belirtildi.
Niekerk'teki bir aile tipi bakım evinde de ailelerinden alınarak koruma altına yerleştirilen çocukların yıllarca ağır şiddete maruz kaldığı ortaya çıktı.
NOS'un incelediği diğer bazı olaylarda da çocuklara yönelik şiddet, gençlik yardım kuruluşları sürece dahil olmasına rağmen devam etti.
Tespit edilen vakaların üçünde Veilig Thuis'a bir veya birden fazla ihbar yapıldığı, bir vakada ise çocuk koruma kurumunun sürece dahil olduğu belirlendi.
©Sonhaber.eu
Fotoğraf: Yapay zeka

38 dakika önce
3














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·