HÌRAYA ÌNEN NUR

2 saat önce 21

Sabah saat 04.00.

Nur Dağı’nın eteklerindeyim. Bu dağın tepesine tırmanmaya başlıyorum.

Çünkü bu dağın tepesinde Hira var.

Hira, bildiğimiz manada bir mağara değil; iki kişilik bir sığınma yeri.

Arayış demek. Hakikati arama yeri. Sapkın bir toplumdan kaçıp gerçeği arama yeri.

Bir saatlik bir tırmanma rotası var önümde. Zor bir tırmanış, patika ve kayalık bir yol. Yanımdan düz yolda zorlanacak yaşlı amcalar, teyzeler geçiyor.

Bu bir iman göstergesi; Allah’a ve Hz. Peygamber’e duyulan sevginin ispatı.

Tepeye ulaştığımda Harem-i Şerif’ten gelen ezan sesi başlıyor. 1400 yıl öncenin putperest Mekke’si, bugünün Müslümanlarının ibadet merkezi ve kıblesi. Üzerinde ve dünyanın her bir yanında Allah ismi ve kovdukları, taşladıkları, suçladıkları Muhammed’in (a.s) ismi.

Sabah namazımı Hira’da kıldım. Hz. Peygamber’in hakikatin peşine düştüğü yerde.

Belki onun ayak izlerini takip ederek, belki dinlenmek için oturduğu bir taşın üzerine oturarak…

Zorlu bir yolculuktu bu ve çok zorlu bir yükle dönecekti.

610 yılının bir Kadir Gecesi’nde… Bin aydan, yani bir insan ömrüne tekabül eden zamandan daha hayırlı bir gece! Bütün bir ömrü kadir kıymet bilerek geçir demektir bu gecenin manası.

Kur’an ile yaşa, Kur’an’ı rehber edin; hurafeleri, gelenekleri, mezhepleri din edinme demek bu gece.

“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, dağın paramparça olduğunu görürdün.” (Haşr Suresi 21. ayet)

Dağı bile parçalayacak bir vahiy ve zorlu bir görev…

Bu yük ile indi Hira’dan; korkmuştu, titriyordu, üşüyordu. Hatice’den üzerini örtmesini istedi.

Çünkü onu (Cebrail’i) ufukta görmüştü.

Alak Suresi’nin ilk beş ayetini indirerek tebliğ etmişti bu zor görevi.

Bir daha hiç çıkmadı Hira’ya. Aradığını Rabbi ona tebliğ etmişti.

Ondan da tüm insanlara tebliğ etmesini istedi. 23 yıl sürdü tebliğ; vahiy tamamlanmıştı, onun görevi bitmişti. Şimdi sıra onun takipçileri olan ümmetindeydi.

Onun görevi öğüt vermekti, nasihat etmekti; asla zorbalık değildi.

“Sen onların üstüne bir zorba değilsin, sadece Kur’an ile öğüt ver.” (Kaf Suresi 45. ayet)

Bugün İslam’da yeri olmayan, İslam’ın reddettiği ruhban sınıfı öyle mi?

Sadece öğüt mü veriyor, yoksa zorba mı?

Kur’an karanlıktan aydınlığa çıkarır. Bundan dolayı isimlerinden biri de “Nur”dur.

Aydınlıktan karanlığa götüren; geleneği, Arap ve İran kültürünü din edinenlerden geçilmiyor.

Dayatmacı; “Benim mezhebimden, tarikatımdan, cemaatimden olacaksın” anlayışına mahkûm olmuş bir toplum.

Oysa Hz. Peygamber bize yüksek bir ahlak, adalet, hakkı gözetme, yetimi koruma vesaire miras bıraktı.

Tabii ki en büyük mirası olan yüce kitabımızdan aldığı ışık ile.

Onun tek bir yolu vardı: Kur’an.

Bizden de onun nurlu yolundan başka yol takip etmememizi tavsiye etti.

Rabbimiz ise bunu bize emretti.

“İşte şunlar, Allah’ın sana tilavet etmekte olduğu ayetleridir. Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar ki!” (Casiye Suresi 6. ayet)

Ama bu ayetler ortada net dururken hâlâ Kur’an hariç her türlü hurafenin peşine düşen bir toplum oldu Müslüman toplumu.

Gelin, kendilerine bile faydaları dokunamayacak kişilerin anlattıklarının peşine düşmeyin.

Kur’an ve Hz. Peygamber’in aydınlık yolunu takip edin.

Bir gecedeki ibadet ile kurtuluş o kadar kolay değil. Elbette Rabbimizin rahmeti bol. Ama günahları sıfırlama pazarlık konusu değildir; umuttur.

Umut etmek için hayırlı işleri bir ömre yaymak gerekir.

Bu Kur’an’a hayran kalınmaz mı!

“O, kendisine tilavet edilen (okunup aktarılan) Allah’ın ayetlerini duyar da sonra kibirlenerek sanki onları hiç duymamış gibi yapar. İşte onu elem verici bir azapla müjdele!” (Casiye Suresi 8. ayet)

Herkes bu ayet ışığında kendisini değerlendirsin.

Allah’a emanet olun.

Ramazan Bayramınız mübarek olsun.

Nice bayramlarınız olsun inşallah.

Bayram Tan

The post HÌRAYA ÌNEN NUR first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku