Ebeveynlikte yardım etmek çoğu zaman sevginin en doğal biçimlerinden biridir.
Çocuğumuz zorlandığında yanında olmak, işini kolaylaştırmak, ona destek vermek isteriz. Hele ki yapabileceğimiz bir şey varsa, çoğu zaman devreye girmek bize daha doğru gelir.
Fakat ebeveynlikte yardım ile çocuğun yerine yapmak arasındaki sınır her zaman net değildir.
Bazen bu sınır fark edilmeden aşılır.
Çocuk montunu giymeye çalışır, uzun sürer; biz giydiririz.
Ödevde zorlanır, cevabı biz söyleriz.
Öğretmenine bir şey anlatması gerekir, onun yerine biz yazarız.
Arkadaşıyla sorun yaşar, hemen devreye gireriz.
Odası dağınıktır, onun yapmasını beklemek yerine toplarız.
Bütün bunlar çoğu zaman kötü niyetle yapılmaz.
Tam tersine, hayatı kolaylaştırmak isteriz.
Zaman kazanmak isteriz.
Çocuğun zorlanmasını istemeyiz.
Fakat burada önemli bir soru vardır:
Çocuğumuza yardım mı ediyoruz, yoksa onun yapabileceği bir şeyi onun yerine mi yapıyoruz?
Bu ikisi aynı değildir.
Çocuğun gerçekten yapamayacağı bir yerde destek vermek ihtiyaçtır.
Ama yapabileceği bir şeyi sürekli onun yerine yapmak, zamanla başka bir deneyimin önüne geçebilir:
“Ben bunu kendim yapabilirim.”
Çocukların bağımsızlık duygusu yalnızca onlara “Sen yapabilirsin” demekle gelişmez.
Gerçekten yapabilecekleri alanlara sahip olmaları gerekir.
Bazen yavaş yaparak.
Bazen yanlış yaparak.
Bazen yeniden deneyerek.
Bazen de yardım istemeden önce biraz uğraşarak.
Yetişkin açısından bakıldığında bu süreç yorucu olabilir.
Çünkü çocuğun kendi başına yaptığı bir şey, çoğu zaman bizim yaptığımız kadar hızlı ya da kusursuz olmaz.
Bir çocuğun ayakkabısını kendisinin giymesini beklemek, bizim giydirmemizden daha uzun sürer.
Masayı toplamasını beklemek, kendimiz toplamaktan daha zahmetlidir.
Ödevde düşünmesine izin vermek, cevabı söylemekten daha fazla sabır gerektirir.
Bu nedenle bazen çocuğun yerine yaptığımız şeyin nedeni onun yapamaması değil, bizim beklemek istemememiz olabilir.
Burada da ebeveynin kendi tahammülü devreye girer.
Çocuğun yavaşlığına ne kadar dayanabiliyoruz?
Hata yapmasına ne kadar alan bırakabiliyoruz?
Bir işi bizim istediğimiz şekilde yapmamasına ne kadar tahammül edebiliyoruz?
Çünkü çocuğun öğrenme süreci çoğu zaman yetişkinin kontrolü biraz bırakmasını gerektirir.
Bu elbette çocuğu tamamen kendi hâline bırakmak anlamına gelmez.
Bağımsızlık, desteksizlik değildir.
Bir çocuk yeni bir beceri öğrenirken yanında olabiliriz.
Nasıl yapılacağını gösterebiliriz.
İlk adımda yardımcı olabiliriz.
Gerekirse ipucu verebiliriz.
Ama sonra biraz geri çekilmemiz gerekir.
Çünkü bazen iyi destek, her şeyi yapmak değil, çocuğun yapabilmesi için yeterli alanı bırakmaktır.
Burada önemli olan çocuğun yaşına ve gelişimine uygun beklentiler oluşturmaktır.
Üç yaşındaki bir çocuktan yetişkin gibi sorumluluk beklemek nasıl gerçekçi değilse, yapabileceği her şeyi onun yerine yapmak da gelişimine alan bırakmaz.
Çocuk bazı şeyleri yaparken zorlanacaktır.
Bu normaldir.
Çünkü öğrenmek, çoğu zaman biraz zorlanmayı içerir.
İlk kez düğmesini ilikleyen çocuk birkaç kez yanlış yapabilir.
Ödevini planlamaya çalışan bir çocuk zamanı iyi kullanamayabilir.
Arkadaşına kendi duygusunu anlatmaya çalışan bir çocuk doğru kelimeyi hemen bulamayabilir.
Fakat bu deneyimlerin her biri çocuğun yalnızca yaptığı işi değil, kendisi hakkındaki düşüncesini de şekillendirir.
“Ben deneyebilirim.”
“Yanlış yapabilirim.”
“Tekrar deneyebilirim.”
“Gerekirse yardım isteyebilirim.”
Ve en önemlisi:
“Ben yapabiliyorum.”
Bu deneyimi çocuğa anlatamayız.
Onun yaşaması gerekir.
Bazen ebeveyn olarak en zor şey de budur.
Çocuğun zorlandığını görüp hemen devreye girmemek.
Yanlış yaptığını fark edip düzeltmesi için biraz beklemek.
Bir problemi çözebileceğini düşünerek ona zaman tanımak.
Çünkü yetişkin olarak yardım etmek bize aktif bir rol verir.
Geri çekilip beklemek ise bazen daha zor gelir.
Fakat çocuğun gelişimi için her zaman bizim daha çok şey yapmamız gerekmez.
Bazen tam tersine, biraz daha az yapmamız gerekir.
Bu nedenle kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“Şu anda çocuğumun gerçekten yardıma mı ihtiyacı var, yoksa bunu kendi başına yapabileceğine güvenmem mi gerekiyor?”
Bu sorunun cevabı her durumda aynı olmayacaktır.
Ama bu ayrımı fark etmek önemlidir.
Çünkü çocuğun yapabileceği bir şeyi onun yerine yapmak, bazen yardım etmekten çok onun deneyim alanını daraltabilir.
Belki de çocuklarımız için yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri, her zaman onların önünden yürümek değildir.
Bazen birkaç adım geride durup “Deneyebilirsin. Ben buradayım.” diyebilmektir.
Kimya Çiftçi Dumlu
Psikoloji Yüksek Lisans Mezunu • Sosyolog • Aile Danışmanı
Çocuk Gelişimi • Aile ve Ebeveynlik Çalışmaları
The post Çocuğun Yerine Ne Kadarını Yapıyoruz? first appeared on Hollanda Haberleri.

37 dakika önce
11











Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·