Böyle Hava durumu

2 saat önce 18

 

Yaz tatili bitti ve her konuda sımsıcak, maceralı, düşündürücü ve can acıtıcı anavatanımız Türkiye’den, yağmurlu soğuk ve bir o kadar da sıkıcı monoton yurdumuza Hollanda’ya döndük.

 

Yurdumuzun gümrük kapısı Arnhem’den girdik, aslında Beek/Elten’den girişimiz yağmurla ve soğuk havayla “hoş geldin” dedi. Türkiye’de 34 dereceden Hollanda’da 20 dereceye düşüş yaptık.

 

Evet, yurdumuz Ağustos’un ortasında yağmurlu ve soğuk, bir o kadar da sıkıcı, hiçbir heyecan yok. Ara sıra küçük yangınlar, trafikte tatilcilerden dolayı uzun kuyruklar var, hepsi o.

 

Siyasette bütçe krizi dediğimizde, bizimki gibi (yaklaşık 2,7 trilyon TL, yani bizim paramızla 43,4 milyar Euro bütçe açığı ile değil; nede olsa itibardan tasarruf olmaz) kavga, nizâ, her gün muhalefete veya belediyelere sabahın köründe operasyon yapılması değil tabii ki.

 

Başbakan Rob Jetten liderliğindeki azınlık hükümeti D66, VVD ve CDA (66 sandalye), Eylül’ün üçüncü Salısı’nda Prinsjesdag olarak bilinen günde ve sonrasında 2027 bütçesi için muhalefetin desteğini aramakla mesaisini doldurdu.

 

Sosyal demokrat PRO partisinden destek talebi için yoğun mesai harcandı. PRO, hükümetin planladığı 6,5 milyar euroluk sosyal kesintilerin Meclis çoğunluğuyla iptal edilmesini ve şirketlere ek vergi getirilmesini şart koştu. Sağdaki JA21 ile de görüşülürken ayni zamanda tarım partisi BBB’nin Senato’daki kritik oyları nedeniyle görüşmelere sonradan dahil edilmesi ve destek temaslar yoğun şekilde sürdü.

 

Çiftçiler ise bu hükûmete karşı Azot Emisyonu Politikası (het stikstofbeleid) ciddi muhalefetlerini sürdürüyor ve dinamik eylemlere imza atıyor. Türkiye’de bu tür eylemleri düşünemiyorum; maalesef orada hükûmet demir yumrukla hem eylemleri hem de eylemcileri engelliyor.

 

Küçük kurbağa kadar ülkemiz (kikkerlandje) Hollanda’nın ekonomi verilerine göre büyüme %1,4 olarak açıklanırken, enflasyon %2,7 civarında. Sanayi cirosu yükselse de bu artış daha çok petrol fiyatlarından kaynaklanmakta.

 

İşsizlik %4 tahmini 400 bin kişi. Asgari ücret (Wettelijk Minimumloon) 21 yaş ve üzeri için 2026 yılı başlangıcı itibarıyla haftalık 40 saat çalışma üzerinden €2.378,- euro. Tabii yıllar geçtikçe sektörüne bağlı Toplu İş Sözleşmeye (CAO) dediğimi her yıl bu rakamın iyileştirmesini yapmaktadır.

 

Diğer yandan emeklilik yaşını bulmuş (67 yaş) emekliler için yalnız yaşayan (Alleenstaand) net maaş €1.581 ve ek olarak tatil parası (vakantiegeld dediğimiz Mayıs ayında verilen €1.250 euro civarında bir para) da almaktadır. Eğer evli veya birlikte yaşayan iseniz kişi başına bu rakam €1.084 ve tatil parası €898 eurodur. Yani aylık o haneye net giren emekli maaşı €2.168 euro ve tatil parası da €1.800 euro civarındadır. Tabii toplu taşıma ve belediyelerin ek yardımları ile vergi indirimleri hariç.

 

Özetle Hollanda, yaz boyunca hem mecliste çoğunluk arayışı hem de artan %2,7’den %3’e yükselmesi tahmin edilen enflasyonla mücadele arasında bir denge kurmaya çalıştı.

 

Tatile gitmeden önce ve devamında siyaset “poldermodel”ine devam derken, ekonomi, enflasyon, hayat pahalılığı aynı noktada hükûmet azınlık çoğunluk olmuş ne fark eder.

 

Biz diasporadaki bazı Türklerin dediği gibi “Avrupa Türkiye’yi kıskanıyor, Türkiye şöyle güzel böyle güzel” diyenlere “burada yaşayın” deyince, bu istikrarı, bu refahı, bu özgürlüğü bırakıp Türkiye’ye elbette dönmezler.

 

Gelelim havası sıcak, suyu serin, dağları ormanları yeşil (tabii rant için ya da cahillikten yakılmadıysa), ovaları verimli ama pazarda bu verimlilik ürünlerde yansı masada olsun kulağa hoş geliyor, insanı sıcak ve bir o kadar da vurdumduymaz güzel Türk insanına.

 

Biz öyle durgun, sakin, monoton hayata uygun bir toplum değiliz.

 

Her işimizde bir aksiyon, her işimizde bir heyecan ve bir zorluk olacak; yoksa hayatın tadı tuzunu alamıyoruz. Ata sözündeki olduğu gibi kervan yolda düzülür yani hatalımızdan ögrenen bir toplumuz. Hayatın her hâlini, maalesef en çok sıkıntı ve acı hâliyle yaşıyoruz.

 

Can alıcı konular olmadan da olmaz tabii ki. Mesela memlekette geçim sıkıntısı hat safhada. Biz bol eurolu gelen gurbetçilere bile Türkiye çok pahalı geldi. Gerçekten çok yüksek bir hayat pahalılığı var. Olmaz mı? Yıllık enflasyon %31,75, gıda fiyatlarındaki artış ise %37,53.

 

Yani vatandaş, ayın sonunu nasıl getireceğini kara kara düşünüyor. Emekli maaşı 23.552 lira ya da çalışan halkın çoğunluğunun aldığı asgari ücret (net 28.075,50 TL) ile geçinmek neredeyse imkânsız.

 

Tabi bu kadar sıkıntı yetmez, hakkını arayan madencileri polis ablukasına alıp apart topar gözaltına alınıyor. Sorsan niye, bu emekçiler alamadıkları hakları, maaşlar, tazminatlar almak için demokratik hakları oturma eylemi yaparken engelliyorsunuz derdiniz nedir desen nafile emir büyük yerden geliyor. Diğer taraftan şahsen en çok canımı acıtan şehit yakınları ve gazilerimizin eşit özlük hakkı talebi için eylem yapanlara kimse tin etmediğinde açlık grevine yapıyorlar diye polis başlarına dikiliyor.

 

Tabi bu haklı eylemlere yöneticiler ister istemez duyarsız kalamıyor sonuçta haklı bir dava, 10 Ağustos’ta şehit yakınları ve gazilerin haklarına yönelik bir yasa teklifi Meclis’te kabul edildi. Ancak şehit yakınları ve gaziler, bu düzenlemelerin taleplerini tam olarak karşılamadığını belirterek protestolarına devam demelerine karşılık 19 Ağustos’ta polis müdahale ediyor.

 

Eylemin 37. gününde, sabah saatlerinde polis ekipleri Güvenpark’a saat 5’te şafak baskını yaparak eylemcileri, gazileri ve yaşlı kadın demeden apart topar uyuyan eylemciler uyandırılarak otobüslere zorla bindiriliyor ve Gazi Rehabilitasyon Merkezi’ne götürülüp park, bariyerlerle çevrilerek kapatılıyor. Bu acı olaya muhalefet liderleri bilhassa Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel eylemcileri ziyaret ederek “Hakkınız verilene kadar yanınızdayız” desteğini açıkladı ve kapsamlı bir tekliflerinin Meclis’te beklediğini hatırlatarak yanlarında olduğunu soyluyor. İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu ve diğer siyasetçiler de polis müdahalesini kınıyor ve bu hâksiz uygulamaları sonlandırın diyorlar. DEM’liler, MHP ve diğer partiler bu konuda öncelikleri değil gözleri kör dilleri lal olmuş.

 

Hükümet cephesi ise yeni yasanın mimarları AKP sözcüsü, teklifin “bir başlangıç” olduğunu ve eksikliklerin tamamlanacağını söylüyor. Sanki bu şehit ve gazilerin istediği atınan dev, onların bu vatana verdikleri fedakârlığın karşılığı elbette bu değil.

 

Diğer taraftan henüz ne olduğu kime hizmet ettiği tam anlaşılamayan “Terörsüz Türkiye” açılım yasası 10 Ağustos 2026’da Ulusal Birlik ve Sosyal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Hakkında Kanun adıyla Meclis’te 467 kabul, 87 ret oyuyla kabul edildi. Ağustos ortasında Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlandı.

 

Evet yasa resmîleşti ama halk daha ne getirir ne götürür bilmiyor. Tek bilinen kapsamı sadece PKK-KCK yapılanmasını kapsıyor, diğer örgütler dışarıda bırakılmış. PKK, uluslararası terör listesinden çıkarılmıyor deniyor. AKP ve MHP yasayı tarihî adım olarak desteklediğini söylüyor. CHP lideri Özgür Özel barış ve demokrasi adına destek yönünde açıklama yaparken, partisinde serbest oy uygulandı, bazı milletvekilleri çekimser kaldı. İYİ Parti genel olarak ret yönünde oy kullanarak yurt geneli bu duruşa bayrak asıyor.

 

DEM Parti yasayı “bir başlangıç” olarak değerlendiriyor ancak dil hakları ve federalizm gibi daha ileri taleplerde bulunacaklarını her fırsatta acık yada gizli ima ediyorlar. DEM sözcüleri sık sık bebek katili ve elinde 50 bin insanımızın kanı olan İmralı’daki terörist başı Abdullah Öcalan’ın barış sürecine aktif olarak dahil edilmesi ve serbest olması gerektiğini vurguluyorlar.

 

2025’te DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın söylediği sözleri hatırlatıyorlar. “Bu tarihsel kırılmada ya pozitif bir şekilde kırılma gerçekleşecek barışı inşa edeceğiz ya negatif yönde kırılmalar gerçekleşecek ve her yer Gazze olacak.” Yani istedikleri şeyler olmazsa Türkiye’yi Gazze gibi ateşe veririz demeye getiriyor.

 

Bunun adi aba altından sopa gösterme yada dillerinin altındaki baklaya kılıf bulamayınca ortaya bu sözleri dökülüyor. Terörist başı da Yeni Parti lideri Özgür Özele cevaben demokrasi Silivri’den değil imarlıdan geçer diye mesajlar veriyor.

 

Diğer taraftan “Terörsüz Türkiye” sürecinin takibi için oluşturulan üst düzey kurulun ilk toplantısı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bu gün 24 Ağustos 2026 Pazartesi yapılıyor. Bu süreçte halkı, kanaat önderlerini düşünürleri yani top yekûn halkı indirgenmedikten sonra hiçbir şey olmaz.

 

Halkın bi haber olduğu bu süreç aklıma 1920’deki İtilaf Devletleri’nin Sevr dayatması için toplanan Şura’da “hayır” oyu veren tek kişi olarak tarihe geçen bir Paşa geldi.

 

Olayın geçtiği dönem ise I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin işgal altında olduğu ve topraklarının paylaşıldığı en kritik günlerdi. İtilaf Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’nu resmen sona erdirecek olan Sevr Antlaşması’nı Osmanlı yönetimine dayattı. Antlaşmayı görüşmek üzere Padişah Vahdettin başkanlığında bir Saltanat Şurası toplandı oylamada şura üyelerine antlaşmayı kabul edip etmedikleri soruldu. Salondaki yaklaşık 43 devlet görevlisi, paşa ve komutan, sırayla ayağa kalkarak 42 “evet” oyu verirken 1 kişi “hayır kabul etmiyor” der.

 

O kişi, Topçu Feriki Rıza Paşa idi ve milletine, vatanına ne kadar sadık bir vatan evladı olduğunu göstermiştir. Oylamadan sonra Damat Ferit Paşa’ya, “Yalnız kaldınız” sözü üzerine tarihe geçen cevabı şöyle olmuştur.

 

“Biz burada ne karar alırsak alalım, esas olan milletin bu antlaşmaya oy vermesidir. Ben Türk milleti ile kaldım demiştir.

 

Evet, devleti yönetenler bu Terörsüz Türkiye yasasında gerekçeleri ne olursa olsun aldıkları kararı milletle, halkla bütünleştirmezse hiçbir zaman o kararlar sağlıklı işlemez.

Yazımı Anayasa’nın 6. maddesiyle tamamlamak istiyorum.

 

“Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.”

Sağlıkla ve anayasaya bağlı kalın.

Mustafa Ozcan

 

 

The post Böyle Hava durumu first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku