Ebeveynlik yalnızca çocuğumuzla kurduğumuz ilişkiyle başlamaz. Kendi çocukluğumuzdan getirdiğimiz deneyimler, ihtiyaçlar, eksiklikler ve ailemizden öğrendiğimiz ilişki biçimleri de nasıl anne-babalık yaptığımızı etkiler.
Bu nedenle bir çocuk dünyaya geldiğinde, aslında yalnızca onun hikâyesi başlamaz. Anne-babanın kendi çocukluk hikâyesi de başka bir biçimde yeniden karşılarına çıkabilir.
Belki de bu yüzden ebeveynlerden sık duyduğumuz cümlelerden biri şudur:
“Ben yaşamadım, o yaşasın.”
İlk bakışta bu cümlenin içinde oldukça güçlü bir sevgi vardır.
Çocukken sahip olamadığımız imkânları çocuğumuza sunmak, bize söylenmeyen güzel sözleri ona söylemek, göremediğimiz ilgiyi göstermek, yaşayamadığımız deneyimleri yaşatmak isteriz.
Bunda yanlış olan bir şey yoktur.
Hatta insanın kendi geçmişine bakıp “Benim çocuğumla ilişkim farklı olsun” diyebilmesi, ebeveynliğin önemli taraflarından biridir.
Ancak üzerinde düşünülmesi gereken ince bir nokta vardır:
Çocuğumuza verdiğimiz şey gerçekten onun ihtiyacı mı, yoksa geçmişte bizim ihtiyacımız olan şey mi?
Bu ikisini birbirinden ayırmak her zaman kolay değildir.
Çünkü ebeveynlik sırasında verdiğimiz kararların tamamını yalnızca bugünün koşullarıyla vermeyiz. Kendi yetiştirilme biçimimiz, anne-babamızla ilişkimiz ve çocukken yaşadığımız bazı deneyimler, bugün verdiğimiz tepkilerin arka planında yer alabilir.
Çocukken maddi imkânları sınırlı olan bir yetişkin, kendi çocuğunun hiçbir şeyden eksik kalmasını istemeyebilir.
Çok katı bir ailede büyüyen biri, kendi çocuğuyla ilişkisinde bunun tam tersini kurmaya çalışabilir.
Duygularının fazla konuşulmadığı bir evde büyüyen bir ebeveyn, çocuğunun her duygusunu duymaya ve anlamaya özellikle önem verebilir.
Bunların her biri son derece anlaşılırdır.
Fakat geçmişimizden farklı bir ebeveyn olmaya çalışırken bazen farkında olmadan başka bir uç noktaya doğru ilerleyebiliriz.
Çünkü insan yalnızca yaşadıklarından değil, yaşayamadıklarından da etkilenir.
Ebeveynlikte geçmişin etkisini fark etmek, anne-babayı suçlamak anlamına gelmez. Tam tersine, bugün verdiğimiz bazı kararların nereden geldiğini anlayabilmek için kendimize biraz daha yakından bakabilmektir.
Bazen çocuğumuz için çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir şeyin bizim için neden bu kadar önemli olduğunu sormak bile birçok şeyi görünür hâle getirebilir.
Neden onun bu deneyimi mutlaka yaşamasını istiyorum?
Neden sahip olamadığı bir şeyi gördüğümde bundan bu kadar etkileniyorum?
Neden “Benim çocuğum eksik kalmasın” düşüncesi bende bu kadar güçlü bir duygu yaratıyor?
Bu soruların cevabı her zaman çocukta olmayabilir.
Bazen cevap, yıllar önceki kendi hikâyemizdedir.
Özellikle göç etmiş ailelerde bu duyguya başka bir katman daha eklenebilir. Anne-baba, kendi çocukluğuyla çocuğunun çocukluğunu karşılaştırırken yalnızca iki kuşağı değil, iki farklı yaşam koşulunu ve bazen iki farklı ülkeyi de karşılaştırmaktadır.
“Bizim zamanımızda bunlar yoktu.”
“Ben bu yaşta çalışıyordum.”
“Benim böyle imkânlarım olmadı.”
“Hiç değilse o rahat etsin.”
Bu cümlelerin içinde geçmişle bugün yan yana durur.
Fakat çocuğumuz bizim çocukluğumuzun devamı değildir.
Onun ihtiyaçları, yaşadığı dönem, içinde büyüdüğü toplum ve karşılaşacağı hayat bizimkinden farklıdır.
Bu nedenle geçmişimizi tamamen geride bırakmamız mümkün olmasa da onun ebeveynliğimizde ne kadar yer kapladığını fark edebiliriz.
Belki de mesele çocukluğumuzda eksik kalan her şeyi tamamlamak değildir.
Mesele, geçmişimizin bugün çocuğumuzla kurduğumuz ilişkinin önüne geçip geçmediğini zaman zaman kendimize sorabilmektir.
Çünkü çocuğumuza kendi sahip olamadıklarımızı vermek çok kıymetli olabilir.
Ama bundan daha kıymetli bir şey daha vardır:
Onu, bizim geçmişimizden bağımsız olarak görebilmek.
Belki de ebeveynlikte kendimize zaman zaman sormamız gereken soru tam olarak budur:
“Bunu çocuğumun ihtiyacı olduğu için mi yapıyorum, yoksa bir zamanlar benim buna ihtiyacım olduğu için mi?”
Bu sorunun cevabı her zaman kolay olmayabilir.
Ama bazen iyi ebeveynlik, bütün cevapları bilmekten önce hangi soruyu kendimize sormamız gerektiğini fark etmekle başlar.
Kimya Çiftçi Dumlu
Psikoloji Yüksek Lisans Mezunu • Sosyolog • Aile Danışmanı
Çocuk Gelişimi • Aile ve Ebeveynlik Çalışmaları
The post Ben Yaşamadım, O Yaşasın first appeared on Hollanda Haberleri.

16 dakika önce
3











Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·