Gurbette geçen 60 yılın ardından, çoğumuzun kabul etmek istemediği ama apaçık ortada olan bir gerçeği, geçen hafta Türkiye’ye dönüp de Hollanda’ya geri dönmek için ev arayan köylüm dile getirdi. Balonu patlattı dedi.
Bu balon da neyin nesi diye soranlara şunu söyleyeyim. Diasporadaki Türkler olarak geçtiğimiz 60 yılda buraya tutunmamızın sebebi kimi için buradaki refah, düzen, kanunlar, demokrasi ve insan hakları oldu. Sebep herkeste farklı ama sonuç aynı.
Bizler, Hollanda’nın kültürünün, kanunlarının, demokrasisinin, insan haklarının ve sosyal devletinin sunduğu imkânlar sayesinde bu toplumun farkına varmadan bir parçası hâline gelmişiz; kimi az, kimi çok.
Yıllarca Avrupa’da yaşadığımız ülkelerde en kötü işleri yaptık; itildik, kakıldık, bazen hor görüldük, bazen suçlu görüldük. Yöneticilerin beceriksizliğinin ve dönemlerin ekonomik, konjonktürel kötüye gidişinin soğuk rüzgârların günah keçisi hep gurbetçiler oldu.
İşte bu yüzden, anavatanın en küçücük başarısı suni olsa bile bizi gurbette çok mutlu etti, gururlandırdı ve umutlandırdı.
Avrupa’daki gurbetçi, buradaki hor görülmeden ve ayrımcılıktan dolayı kendi içine kapandı; camilere, derneklere, kahvelerine, cemaatlere ve tekkelere sığındı. Kendi içimizde güvenli alanlar, konfor alanları yarattık. Dolayısıyla o alanların sunduğu doğru ya da yanlış bilgiyle bazen coştuk, bazen üzüldük bazen de mahcup oldu.
Ve bir türlü yaşadığımız ülkeleri, toplumları benimseyemedik. Beynimizin derinlerinde bir gün vatanımıza döneceğiz diyorduk. Bu kendi içine çekilenlerin çoğu maalesef yaşadıkları ülkeyle tam anlamıyla kaynaşamadı; her krizde suçlu gösterilen bizler ister istemez yabancı hissiyatı ve ayrımcılık duygusu yükseldi.
Türkiye’deki umut verici gelişmeler yalan da olsa, izlediğimiz haber bültenlerinde ya da bol hava, bol gaz, bol soslu, tarihi bile çarpıtan dizilerin ekranlarındaki taraftar görüntülerinde ve günümüzün meşhur kelimesi olan trollerin balonlarında bizi umutlandırıp mutlu etti.
Ayrıca Türkiye’de yaz aylarında geçirdiğimiz bol Euro’lu kısa dönem tatilimiz toz pembe geçiyor. Biraz köyünde, şehrinde; biraz toprağından, biraz suyundan, biraz havasından, biraz sahil kenarında nefes alıyoruz ve zaman o kadar hızlı geçiyordu ki farkına varmadan, yani doymadan geri dönüşler başlıyordu.
Buranın sosyal devlet imkânları sayesinde köylüm gibi Türkiye’ye geri dönüş hayalini gerçekleştirdikten sonra, amiyane tabirle Hanya’yı Konya’yı görüp gerçeklerle yüzleştiler.
O hayal ettiğimiz vatan, ne bizim hayalimizdeki vatan ne de o televizyonlardaki toz pembe görsellerdeki ülke. Bizim burada alıştığımız düzen, sistem ve insan ahlakı ne bize ne de burada yaşadığımız Avrupalı’ya benziyor.
Orada yaşayan öz yakınlarımıza yabancılaşmışız; oranın hayatından ve yaşantısından kopmuşuz; bize benzemiyorlar.
Oysa burada ismimiz Türk de olsa Hollandalı olduğumuzu; Hollandalı gibi sistemli, düzenli, adaletli, demokrat olduğumuzu görmüşler.
Orada hiç bize benzemeyen bir toplumla karşı karşıya kaldık. Ne bizi kendilerinden sayıyorlar malum adımız “Almancı” ne de biz onlarla çoğu alanda aynı şeyi düşünüyoruz.
Köylüm, anavatana gitmeden önce gözünde öyle büyütmüştü; balonu şişirdikçe şişiriyordu. Bak filan yerde gaz, filan yerde petrol; şöyle uçak, böyle traktör yaptık; yollar duble, her yere uçakla gidiliyor; IHA’lar SIH’larimiz var, koca koca hastaneler yapıyoruz, şifa var, mutluluk var; ekonomi her yıl rekordan rekora koşuyor, bolluk var bolluk diyordu.
Türkiye’yi Avrupalıların kıskandığını söylüyordu.
Mustafa, gittim, gördüm; vallahi yaşadıklarım, gördüklerim ne kadar içi boş, hava dolu olduğunu; çürümüşlüğü, ahlak değerlerinin yok olmuşluğunu yaşayarak gördüm.
Ne o televizyondaki renkli hayatlar ne uçmamız ne kaçmamız var; en önemlisi, insanlarda vicdan yok olmuş. Adalet dersen adalet hiç yok. Hak, hukuk, vicdan ne inananda ne inanmayanda; hepsi uçmuş gitmiş.
Bu bir kesimde değil, yukarıdan aşağıya yerin dibini bulmuş; yalan dolan, hırsızlık diz boyu.
Birbirini kandırma, birbirini dolandırma; köşeyi emeksiz dönmeye odaklanmış bir topluluk. Adam kayırma; onun adamı, benim adamım… Sanki herkes başka yerden gelmiş de bir taraf başa geçince diğerinin ne hakkı var ne hukuku; düşman görüyor.
Köylümün “balonu patlatması”, aslında 60 yıllık bir yanılsamanın sona ermesidir. Bu yanılsama şuydu: “Bir gün döneceğiz, Türkiye’de yaşayacağız, orada mutlu olacağız.”
Ancak Hollanda’daki sosyal devlet, refah ve düzen içinde geçen on yıllar sonra Türkiye’ye dönüş, artık pratik ve duygusal olarak imkânsız hâle gelmiştir. Hastanede refakatçisiz tedavi alamamak, trafikte kırmızıda beklemenin bile kabahat olduğu bir düzende Hollanda’nın düzenine alışmış bir zihin, Türkiye’nin kaotik, haktan hukuktan uzak gündelik hayatına uyum sağlayamamaktadır.
İşte “balonun patlaması” budur. Köylüm, Türkiye’ye dönüş hayalini gerçekleştirmeye çalışırken aslında oraya ait olmadığını yaşayarak fark etmiş.
Mustafa, seninle de çok tartışmıştık; bir zamanlar ben de bu toz pembe hikâyeye inanan ve şiddetli savunan biriydim, biliyorsun. Şimdiki fikrim şu, kim yalanla dolanla bu balonu ne kadar şişirirse şişirsin; geçim olmadan, ekonomi olmadan, adalet olmadan hak olmaz, hukuk olmaz, vicdan olmaz, edep olmaz, ahlak olmaz, güven huzur mutluluk hiç olmaz.
Türkiye’de kimse kimseyi sevmiyor, kimse kimseye güvenmiyor; kimin eli kimin cebinde, kim dindar, kim milliyetçi, kim hain, kim vatanını seviyor, kim sevmiyor, hiç belli değil. Çalışan hakkını alamıyor, çalışmayan ise ne yapacağını bilmiyor. “İş çok” diyordum; evet, iş var ama kölelik seviyesinde iş var, artık insan onuruna kıyışır iş var demiyorum. Emekliyi hiç konuşmuyorum; zaten Allah yardımcı olsun onlara. Milletin adalete güveni hiç yok; ağzını açan, bu gidişatı beğenmeyen fikrini söyleyen içeri atılıyor.
Adalet olmadan devlet olmaz, huzur olmaz, mutlu bir millet olmaz. Onun için bir an evvel evimi çıkarıp Hollanda’ya temelli geri döneceğim, diyor.
Bu şişirilmiş balona inanmış bir köylü gelir bin nasihate inanmaz ama ; balonun yaşayarak, bizzat görerek boş olduğunu görür ve patlatır
Sağlıkla kalın; şişirilmiş balonlara değil, ayakları yere basan gerçeklere inanın. Adalete, ahlaka ve vicdana bağlı kalarak gerçeklerden ayrılmayın ve birbirinize saygıyla sevgiyle kalın.
The post Balon Patladı first appeared on Hollanda Haberleri.

53 dakika önce
6













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·