Bir çocuk dünyayı önce annesinin gözlerinden değil, annesinin sinir sistemi üzerinden tanır.
Henüz kelimeler yokken bile bir annenin sesi, bakışı, nefesi, kaygısı, huzuru ve sevgisi çocuğun ruhuna yazılır.
Bu yüzden annelik yalnızca bakım vermek değildir.
Annelik; bir insanın başka bir insanın sinir sistemine dokunmasıdır.
Bir psikolog olarak yıllardır şunu çok net görüyorum:
Birçok annenin taşıdığı yük yalnızca bugünün yükü değildir.
Onlar kendi çocukluklarının sessiz izlerini de taşırlar.
Sevilmek için güçlü olmak zorunda kalan kadınlar…
Duygularına alan açılmadan büyüyen kız çocukları…
Hata yapma hakkı tanınmayan anneler…
Fedakârlığı sevgi sanarak büyütülen nesiller…
Ve sonra bir gün o kız çocukları anne olur.
İşte tam burada çok önemli bir farkındalık başlıyor:
Anne dediğimiz kişi de bir zamanlar anlaşılmak isteyen bir çocuktu.
Psikanaliz bize bunu hatırlatır.
Bir annenin davranışlarının arkasında çoğu zaman kendi yaraları, korkuları, eksik kalan
ihtiyaçları ve öğrenilmiş savunmaları vardır.
Carl Jung’un söylediği gibi anne sadece biyolojik bir figür değildir.
Anne; güveni, aidiyeti, korunmayı, bağımlılığı, kaybı, ayrışmayı ve yeniden doğumu temsil eden güçlü bir arketiptir.
Bu yüzden “anne” kelimesi birçok insanın içinde aynı anda hem sıcaklık hem özlem, hem huzur hem kırgınlık uyandırabilir.
Çünkü bazı çocuklar sevilebilmek için kendileri olmaktan vazgeçmiştir.
Sessiz çocuk olmuşlardır…
Başarılı çocuk…
Sorun çıkarmayan çocuk…
Hatta bazen ebeveyninin duygusal yükünü taşıyan küçük bir yetişkin…
Oysa çocukların görevi yük taşımak değil, büyümektir.
Anneler Günü’nde belki de anneliğe kusursuzluk penceresinden değil, insanlık penceresinden bakmalıyız.
Winnicott’un çok kıymetli bir sözü vardır:
“Mesele mükemmel anne olmak değil, yeterince iyi anne olabilmektir.”
Çünkü sağlıklı annelik; hiç yorulmamak değildir.
Her şeyi doğru yapmak değildir.
Hiç hata yapmamak değildir.
Sağlıklı annelik bazen “Ben de zorlanıyorum” diyebilmektir.
Bazen özür dileyebilmektir.
Bazen çocuğunu dinlerken kendi içindeki çocuğu da fark edebilmektir.
Ve belki en önemlisi şudur:
Bir çocuğun ihtiyacı mükemmel bir anne değil, duygusal olarak ulaşılabilir bir annedir.
Ben de bir anne olarak biliyorum ki annelik; insanın hem en güçlü hem en kırılgan hâlidir.
Bazen bir sarılışta iyileşiriz, bazen bir cümlede eksiliriz.
Ama sevgiyle kurulan her sağlıklı bağ, nesiller boyunca aktarılacak görünmez bir mirastır.
Tüm annelere şunu söylemek isterim:
Kendinize biraz daha şefkat gösterin.
Yorgunluğunuzu inkâr etmeyin.
Sürekli güçlü olmak zorunda değilsiniz.
Çünkü çocuklar kusursuz anneleri değil, gerçek anneleri hatırlar.
Ve bazen bir çocuğun en büyük iyileşmesi, annesinin kendi yaralarıyla yüzleşmeye cesaret etmesiyle başlar.
Kalbi annelik duygusuyla atan bütün kadınların her günü kutlu olsun

Çünkü sevgiyle dokunan her anne, aslında bir neslin ruhuna dokunur

The post Anne: İlk Sinir Sistemi İlk Ayna İlk Dünya first appeared on Hollanda Haberleri.

2 hafta önce
52













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·