Yeni yayımlanan belgeler Epstein’ın Mossad bağlantılarını yeniden gündeme taşıdı

2 gün önce 59

Epstein’a ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.

Dosyalarda yer alan gizli muhbir beyanına dayalı, Ekim 2020 tarihli ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) raporunda, Epstein’ın İsrail istihbaratı Mossad ile bağlantılı olabileceğine ilişkin iddialar dikkati çekti.

Muhbir, Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörlerinden Alan Dershowitz’in, varlıklı ailelerin çocukları üzerinde etkili olduğunu, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında bulunduğunu öne sürdü.

Dershowitz’in İsrail istihbaratıyla bağlantılı olduğu kanaatine vardığını aktaran muhbir, Dershowitz’in, dönemin Florida Güney Bölgesi Savcısı Alex Acosta’ya, Epstein’ın hem ABD hem de müttefik ülke istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğunu söylediğini iddia etti.

Dershowitz ile Epstein arasındaki telefon görüşmelerine tanıklık ettiğini belirten muhbir, bu görüşmelerin ardından İsrail istihbaratının Dershowitz ile temasa geçerek bilgi aldığını öne sürdü.

Epstein’ın, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile yakın olduğu ve onun döneminde istihbarat faaliyetleriyle bağlantılı şekilde yetiştirildiği yönünde iddialarda bulunan muhbir, tüm bu bilgiler ışığında Epstein’ın Mossad tarafından yönlendirilen bir ajan olduğu kanaatine vardığını kaydetti.

Muhbir, Trump’ın ilk başkanlık döneminde İsrail tarafından etki altına alındığını, damadı Kushner’ın ise Başkan’ın karar alma süreçlerinde belirleyici rol oynadığını öne sürdü.

Epstein ve Barak mesajlarındaki “Mossad” atfı

Dosyalarda, Epstein ve eski İsrail Başbakanı Barak’ın birçok konuşması yer alırken, ikilinin konuşmalarında iki farklı zamanda Mossad’a atıfta bulunulduğu görüldü.

Dosyaya göre, Epstein, 17 Aralık 2018’de yolladığı e-postada, Barak’a “Mossad için çalışmadığımı açıkça belirtmelisin. :)” dedi.

Epstein, 9 Kasım 2017 tarihli e-postada ise Barak’a “Boies, eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar yapmak için bulmasına yardım etmeni istedi mi? Bu konu basında çok yer alıyor.” ifadesini kullandı.

Öte yandan, Barak cevabında bu konuya ilişkin bir ifade kullanmayarak Epstein’dan kendisini aramasını istedi.

“Belgeler Trump’a yönelik şantaj niteliği taşıyor” iddiası

Epstein dosyalarının bir bölümünün daha kamuoyuna sunulmasının ardından sosyal medyada bazı kullanıcılar, Epstein dosyalarının zamanlamasına dikkati çekerek, bunu Trump’ın İran politikasıyla ilişkilendirdi.

Belgelerin, Trump’a yönelik hem uyarı hem de mesaj niteliği taşıdığı ve “siyasi baskı aracı” olarak kullanıldığı öne sürülen paylaşımlarda, Trump’ın İran’a yönelik askeri adım atmaması durumunda daha fazla belgenin kamuoyuna sızdırılabileceği iddia edildi.

Hristiyan nasyonalist aktivist ve podcast sunucusu Nick Fuentes, programında, Epstein dosyalarının “Trump’ın başının üzerinde bir hançer gibi asılı durduğunu” söyledi.

Fuentes, “Epstein dosyaları bugün yayımlanıyor. İran ile ikinci savaşımız için hazırız. Ne tesadüf. Yani Trump bizi İran’la savaşa sokmazsa hançer iner. Trump, İsrail lobisiyle veya milyarderlerle işbirliği yapmazsa hançer iner.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya platformlarındaki birçok kullanıcı da dosyaların yayımlanma zamanına ilişkin olarak, “Mossad, Tel Aviv’deki bir kasada Trump’ın çocuklara tecavüz ettiğini gösteren kasetler tutuyor ve onu ellerinde tutuyorlar.” ve “Bu kasetlerin yayımlanması, Trump’ı İran’a savaş açmaya zorlamak içindi, aksi takdirde kasetleri yayımlayacaklardı.” gibi iddialarda bulundu.

ABD’li milyarder Epstein, eski MI6 ve Mossad mensupları yardımıyla Libya’nın varlıklarına göz dikmiş

ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmakla suçlanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’a ilişkin belgeler, Epstein ve çevresinin, İngiliz istihbarat teşkilatı MI6 ile İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad’ın eski mensuplarıyla birlikte, Libya’nın yeniden inşasına yardımcı olma bahanesiyle Libyalı yetkililerden haraç almak ve devlet varlıklarına el koymak yönünde planları görüştüklerini ortaya koyuyor.

Epstein’a ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti.

Dosyalarda yer alan, Epstein’e gönderilen Temmuz 2011 tarihli bir e-posta’da, Epstein ve çevresinin, Libya’daki siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamını fırsata çevirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu iddialarını yeniden gündeme taşıyor.

Söz konusu e-postada, Libya’ya ait olduğu belirtilen ve uluslararası alanda dondurulmuş yaklaşık 80 milyar dolarlık fonun bulunduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD’de yer aldığı ifadesi bulunuyor.

E-postada, “Libya’ya ait çalınmış ve zimmete geçirilmiş” varlıkların gerçek tutarının bu miktarın üç ila dört katı olabileceği tahmininde bulunularak, söz konusu paraların küçük bir bölümünün dahi tespit edilip geri alınmasının “milyarlarca dolarlık kazanç” anlamına geleceğinin vurgulandığı görülüyor.

Libya’nın yeniden inşası ve ekonomisinin canlandırılması için gelecekte en az 100 milyar dolarlık harcama planlandığı belirtilen e-postada, bu sürecin “daha büyük bir fırsat” sunduğu ifadesi yer alıyor.

E-postada, Libya’nın kişi başına düşen nüfus, enerji rezervleri ve okuryazarlık oranları açısından zengin bir ülke olduğuna, bu durumun finansal ve hukuki girişimler açısından avantaj sağladığına dikkat çekiliyor.

Yazışmada, bazı uluslararası hukuk firmalarıyla bu konuda “başarı ücreti” esasına dayalı çalışmalar konusunda görüşmeler yapıldığı aktarılarak, daha önce MI6 ve Mossad’da görev yapmış bazı kişilerin, Libya’ya ait olduğu iddia edilen varlıkların tespiti ve geri kazanılması sürecine destek vermeye istekli olduğu ifadeleri yer alıyor.

E-postada, bu sürece erken dahil olunması halinde bunun “önemli bir fırsat” olacağı vurgusu da bulunuyor.

Belgelerde yer alan bu yazışmalar, Epstein ve çevresinin, Libya’daki siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamını fırsata çevirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu iddialarını yeniden gündeme taşıyor.

Jeffrey Epstein olayı

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında, Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein’ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.

 

AA

Sonrası Yeni yayımlanan belgeler Epstein’ın Mossad bağlantılarını yeniden gündeme taşıdı Gazeteci ilk ortaya çıktı.

Makalenin tamamını oku