Aksa Üniversitesi Barınma Konseyi Başkanı Fayiz Ebu Hacar ise yaşanan su krizinin yanı sıra halk sağlığını tehdit eden diğer krizlere dikkati çekti.
Yerleşke içinde ve dışındaki çadırların büyük kısmının kanalizasyon suları altında kaldığına işaret eden Ebu Hacar, bunun özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar arasında salgın hastalıklar ve cilt hastalıklarının yayılmasına neden olduğunu söyledi.
Ebu Hacar, barınma merkezindeki jeneratörlerin çalıştırılması ve kuyulardan su çekilmesi için yakıt ve onarım için gerekli yedek parçaların temin edilmesi çağrısı yaptı.
Nüfus dar bir alana hapsedildi, su kaynakları imha edildi
Han Yunus Belediyesi Basın Sorumlusu Yunus Saib el-Lekkan ise “İsrail, 300 bin metreden fazla su şebekesini tamamen yok ettiği gibi 34 su kuyusunu da doğrudan hedef aldı.” diyerek, Gazze’deki su krizinin nedenlerine değindi.
“25 kilometrekareyi aşmayan bir alanda 900 binden fazla insan yaşıyor.” diyen Lekkan, Han Yunus’un batısındaki nüfus yoğunluğunun sınırlı su kaynakları üzerindeki baskıyı da artırdığını dile getirdi.
Yakıt ve yağ sıkıntısı nedeniyle, çalışır durumdaki su pompaları ve kuyularının da devre dışı kalabileceği ve bunun da bölgede insani bir kriz yaşanmasına neden olabileceği uyarısı yapan Lekkan, çadırların etrafında biriken atıkların da kemirgenler ile böceklerin yayılmasına, bunun da çevre krizinin yanı sıra cilt hastalıklarına yol açtığına dikkati çekti.
Su yok, hastalık çok
Üniversite çevresinde bir çadırda yaşayan Muhammed el-Mısri de ailesinin içme ve kullanma suyu sıkıntısı yaşadığını söyledi.
Mısri, suyun 4 günde bir geldiğini, çocuklarının su kıtlığı ve kirlilik nedeniyle cilt hastalıklarına yakalandığını dile getirdi.
Çevrelerinde biriken atıklara işaret eden ve sivrisinekler, böcekler ve kemirgenlerle birlikte yaşadıklarını aktaran Mısri, su ve salgın hastalık sorununa çözüm bulunmasını istedi.
Ummu Abdullah da su, çöp, sinek ve haşerattan çok çektiklerini anlattı.