İftar Çılgınlığı: Aynı Masalar, Aynı Yüzler, Aynı Fotoğraflar

1 hafta önce 76

Merhaba Sevgili dostlar Ajandama bakıyorum. Daha Ramazan başlamadan neredeyse her akşam dolu. Öyle ki bazı günler iki ayrı iftara davetliyim. Mekân değişiyor, masa örtüsü değişiyor, ama yüzler değişmiyor. Aynı insanlar, aynı selamlaşmalar, aynı fotoğraflar.

Buna bir isim koymak gerekiyor: İftar çılgınlığı.

Yanlış anlaşılmasın. İftar sofraları kıymetlidir. Birliktir, paylaşmaktır, hatır sormaktır. Fakat burada artık başka bir şey var. Bir ritüel tekrarına dönüşen, içeriği zayıflamış bir organizasyon kültürü.

Soru net: Bu iftarlar kimin için?

Salonlar dolu. Davetliler belli. Çoğu iş sahibi, çoğu düzenli gelire sahip, çoğu zaten yıl boyunca aynı çevre içinde olan insanlar. Kimse aç değil. Kimse iftar bulamadığı için orada değil.

O zaman soralım:

Bu iftar gerçekten ihtiyaç sahibine mi ulaşıyor?

Yoksa kurumsal görünürlük ihtiyacını mı karşılıyor?

Dayanışma mı, temsil mi?

Yıllardır STK’lara aynı çağrıyı yapıyoruz. Ramazan bütçeleri ciddi rakamlara ulaşıyor. Salon kiraları, catering giderleri, süslemeler, afişler, plaketler… Toplam tabloya baktığınızda bir gecelik organizasyon için harcanan bütçe ile Türkiye’de bir köyde aylarca erzak dağıtılabilir. Deprem bölgesinde bir ailenin kirası ödenebilir. Afrika’da su kuyusu açılabilir. Hollanda’da dar gelirli bir öğrenciye burs sağlanabilir.

Ama biz ne yapıyoruz?

Aynı grubu bir salondan alıp diğerine taşıyoruz.

Görünürlük mü, Gönüllülük mü?

Ramazan; reklam ayı değil, muhasebe ayıdır.

Paylaşmanın en sade, en gösterişsiz halidir.

Fakat son yıllarda iftar organizasyonları bir tür kurumsal vitrine dönüştü. Fotoğraf verildi, sosyal medya paylaşıldı, teşekkür konuşmaları yapıldı. Ertesi gün başka bir iftarda aynı kare tekrarlandı.

Şunu açıkça söyleyelim:

Bu eleştiri iftara değil, niyetsiz tekrar kültürüne.

Gerçek ihtiyaç sahibi kapıya gelmiyor olabilir. Çünkü o zaten davet listesinde yok. O, bu salonların sosyal ağında yer almıyor.

Alternatif mümkün

İftar verilecekse;

Gerçekten maddi sıkıntı yaşayan ailelere açık olsun.

Öğrencilere, yalnız yaşayan yaşlılara, yeni göç etmiş ailelere ulaşsın.

Gösterişten uzak, sade sofralar kurulsun.

Ya da radikal bir adım atılsın:

Bir yıl salon iftarı yapılmasın. Bütçe doğrudan yardıma aktarılsın. Şeffaf raporlansın. Kimlere ulaşıldığı açıklansın.

İnanın bu daha güçlü bir mesaj olur.

Ramazan’ın ruhu ne diyor?

Ramazan bize açlığı hatırlatır. Aç olmayanların birbirine yemek ısmarlamasını değil.

Bu yazı bir kırgınlık değil. Bir çağrı.

Aynı yüzleri görmekten değil, aynı alışkanlıkları sorgulamamaktan yorulduk.

Belki bu Ramazan bir STK çıkar ve şunu der:

“Bu yıl iftar vermiyoruz. Bu yıl bütçemizi tamamen ihtiyaç sahiplerine aktarıyoruz.”

İşte o zaman gerçekten farklı bir Ramazan yaşamış oluruz.

Samimiyet biraz cesaret ister.

Ramazan da tam olarak bunu öğretir.

Hayırlı Ramazanlar dilerim

Mahmut Eröztürk

The post İftar Çılgınlığı: Aynı Masalar, Aynı Yüzler, Aynı Fotoğraflar first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku