Hollanda’da Psikolojik Rahatsızlıklardaki Artış İş Gücü Piyasasını Zorluyor

1 saat önce 16

Yetkililer, bu durumun sadece iş gücü açığını büyütmekle kalmadığını, aynı zamanda devlete milyarlarca avroluk ek maliyet getirdiğini belirtiyor.

Psikolojik rahatsızlıklar öne çıkıyor

Sosyal sigortalar kurumu UWV verilerine göre, iş göremez durumda olanların yüzde 44’üne psikolojik rahatsızlık teşhisi konuldu. Bu oran bir önceki yıla göre artış gösterdi. Özellikle 40 yaş altındaki kadınların daha fazla etkilendiği ifade edilirken, genç erkeklerde de benzer şikâyetlerin arttığı gözleniyor.

Uzmanlar, bu artışı iş gücü piyasasındaki sıkışıklık, sosyal medya kullanımı ve evden çalışmanın yaygınlaşması gibi faktörlerle ilişkilendiriyor. Bu gelişmelerin iş ve özel hayat arasındaki sınırları bulanıklaştırdığı belirtiliyor.

Avrupa ile karşılaştırma

Hollanda’daki iş göremezlik oranı yaklaşık yüzde 8,5 seviyesinde bulunuyor. OECD verilerine göre ülke, Avrupa’nın ortalarında yer alıyor. Bu oran, Almanya ve Belçika gibi bazı komşu ülkelere kıyasla daha düşük.

Buna karşın, psikolojik nedenlerle işten uzaklaşma eğilimi Avrupa genelinde de artıyor. Almanya’da son 10 yılda bu tür vakaların yüzde 30 arttığı, Belçika’da ise uzun süreli iş göremezlik yaşayanların yaklaşık yüzde 40’ının depresyon, anksiyete veya tükenmişlik sendromu yaşadığı bildiriliyor.

Sistem tartışma konusu

Hollanda’nın iş göremezlik sistemi de tartışmaların merkezinde yer alıyor. Ülkede işverenler, hasta çalışanların maaşını iki yıl boyunca ödemekle yükümlü. Uzmanlara göre bu uygulama dünyada oldukça nadir görülüyor.

Diğer Avrupa ülkelerinde ise işverenlerin ödeme süresi genellikle birkaç hafta ile sınırlı kalıyor. Sonrasında sosyal güvenlik kurumları devreye giriyor. Hollanda’da ise işverenin sorumluluğu daha uzun sürdüğü için hem mali yük artıyor hem de yeniden işe dönüş süreci karmaşık hale gelebiliyor.

Çözüm arayışları

Uzmanlar, mevcut sistemin tamamen değiştirilmesinden ziyade daha etkin uygulanması gerektiğini savunuyor. Özellikle erken müdahale ve yeniden işe yönlendirme süreçlerinin hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor.

Örneğin Danimarka modelinde, hastalık izninin sekizinci haftasında çalışanlara “Ne yapabilirsiniz?” sorusu yöneltiliyor ve kişiler mümkün olan en kısa sürede yeniden aktif hale getirilmeye çalışılıyor.

Buna karşılık Hollanda’da sürecin daha bürokratik ve yavaş ilerlediği, özellikle serbest çalışanlar ve geçici işçilerin sisteme yeniden kazandırılmasının zor olduğu ifade ediliyor.

Siyasi eleştiriler

Uzmanlar ayrıca hükümetin daha çok önleyici politikalara odaklanması gerektiğini belirtiyor. Spor ve sağlıklı yaşamı teşvik eden programlarda kesintiye gidilmesinin eleştirildiği açıklamalarda, “İnsanların hasta olmasını önlemek, sistemi sürdürülebilir kılmanın en önemli yolu” değerlendirmesi yapılıyor.

Artan psikolojik rahatsızlıkların iş gücü üzerindeki etkisi, Hollanda’da önümüzdeki dönemde ekonomi ve sosyal politika tartışmalarının merkezinde yer almaya devam edecek gibi görünüyor.

Makalenin tamamını oku