Çocuklar Beklemeyi Nerede Öğrenir?

56 dakika önce 9

 

 

Günlük hayat giderek hızlandı.

 

Bir şey almak için günlerce beklemiyoruz. Bir filmi belirli bir saatte izlemek zorunda değiliz. Yemek, alışveriş, eğlence ve iletişim çoğu zaman birkaç dokunuşla ulaşılabilir hâle geliyor.

 

Bu hızın yetişkin yaşamını kolaylaştırdığı açık.

 

Fakat çocuklar açısından başka bir soru ortaya çıkıyor:

 

İstediğimiz pek çok şeye hızla ulaşabildiğimiz bir dünyada, bekleme becerisi nerede gelişiyor?

 

Beklemek çocuklar için her zaman kolay değildir.

 

Bir şey istediklerinde onu hemen istemeleri gelişimsel olarak oldukça anlaşılırdır. Küçük yaşlarda dürtülerini ertelemek, zamanı öngörmek ve “şimdi değil, biraz sonra” fikrini taşımak yetişkinlerdeki kadar gelişmiş değildir.

 

Bu nedenle bir çocuğun sabırsız olması tek başına problem değildir.

 

Asıl mesele, zaman içinde beklemeyi deneyimleyebileceği alanların olup olmamasıdır.

 

Bugün ebeveynlerin hayatını zorlaştıran noktalardan biri de burada başlıyor.

 

Restoranda yemek gelmesini bekleyen çocuk sıkılıyor.

 

Arabada yol uzuyor.

 

Bir yetişkin telefonda konuşurken çocuk bir şey anlatmak istiyor.

 

İstediği oyuncak hemen alınmıyor.

 

Ve çoğu zaman çocuğun beklerken yaşadığı huzursuzluğu mümkün olduğunca hızlı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.

 

Ekran açıyoruz.

 

Dikkatini başka yöne çekiyoruz.

 

“Tamam, alırız.” diyoruz.

 

“Bir dakika bekle.” demek yerine hemen cevap veriyoruz.

 

Bunların hiçbirini kötü ebeveynlik olarak görmek doğru olmaz.

 

Bazen gerçekten günü kurtarmamız gerekir. Bazen yorgunuzdur, bazen koşullar uygun değildir, bazen de en pratik çözüm budur.

 

Fakat burada üzerinde düşünmeye değer bir nokta vardır:

 

Çocuğumuz beklemekte zorlandığında, onun beklemeyi öğrenmesine mi yardımcı oluyoruz, yoksa beklemenin yarattığı rahatsızlığı hemen ortadan mı kaldırıyoruz?

 

Bu iki şey aynı değildir.

 

Bekleyebilmek yalnızca “uslu durmak” anlamına gelmez.

 

Çocuk beklerken içinde oluşan sıkıntıyla ne yapacağını da öğrenir.

 

Dikkatini başka bir şeye yöneltmeyi, zamanı geçirmeyi, sıranın kendisine gelmesini beklemeyi, bir isteğin hemen gerçekleşmemesine dayanmayı ve istediği şey için bir süre bekleyebilmeyi deneyimler.

 

Başka bir ifadeyle beklemek, yalnızca zaman geçirmek değildir.

 

Beklemek, çocuğun istediği ile ona ulaştığı an arasındaki mesafeyi taşıyabilme becerisidir.

 

Bu beceri bir günde oluşmaz.

 

Bir çocuğa sürekli “sabırlı ol” demek de tek başına yeterli değildir.

 

Çünkü sabır çoğu zaman anlatılarak değil, küçük günlük deneyimler içinde gelişir.

 

Yemek hazırlanırken birkaç dakika beklemek.

 

Bir yetişkin konuşmasını bitirene kadar sırasını beklemek.

 

Doğum gününe kadar istediği hediyeyi beklemek.

 

Bir oyunda sırasını beklemek.

 

İstediği bir etkinlik için hafta sonunu beklemek.

 

Bunların her biri oldukça sıradan görünür.

 

Fakat gelişim açısından sıradan deneyimler çoğu zaman önemlidir.

 

Burada önemli olan çocuğu gereksiz yere bekletmek değildir.

 

Ama hayatın doğal olarak içinde bulunan bekleme anlarını da sürekli ortadan kaldırmamaktır.

 

Çünkü çocuğumuzun yaşadığı her küçük sıkıntıya hemen çözüm üretirsek, farkında olmadan şu deneyimi azaltabiliriz:

 

“Şu anda istediğim olmuyor ama ben bununla baş edebilirim.”

 

Bu cümle çocuk açısından kıymetlidir.

 

Hayatta her şey istediğimiz anda gerçekleşmez.

 

Bazı hedefler emek ister.

 

Bazı ilişkiler zaman ister.

 

Bazı sonuçlar beklemeyi gerektirir.

 

Ve bazı istekler hiç gerçekleşmeyebilir.

 

Elbette çocukluk dönemindeki birkaç dakikalık bekleme deneyimi bütün yetişkinlik becerilerini tek başına belirlemez.

 

İnsan gelişimi bundan çok daha karmaşıktır.

 

Fakat çocuğun günlük yaşam içinde yaşadığı küçük deneyimler, zamanla kendisiyle ve istekleriyle kurduğu ilişkiye katkıda bulunabilir.

 

Ebeveyn açısından zor olan ise bazen bekleyen çocuk değil, bekleyen çocuğun huzursuzluğudur.

 

“Ne zaman?”

 

“Daha ne kadar?”

 

“Sıkıldım.”

 

“Şimdi istiyorum.”

 

Bu cümleleri tekrar tekrar duymak kolay değildir.

 

Belki de bu nedenle beklemeyi öğretmenin bir tarafı çocukla, bir tarafı da yetişkinle ilgilidir.

 

Çocuğun sabırsızlığına ne kadar dayanabiliyoruz?

 

Her şikâyeti hemen çözülmesi gereken bir problem olarak mı görüyoruz?

 

Yoksa zaman zaman ona şu mesajı verebiliyor muyuz:

 

“Beklemek zor olabilir. Ama bekleyebilirsin.”

 

Çocuğun ihtiyacı her zaman beklediği şeyin hemen gelmesi olmayabilir.

 

Bazen ihtiyacı, o kısa rahatsızlığın içinde kendisinin yapabildiğini deneyimlemektir.

 

Belki de bu yüzden kendimize şu soruyu sormaya değer:

 

Çocuğumuz bir şey istediğinde, ona yalnızca istediği şeyi mi veriyoruz, yoksa bazen bekleyebileceğini fark etmesi için de alan bırakıyor muyuz?

 

Çünkü beklemek, çocuğun istediğine ulaşamadığı boş bir zaman değildir.

 

İstediğine hemen ulaşamadığında kendisiyle ne yapacağını öğrendiği bir alandır.

 

Kimya Çiftçi Dumlu

Psikoloji Yüksek Lisans Mezunu • Sosyolog • Aile Danışmanı

Çocuk Gelişimi • Aile ve Ebeveynlik Çalışmaları

 

 

The post Çocuklar Beklemeyi Nerede Öğrenir? first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku