Rotterdam’ın kuzeyinde, Hillegersberg semtinde yükselen kum tepesinin bir efsanesi vardır. Rivayete göre Hillegonda adında güçlü bir kadın, eteğini kumla doldurur; yürüdükçe kumlar dökülür ve bir tepe oluşur. Yüzyıllar sonra o tepenin üzerine bir kilise kurulur: Hillegondakerk.

Gerçek elbette daha jeolojiktir; buzul çağından kalma doğal bir kumul tepesidir burası. Ama insan mekânı yalnızca taşla, toprakla kurmaz; hikâyeyle de kurar. 28 Şubat Cumartesi akşamı, o tepenin üzerindeki kadim kiliseye doğru yürürken tarihin ve efsanenin yan yana durduğu bir yere gittiğimi hissediyordum. İçeride ise bu kez türkü, taş duvarlarla buluşacaktı.
Akşamın ev sahibi Harmonius Korosu idi. Konserin adı “İz Bırakanlar”… İnsanın zihninde hemen bir soru beliriyor: İzi kim bırakır? Söylenen mi, söyleyen mi, yoksa dinleyenin yüreğinde yankılanan mı?

Kilise kapısından içeri girer girmez sıcak bir misafirperverlikle karşılandık. Yüksek tavanın altında yankılanan her fısıltı bile bir ezgiye dönüşmeye hazır gibiydi. Yerlerimizi aldık; artık söz müziğindi.
Sunumu üstlenen Fulden Obiz, akşamın kapısını araladı. İlk notalar yükseldiğinde tarih ile türkü arasında görünmez bir köprü kuruldu. Elif Kadak’ın sesi taş duvarlara değip geri döndü; ardından Cafer Karakuş sahne aldı. Her solo, mekânın akustiğiyle çoğaldı, derinleşti.
Sonra koro hep birlikte söyledi: “Akşam olur, karanlığa kalırsın…” O an insanın karanlığa kalası gelmiyor. Seslerin berraklığı içinde dalıp gidiyorsunuz; ama karanlığa değil… Maviliğe. Bir Antalyalı için mavilik bir reflekstir. Gözünüzü kapadığınızda deniz gelir, ufuk gelir. O akşam kilisenin kubbesi altında denizi duydum ben.

Koro şefi Nilsu Us, adeta o maviliklere açılan yelkenlerin rotasını çizer gibiydi. Her el hareketi bir yön tayiniydi. Dağılmadan, taşmadan, tam kararında bir akış…
Birinci bölümün sonlarına doğru sahneye Türkan Korkmaz çıktı ve “Bahçe Duvarını Aştım” diye başladı. İşte o an gecenin anlamı billurlaştı.
“Bahçe duvarı” sadece kerpiçten bir engel değildir. Türkünün dilinde o duvar, arzu ile gerçek arasına çekilmiş bir settir. Bir âşık için duvarın arkasında yar vardır. Bir çocuk için komşu bahçedeki elma ağacı… Duvar hem yasaktır hem davet. Hem mesafe hem umut.
O akşam Harmonius, duvarın arkasına sarkan özlemlerimizi görünür kıldı. Elmaya uzanan bir çocuğun heyecanını da sevdiğine kavuşmak isteyen bir yüreğin çarpıntısını da aynı iklimde buluşturdu. Kilisenin taşları arasında Anadolu’nun toprak kokusu dolaştı. Bin yıllık duvarlarla asırlık türküler birbirine selam verdi.
Rotterdam’da, bir efsanenin kumlarından yükselen o kilisede bir koro bize şunu hatırlattı: İnsan nereye giderse gitsin, içindeki bahçeyi de yanında taşır. Bazen bir türkü, o bahçenin duvarını aşmaya yeter.
Emek veren herkese teşekkür borçluyuz. Çünkü bazı akşamlar sadece dinlenmez; hafızaya kazınır. Bu da onlardan biriydi.
Kenan Özyiğit
The post Bahçe Duvarından Aşıran Konser first appeared on Hollanda Haberleri.

2 saat önce
16












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·