Avrupalı Liderler Venezuela Sonrası Trump’ı Eleştirme Konusunda Temkinli: Sırada Grönland Mı Var?

4 hafta önce 59

Avrupalı Liderler Venezuela Sonrası Trump’ı Eleştirme Konusunda Temkinli: Sırada Grönland Mı Var? Avrupa’da, ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri operasyonunun ardından dikkat çekici bir temkin hâkim. Operasyon kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun gözaltına alınarak New York’ta yargılanmak üzere ABD’ye götürülmesi, birçok Avrupa başkentinde siyasi ve hukuki soru işaretlerini beraberinde getirdi. Avrupalı liderler Maduro’nun iktidardan uzaklaştırılmasına açıkça üzülmüş değil. Avrupa ülkelerinin büyük bölümü Maduro yönetimini uzun süredir meşru kabul etmiyordu. Ancak buna rağmen, ABD’nin bir başka egemen ülkeye askeri müdahalede bulunmasına yönelik güçlü bir destek ya da açık bir onay da dile getirilmiyor. Uluslararası hukuk uzmanlarına göre, bir ülkenin başka bir egemen devlete askeri güç kullanarak müdahale etmesi, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nda yer alan güç kullanma yasağıyla çelişiyor. Avrupa ülkeleri bu ilkeyi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Ukrayna’daki savaş nedeniyle eleştirirken sıkça vurgulamıştı. AB’den ve Almanya’dan temkinli mesajlar Ancak söz konusu ABD olunca, Avrupa’nın dili belirgin biçimde yumuşuyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Washington’u doğrudan eleştirmekten kaçınarak, “Venezuela halkını destekliyoruz ve barışçıl, demokratik bir geçişten yanayız. Her çözüm uluslararası hukuka ve BM Şartı’na saygılı olmalıdır” açıklamasını yaptı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise ABD’nin eylemini değerlendirmekten kaçındı. Merz, operasyonun “hukuken karmaşık” olduğunu söylemekle yetindi. “Avrupa’nın ABD’ye ihtiyacı var” Analistlere göre bu ihtiyatlı tutumun temel nedeni, Avrupa’nın güvenlik alanında ABD’ye duyduğu ihtiyaç. Özellikle Ukrayna için uzun vadeli ve güçlü güvenlik garantileri arayan Avrupalı liderler, Washington’la açık bir gerilimden kaçınmayı tercih ediyor. Buna karşın Avrupa’da herkes aynı çizgide değil. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Maduro yönetimine yönelik sert eleştirilerini sürdürürken, “dış askeri müdahalelerin totaliter rejimleri sona erdirmenin doğru yolu olmadığını” savundu. Ancak Meloni de Trump’ın adımını açıkça kınamadı. Meloni’ye göre, bir ülkenin “hibrit saldırılara” karşı kendini savunması meşru kabul edilebilir; devlet kurumlarının uyuşturucu ticaretini teşvik etmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir. “Güçlünün hukuku” endişesi Avrupa’daki daha geniş kaygı ise uluslararası düzenin geleceğine ilişkin. Birçok Avrupalı diplomat, Trump yönetiminin BM kurallarına dayalı uluslararası sistemi giderek daha az dikkate aldığı görüşünde. Bu da “hukukun yerini güç mü alacak?” sorusunu gündeme getiriyor. Bu endişeler, yalnızca Venezuela ile sınırlı değil. Çin’in Tayvan üzerindeki iddiaları ve ABD’nin uzun süredir Grönland’a yönelik ilgisi, Avrupa’da daha geniş bir jeopolitik kırılganlık algısını besliyor. Grönland yeniden gündemde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Venezuela’ya ilişkin basın toplantısında Trump’ın “söylediklerini ciddiyetle hayata geçirdiğini” vurgulayarak dünyaya uyarıda bulundu. Bu açıklama, Avrupa’da tedirginliği artırdı. Trump, Aralık ayında Grönland’ı “elde etmek zorunda olduklarını” söylemişti. Venezuela operasyonunun ardından bu sözler yeniden hatırlatıldı. Trump’ın üst düzey danışmanlarından birinin eşi olan Katie Miller’ın, sosyal medyada Grönland’ı ABD bayrağının renkleriyle gösteren bir görsel paylaşması tartışmaları daha da alevlendirdi. Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölge. Danimarka’nın Washington Büyükelçisi Jesper Møller Sørensen, söz konusu paylaşıma sosyal medya üzerinden yanıt vererek, “ABD ile Danimarka yakın müttefiklerdir ve öyle kalmalıdır. Danimarka Krallığı’nın toprak bütünlüğüne tam saygı bekliyoruz” dedi. Venezuela’daki gelişmelerin ardından, Trump’ın Grönland’a yönelik söylemleri Avrupa’da bir kez daha dikkatle izlenmeye başlanmış durumda.  
Makalenin tamamını oku