Hollanda Diyanet Vakfı’dan Lahey’de Ulusal Barış Sofrası

1 saat önce 20


Hollanda Diyanet Vakfı’dan Lahey’de Ulusal Barış Sofrası

Lahey, 12 Mart 2026 – Ramazan ayı vesilesiyle dini liderler, yöneticiler, diplomatlar ve sivil toplum temsilcileri Lahey’deki Leonardo Royal Hotel’de düzenlenen yıllık Barış Sofrasında bir araya geldi. Bu yılki buluşmanın ana teması “Kutuplaşmaya Karşı Birlikte” oldu.

Hollanda Diyanet Vakfı (HDV) tarafından düzenlenen barış sofrası, farklı köken ve inançlara sahip insanları aynı masa etrafında buluşturarak diyalog, saygı ve iş birliğinin önemini vurgulamayı amaçladı. Programın açılışını moderatör Ertuğrul Cavlak yaptı. Programa Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen, Lahey Liberal Yahudi Cemaati Hahamı Marianne van Praag, Rotterdam Piskoposu Hans van den Hende, Ayrımcılık ve Irkçılıkla Mücadele Ulusal Koordinatörü Rabin Baldewsingh ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Hollanda Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan da konuşmacı olarak katıldı.

Barış, Samimi Temasla Başlar
HDV Genel Sekreteri Recep Ayaz, açılış konuşmasında barışın insanlar arasındaki buluşma ve fikir alışverişiyle başladığını vurguladı. Karşılıklı anlayışın, politika belgelerinde değil; insanların birbirini dinlemeye hazır olduğu samimi sohbetlerde ortaya çıktığını ifade etti. Ayaz, Hollanda’da farklılıkların tehdit olarak değil, zenginlik olarak görülmesi gereken bir toplum yapısına işaret etti. Dinî kuruluşların da toplumlar arasında köprü kurma konusunda ortak bir sorumluluk taşıdığını ifade etti.
Ayaz, barışın büyük söylemlerden çok; bir selam, açık yüreklilik ve karşısındaki insanı gerçekten tanıma arzusu gibi küçük jestlerle başladığını vurguladı.

Buluşmanın şehri Lahey
Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen, konuşmasında farklı dinî ve felsefi topluluklar arasındaki temasın önemine dikkat çekti. Hollanda Diyanet Vakfı’nın da topluma katkı sunan değerli bir kurum olduğunu belirten Van Zanen, dinî ve toplumsal kuruluşların toplumun güçlenmesinde ve karşılıklı anlayışın gelişmesinde vazgeçilmez bir rol üstlendiğini ifade etti. Kutuplaşmanın giderek daha görünür hâle geldiği bir dönemde, insanların birbirleriyle bağ kurmaya ve iletişim içinde kalmaya devam etmelerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Van Zanen, “Farklı kökenlere ve inançlara sahip insanların yaşadığı Lahey gibi bir şehirde, bizi bir arada tutan ortak değerleri aramaya devam etmeliyiz” dedi.

Dini değerler
Diğer dinî geleneklerin temsilcileri de konuşmalarında toplumsal bağların güçlendirilmesinin önemine değindi.
Rotterdam Piskoposu Hans van den Hende, Katolik sosyal öğretisinde yer alan ve kutuplaşmanın önlenmesine katkı sağlayabilecek dört temel kavrama işaret etti: insan onuru ve değeri, toplum yararı, dayanışma ile yetki ve sorumlulukların doğru düzeyde paylaşılması. Bir toplumun ancak insanların birbirlerine karşı sorumluluk hissetmeye ve görüş ayrılıklarına rağmen iletişim içinde kalmaya istekli olması hâlinde sürdürülebilir biçimde varlığını koruyabileceğini ifade etti.

Haham Marianne van Praag da konuşmasında dinler arası iletişimin ve farklı topluluklar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin önemini vurguladı.

Diplomasi, kültür ve sorumluluk
Salondaki Hollandalı misafirler tarafından büyük bir ilgiyle takip edilen konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin Hollanda Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan; diplomasi, kültürel bağlar ve toplumsal sorumluluk konularına değindi. Yazgan, alışılmış diplomatik protokol konuşmalarının ötesine geçen açık, samimi ve doğrudan bir üslup benimsedi.
Büyükelçi, her sabah uyandığında kendisine bir insan olarak o gün ne yapabileceğini ve bir diplomat olarak Hollanda’daki Türk toplumunun refahına nasıl katkıda bulunabileceğini sorduğunu belirtti. Diplomasinin yalnızca devletler arasındaki ilişkilerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda insanlar ve toplumlar arasında köprüler kurmayı da içerdiğini ifade etti.
Konuşmasında Türk tarihinden ve kültüründen çeşitli örnekler veren Büyükelçi Yazgan, uzlaşma, hoşgörü ve birlikte yaşama anlayışının Türk kültüründe güçlü bir yer tuttuğunu vurguladı. Tarih boyunca farklı dinlerin, kültürlerin ve halkların bir arada yaşayabildiği pek çok örneğin bulunduğunu hatırlattı.
Yazgan, günümüzde artan gerilim ve kutuplaşma ortamında bu hoşgörü ve karşılıklı anlayış geleneğinin toplumlar için önemli bir ilham kaynağı olabileceğini belirtti.

Ayrımcılık ve Irkçılıkla Mücadele
Ayrımcılık ve Irkçılıkla Mücadele Ulusal Koordinatörü Rabin Baldewsingh, konuşmasında herkesin kendini güvende ve saygı görmüş hissettiği bir toplumun önemine dikkat çekti. Bu tür buluşmaların, farklı topluluklar arasında iletişimi güçlendiren ve karşılıklı anlayışı destekleyen önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti.
Ayrıca bu yıl içinde Müslüman karşıtı ırkçılıkla mücadeleye yönelik özel bir birim oluşturmak istediklerini ve bu kapsamda somut adımlar atmayı hedeflediklerini katılımcılarla paylaştı.

Sofra
Konuşmaların ardından katılımcılar, kutuplaşma, sosyal medya ve vatandaşların toplumsal birlikteliğin güçlenmesindeki rolü gibi başlıklar etrafında sohbet etme fırsatı buldu.
Akşam programı iftar yemeğiyle devam etti. Sonrasında geç saatlere kadar salondan ayrılmayan davetliler, birbirleriyle samimi sohbetler gerçekleştirdi. Böylece barış ve karşılıklı anlayışın çoğu zaman sade ama içten temaslarla geliştiği bir kez daha görüldü.

Barış mesajı
HDV Barış Sofrası, dinî ve toplumsal kuruluşlar arasında iş birliğinin mümkün olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Toplumsal gerilimlerin hissedildiği bir dönemde gerçekleşen bu buluşma, iletişim, karşılıklı saygı ve iş birliğinin barışçıl ve kapsayıcı bir toplumun inşasında ne kadar önemli olduğunu gösterdi.



NL

Nationale Vredestafel van HDV in Den Haag brengt religieuze en maatschappelijke leiders samen

Den Haag, 12 maart 2026 – Ter gelegenheid van de ramadan kwamen religieuze leiders, bestuurders, diplomaten en vertegenwoordigers van maatschappelijke organisaties samen in Den Haag voor de jaarlijkse Vredestafel, georganiseerd door de Hollanda Diyanet Vakfı (HDV). De bijeenkomst vond plaats in het Leonardo Royal Hotel Den Haag Promenade en stond dit jaar in het teken van het thema “Samen tegen polarisatie”.

De Vredestafel had als doel mensen met verschillende achtergronden en geloofsovertuigingen samen te brengen rond één tafel en het belang van dialoog, respect en samenwerking te benadrukken. Het programma werd geopend door moderator Ertuğrul Cavlak. Onder de sprekers bevonden zich onder meer de burgemeester van Den Haag Jan van Zanen, rabbijn Marianne van Praag, bisschop Hans van den Hende, nationaal coördinator tegen discriminatie en racisme Rabin Baldewsingh en de ambassadeur van Turkije in Nederland Fatma Ceren Yazgan.

Vrede begint met oprechte ontmoeting

In zijn openingswoord benadrukte HDV-secretaris-generaal Recep Ayaz dat vrede begint met ontmoeting en uitwisseling tussen mensen. Volgens hem ontstaat wederzijds begrip niet in beleidsdocumenten, maar in oprechte gesprekken waarin mensen bereid zijn naar elkaar te luisteren.

Ayaz wees erop dat verschillen in Nederland niet als een bedreiging, maar als een verrijking moeten worden gezien. Religieuze organisaties dragen volgens hem een gezamenlijke verantwoordelijkheid om bruggen te slaan tussen gemeenschappen. Vrede begint vaak niet met grote woorden, maar met kleine gebaren zoals een begroeting, openheid en de wil om de ander echt te leren kennen.

Den Haag als stad van ontmoeting

Burgemeester Jan van Zanen benadrukte in zijn toespraak het belang van contact tussen religieuze en levensbeschouwelijke gemeenschappen. Hij noemde HDV een waardevolle organisatie die een positieve bijdrage levert aan de samenleving.

Volgens Van Zanen spelen religieuze en maatschappelijke organisaties een onmisbare rol bij het versterken van de samenleving en het bevorderen van wederzijds begrip. In een tijd waarin polarisatie steeds zichtbaarder wordt, is het volgens hem essentieel dat mensen met elkaar in contact blijven.
“In een stad als Den Haag, waar mensen met verschillende achtergronden en overtuigingen samenleven, moeten we blijven zoeken naar de waarden die ons verbinden,” aldus de burgemeester.

Religieuze waarden en sociale verantwoordelijkheid

Andere religieuze vertegenwoordigers benadrukten eveneens het belang van sterke maatschappelijke banden.

Bisschop Hans van den Hende verwees naar vier kernbegrippen uit de katholieke sociale leer die kunnen bijdragen aan het voorkomen van polarisatie: menselijke waardigheid, het algemeen belang, solidariteit en een juiste verdeling van verantwoordelijkheden. Volgens hem kan een samenleving alleen duurzaam bestaan wanneer mensen zich verantwoordelijk voelen voor elkaar en bereid zijn ondanks verschillen met elkaar in gesprek te blijven.

Rabbijn Marianne van Praag onderstreepte op haar beurt het belang van interreligieuze dialoog en het versterken van relaties tussen verschillende gemeenschappen.

Diplomatie, cultuur en maatschappelijke verantwoordelijkheid

In een toespraak die met grote belangstelling werd gevolgd door het Nederlandse publiek sprak de Turkse ambassadeur Fatma Ceren Yazgan over diplomatie, culturele banden en maatschappelijke verantwoordelijkheid. Zij koos voor een open en persoonlijke toon die verder ging dan een traditionele diplomatieke rede.

De ambassadeur vertelde dat zij zich elke ochtend afvraagt wat zij die dag als mens kan doen en hoe zij als diplomaat kan bijdragen aan het welzijn van de Turkse gemeenschap in Nederland. Diplomatie, zo stelde zij, gaat niet alleen over relaties tussen staten, maar ook over het bouwen van bruggen tussen mensen en samenlevingen.

Aan de hand van voorbeelden uit de Turkse geschiedenis en cultuur benadrukte Yazgan dat waarden als verdraagzaamheid, compromis en samenleven diep geworteld zijn in de Turkse traditie. Volgens haar kan deze traditie van wederzijds begrip juist in een tijd van groeiende spanningen en polarisatie een belangrijke bron van inspiratie zijn.

Strijd tegen discriminatie en racisme

Nationaal coördinator Rabin Baldewsingh benadrukte in zijn bijdrage het belang van een samenleving waarin iedereen zich veilig en gerespecteerd voelt. Volgens hem bieden bijeenkomsten zoals deze een waardevolle gelegenheid om communicatie tussen verschillende gemeenschappen te versterken.

Hij kondigde tevens aan dat er dit jaar stappen worden gezet om een speciale eenheid op te richten die zich richt op de bestrijding van anti-moslimracisme.

Dialoog rond de tafel

Na de toespraken kregen deelnemers de gelegenheid om met elkaar in gesprek te gaan over thema’s zoals polarisatie, de invloed van sociale media en de rol van burgers bij het versterken van maatschappelijke samenhang.

Het avondprogramma werd voortgezet met een iftar-maaltijd. Veel gasten bleven tot laat in de avond napraten, wat opnieuw liet zien dat vrede en wederzijds begrip vaak ontstaan door eenvoudige maar oprechte ontmoetingen.

Boodschap van vrede

De HDV Vredestafel liet opnieuw zien dat samenwerking tussen religieuze en maatschappelijke organisaties mogelijk en waardevol is. In een tijd waarin maatschappelijke spanningen voelbaar zijn, benadrukte de bijeenkomst hoe belangrijk communicatie, wederzijds respect en samenwerking zijn voor het opbouwen van een vreedzame en inclusieve samenleving.

The post Hollanda Diyanet Vakfı’dan Lahey’de Ulusal Barış Sofrası first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku