Hollanda’da Yerel Seçimler

2 saat önce 20

 

Hollanda’da yine bir seçim dönemine geldik. Eski bir yerel siyasetçi olarak, seçmenin sandığa gitme motivasyonunun benim siyaset yaptığım dönemlere nazaran oldukça gerilediğini görüyorum. Eskiden bir heyecan vardı;

neredeyse Türkiye’deki seçimlerin heyecanını buraya ihraç etmiştik. Sayısız aday, sayısız toplantı ve sonucunda çok çalışan, söyleyecek sözü olan, kendini çok iyi yetiştirmiş adaylar hak kazanıyor, bir sonraki seçime kadar seçmeni ve meclislerde temsil ediyordu. Oysa şimdi heyecan oldukça azaldı, Türk seçmen kapısının önündeki sandığa bile gitmiyor.

 

Sebebini kendimce düşünüyorum: Niçin Türk seçmen Hollanda’daki herhangi bir seçimde, bilhassa yerel seçimlere gitmiyor? Elbette çok sebebi var. Ezici bir çoğunluğun hâlâ Türkiye derdi var, kafalarının bir tarafı hep orada. Burada kurulu düzenleri olsa da akılları hep anavatanda. Dolayısıyla Türk seçmenin ezici bir bölümü hâlâ Türkiye ve Türkiye siyasetiyle burada yaşıyor. Bir başka belki de en önemli sebep ise siyasilerin siyasi heyecan yaratamaması, gündem oluşturamaması, değişim yapacağına seçmeni ikna edememesi, seçmeni mobilize edememesi bence.

 

Değerli dostum, hemşerim, eski yerel ve genel siyasetçi Selçuk Öztürk’ün “İnsanlara gaz vermek lazım” sözü aklıma geliyor. Sanırım Hollanda, Groningen gaz sahalarının kapatılmasıyla oradan verecek gaz da kalmadı. İşin şakası bir yana, siyasetçilerin insanların, şehirlerinde gördükleri eksiklikleri, çarpıklıkları düzelteceğine inandırması gerekiyor. Bunu da bir planla ve bütçeyle nasıl ve neyle yapacaklarını göstererek yapmalılar.

 

Örneğin ben Amersfoort şehrinde yaşıyorum ve tüm semtlerde zorunlu park ücreti uygulaması kademeli olarak semtlere getiriliyor. Ekonomik gelir düzeyi düşük (eski Türk mahallesi) dediğimiz semtlerde, insanların yaşadığı yerlere bile bu uygulama getiriliyor. Bunu değiştirmeyi vaat eden partileri elbette ilgi odağı olur ama bunu seçmene duyurmaları, niçin ve nasıl olduğunu anlatmaları gerek. Sanırım eksiklik burada ve bu daha çok adaylardan kaynaklanıyor.

 

Neyse, konuyu bu yerel seçimlerin başlangıç hikâyesinden başlayarak yazmanın daha hakkaniyetli olacağını düşünüyorum.

 

Hollanda’daki Türk toplumunun yerel seçimlerdeki serüveni, yalnızca bir oy kullanma eyleminden çok daha fazlasını ifade eder. Bu serüven, 1960’larda “misafir işçi” olarak başlayan bir yolculuğun, eşit yurttaşlık mücadelesine dönüşümünün hikâyesidir. Bu yazı, 40 yılı aşkın bir süredir sahip olduğumuz bu değerli hakkın tarihsel gelişimini anlatırken, aynı zamanda 18 Mart 2026’da yapılacak yerel seçimlerde aksillemi ile hareket etmeniz için bir rehber sunmayı amaçlamaktadır.

 

Kazanılmış Bir Hakkın Kıymeti, Onu Kullanarak Taçlandırılır. Aksi halde o hakkın hiçbir değeri yoktur.

 

Hollanda’da yaşayan Türklerin yerel seçimlerde oy kullanma hakkı, kolay elde edilmemiş, uzun soluklu bir mücadelenin sonucudur. 1970’li yıllarda başlayan tartışmalar, 1986 yılında anayasa ve seçim yasasında yapılan değişiklikle meyvesini vermiş ve Hollanda vatandaşlarının yanı sıra resmi ikamet eden göçmen kökenli insanlar da belediye seçimlerinde sandık başına gitme hakkı kazanmıştır. Bu hak, eşit muamele ve toplumsal kabulün en somut göstergelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Dönemin aktivistleri, akademisyenleri ve sivil toplum kuruluşları, bu hakkın kazanılmasında kilit rol oynamıştır.

 

Bu tarihsel kazanım, günümüzde artan aşırı sağ dalga ve göçmen karşıtı söylemler karşısında daha da kıymetli hâle gelmiştir. Artık mücadele, yeni haklar kazanmaktan ziyade, kazanılmış olanları koruma eksenine kaymıştır. Bu nedenle atalarımızın büyük emeklerle elde ettiği bu hakkı kullanmamak, yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de riske atmak anlamına gelir.

 

Amsterdam eski Belediye Başkan Yardımcısı Rutger Groot Wassink’in de vurguladığı gibi:

“Siyaseti başkalarına bırakmayın. Oy kullanın, katılın ve karar süreçlerinde yer alın.”

Tabii ki Türkleri, diğer etnisitelerden ayıran bir özellik de Türkiye’deki seçim deneyimleri ve Türkiye’deki seçimlere oy vermeleridir. Ben bu yazımda bu perspektifi de değerlendirmek isterim.

 

Hollandalı Türklerin bir diğer önemli deneyimi de Türkiye’deki seçimlerdir. 2012 yılından itibaren yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına tanınan oy kullanma hakkı, toplumda farklı yankılar bulmuştur. Bu deneyim, anavatana olan bağlılığın bir göstergesi olduğu kadar beraberinde bazı tartışmaları da getirmiştir. Yurt dışında yaşayan bazı Türk vatandaşları bu hakkın demokratik bir hak olduğunu savunurken, diğerleri partizan tutumların toplum içindeki ayrışmayı artırabileceğine ve mevcut yabancı düşmanlığını körükleyebileceğine dikkat çekmektedir.

 

Türkiye seçimlerinde oy kullanırken rasyonel davranan seçmenler, parti programlarını, pratik uygulamaları ve Batı’daki demokratik değerlerle karşılaştırmaları yaparak tercihlerini belirlemektedir. Bu deneyim, bize oy verme eyleminin yalnızca duygusal bir bağlılık değil, aynı zamanda bir bilinç ve tercih meselesi olduğunu göstermektedir. Şimdi bu bilinci, Hollanda’daki yerel seçimlerde de göstermenin tam zamanıdır.

Duygudan Çok Akıl

Hollanda yerel seçimleri, günlük hayatımızı doğrudan etkileyen konularda söz sahibi olmamızı sağlar ve oy verirken bunun bilincinde olmalıyız. Parklardan okullara, altyapıdan göçmenlik politikalarına kadar birçok konuda belediyeler yetkilidir. Bu nedenle, oyunuzu kullanırken duygusal bağlılıklardan ziyade akılcı bir değerlendirme yapmanız hayati önem taşır. Peki, akılcı oy kullanmak için neler yapmalısınız?

 

Siyaset biliminde seçmen davranışını açıklayan iki ana yaklaşım vardır: rasyonel (akılcı) ve psikolojik (duygusal) etkenler. Psikolojik etkenler, bir partiye veya lidere koşulsuz bağlılıkla sonuçlanırken; rasyonel etkenler, seçmenin partilerin vaatlerini, geçmiş performanslarını ve kendi çıkarlarını mantıklı bir şekilde tartmasını içerir. Sizi, bu yerel seçimlerde rasyonel seçmen olmaya davet ediyorum. Birkaç somut örnek de vermek isterim:

 

• Parti Programlarını Okuyun: Hangi parti, sizi ilgilendiren konularda (istihdam, eğitim, ayrımcılıkla mücadele, konut, çevre) ne vaat ediyor? Partilerin seçim bildirgelerini inceleyin.

• Uzun Vadeli Bakışı Sorgulayın: Bir partinin sadece seçim dönemine yönelik değil, uzun vadede toplumsal sorunlara nasıl yaklaştığını, bu konularda geçmişte neler yaptığını araştırın.

• Sizce Özel Konuları Belirleyin: Sizin için en önemli sorun nedir? Çocuğunuzun eğitimi mi, mahallenizdeki güvenlik mi yoksa bir iş kurma imkânları mı? Partilerin bu somut sorunlara çözüm önerilerini karşılaştırın.

• Tepki Oyu Yerine Bilinçli Tercih: Bir partiye tepki olarak başka bir partiye oy vermek (tepki oyu) genellikle uzun vadede beklenen faydayı sağlamaz. Bunun yerine, vaatleri ve duruşu size en yakın gelen, en rasyonel alternatifi seçin.

Unutmayın, bu seçimlerde oy kullanmamak veya bilinçsizce kullanmak, içinde yaşadığınız şehrin geleceğini başkalarının ellerine teslim etmekten farksızdır. “Nasıl olsa benim bir oyum neyi değiştirir?” sorusu, tarih boyunca pek çok toplumun düştüğü en büyük yanılgılardan biridir.

Ya Şimdi Ya Hiç!

Seçme ve seçilme hakkı uğruna verilen mücadeleler tarihi, boyun bükülen değil, mücadele edenlerin yazdığı bir tarihtir. Bu hakkı size armağan edenlere saygı göstermenin en iyi yolu, bu hakkı sonuna kadar kullanmaktır. Ancak bu hakkı kullanmazsanız, eleştiri hakkınızı da kaybedersiniz. Bir sonraki seçime kadar geçecek 4 yıl boyunca, belediyenizde alınan kararlara karşı söyleyecek sözünüz olmaz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Yerel düzeyde egemenlik, oy kullanan vatandaştır. Oyunuzu kullanmazsanız, egemenliğinizi başkalarına devredersiniz.

 

Sonuç olarak değerli okurlar, Hollandalı Türkler olarak 18 Mart 2026’da sandık başına gitmek sadece bir vatandaşlık görevi değil, aynı zamanda 40 yıllık bir mücadelenin mirasına sahip çıkmaktır. Duygusal bağlılıklarınızı bir kenara bırakarak, partilerin sundukları programları ve uzun vadeli vizyonlarını akıl süzgecinden geçirin. Kendi geleceğiniz, çocuklarınızın yaşayacağı şehir için söz sahibi olun. Unutmayın, sandığa gitmeyenlerin, seçimden sonra şikâyet etmeye hakları yoktur. Tarih, sorumluluk alanları yazarken, sessiz kalanları değil, sesini yükseltenleri yazacaktır. O hâlde, 18 Mart’ta buluşmak üzere, sağduyu ve bilinçle hareket edelim.

 

Bir de 20 Mart’taki mübarek Ramazan Bayramınızı en iyi dileklerimle kutlar, oruç tutanların Allah oruçlarını kabul etmesini dilerim.

Saygıyla, sevgiyle, sağlıkla, bilhassa seçme ve seçilme hakkınızı heba etmeden kalın.

 

The post Hollanda’da Yerel Seçimler first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku