Yaşlanmak: Bedenin Değil, İradenin Yorulmasıdır
Güzel bir pazar günüydü. Bisikletimle yollardaydım; yaklaşık otuz kilometre sürdüm. Ama bu bir spor faaliyeti değil, hayata karışma hâliydi. Parklarda çocuk sesleri, yan yana yürüyen yaşlı çiftler, aileler, yalnız yürüyen insanlar ve sevimli hayvanlar… Hayat, gösterişsiz ama sahici bir biçimde akıyordu.
İnsan böyle anlarda ister istemez düşünmeye başlıyor: Yaşlanmak nedir? Takvim yapraklarının eksilmesi mi, yoksa hayata karşı duyulan iştahın azalması mı?
Spinoza’ya göre her varlık, varoluşunu sürdürme yönünde doğal bir çaba içindedir. Buna conatus der. İnsan için bu çaba yalnızca hayatta kalmak değil; sevinci çoğaltmak, gücü artırmak, yaşamla uyum içinde kalmaktır. Sevinç, Spinoza’da basit bir mutluluk hâli değildir; insanın var olma kudretinin artmasıdır. Keder ise bu kudretin azalmasıdır.
O hâlde yaşlanmayı bedene değil, ruha sormak gerekir. Çünkü insanın saçı dökülebilir, yüzü kırışabilir; ama sevinçle temasını kaybetmedikçe yaşlanmış sayılmaz. Asıl yaşlanma, insanın hayata “Artık beni şaşırtamazsın.” demesiyle başlar.
Yeni bir yemek denediğimde, mutfakta yeni bir tat aradığımda ve onu birileriyle paylaştığımda hissettiğim şey tam da budur: Hayatla kurulan canlı bir bağ. Sokakta, parkta, ormanda yüzü gülen bir insan gördüğümde içimde beliren o küçük sevinç, bana hâlâ bu dünyanın parçası olduğumu hatırlatır. Bu, Spinoza’nın deyimiyle var olma kudretimin hâlâ artabildiğinin işaretidir.
İnsan ne zaman ki alışkanlıklarını kader sanır, ne zaman ki tekrarları “düzen”, yorgunluğu “bilgelik” zanneder; işte o zaman yaşlanır. Çünkü yaşam sevinci yerini kabullenişe, merak yerini kayıtsızlığa bırakır.
Belki de yaşlanmak, bir gün “Ben artık oldum.” demekle başlıyor. Yeni bir şey öğrenmeye, yeni bir yol denemeye, yeni bir insan tanımaya kapıları kapattığımızda… Oysa ben henüz yaşlanmaya karar vermedim. Yaşadıkça, yürüdükçe, pedalladıkça, tattıkça ve paylaştıkça neden yaşlanayım?
Ben yaş aldığımı biliyorum; ama yaşlandığımı düşünmüyorum. Çünkü hâlâ yola çıkabiliyorum, hâlâ yeni tatlar denemek istiyorum, hâlâ insanlara bakıp hayatı sevmenin mümkün olduğuna inanıyorum. Yaşlanmak bir zorunluluk değil; çoğu zaman bir karardır. Ve ben henüz o kararı almadım.
“İnsan bedenle değil, sevinçten vazgeçtiği gün yaşlanır; çünkü yaşamı tüketen zaman değil, hayata sırt çeviren bilinçtir.”
Dostça selamlarımla
Kkopuz53@gmail.com
The post Yaşlanmak: Bedenin Değil, İradenin Yorulmasıdır first appeared on Hollanda Haberleri.

1 hafta önce
62













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·