Vatan Hasreti ve İnsan Psikolojisi: Uzakta Olanın Değeri

49 dakika önce 8

 

Yıllardır yurt dışında yaşayan biri olarak sık sık aynı soruyu kendime soruyorum:

“Biz burada vatan hasreti çekerken, vatanında yaşayan insanlar neden oranın kıymetini bilmiyor?”

 

Bu soru ilk bakışta bir serzeniş gibi görünse de aslında insan psikolojisinin en temel özelliklerinden birine dayanır: İnsan, sahip olduğu şeylerin değerini çoğu zaman kaybetmeden anlayamaz.

Her gün gördüğümüz bir manzara zamanla sıradanlaşır. Her gün yürüdüğümüz sokaklar, duyduğumuz ezan sesi, komşuluk ilişkileri, çocukluk anılarıyla dolu mahalleler ve hatta ana dilimiz bile günlük hayatın içinde fark edilmez

 

hale gelir. Çünkü insan zihni alışır. Psikolojide buna “alışma etkisi” denir. Sürekli maruz kaldığımız güzellikler, zamanla olağan görünmeye başlar.

Oysa gurbet bambaşka bir öğretmendir.

 

Gurbette insan sadece bir ülkeye değil; kokulara, seslere, bayram sabahlarına, çocukluğunun geçtiği sokaklara, anne yemeklerine, komşunun kapıyı çalmadan içeri girebildiği samimiyete de özlem duyar. Çünkü vatan yalnızca bir coğrafya değildir. Vatan; insanın kimliğinin, aidiyetinin ve hatıralarının yaşadığı yerdir.

 

Yurt dışında yaşayan birçok insanın zaman zaman sebepsiz bir hüzün yaşamasının altında da bu aidiyet duygusu vardır. İnsan doğduğu, büyüdüğü ve kök saldığı topraklarla görünmez bağlar kurar. Bu bağlar kilometrelerle kopmaz. Hatta bazen uzaklaştıkça daha da güçlenir.

 

 

Vatanında yaşayan insanlar ise çoğu zaman günlük hayatın stresi içinde bu değeri fark edemezler. Trafik, ekonomik sıkıntılar, iş hayatının yoğunluğu ve yaşam mücadelesi, sahip olunan güzelliklerin üzerini örter. Bu yüzden bazı insanlar yaşadıkları ülkenin kıymetini ancak ondan uzak kaldıklarında anlayabilirler.

 

Aslında burada kimseyi suçlamak yerine insan doğasını anlamak gerekir. Çünkü aynı durum hayatın her alanında karşımıza çıkar. Sağlığımızın değerini hastalandığımızda, sevdiklerimizin kıymetini onları kaybettiğimizde, gençliğimizin değerini yaş aldığımızda fark ederiz.

 

Belki de asıl mesele, sahip olduklarımız elimizden gitmeden onların farkına varabilmektir.

Bugün vatanında yaşayanlara düşen görev, sahip

 

oldukları kültürün, tarihin, dilin ve toplumsal bağların değerini bilmektir. Gurbette yaşayanlara düşen görev ise özlemlerini umuda dönüştürmek, köklerini unutmadan yaşadıkları toplumlara katkı sağlamaktır.

 

Çünkü insanın iki evi olabilir; biri yaşadığı yer, diğeri ise kalbinin hep dönmek istediği yer.

Ve bazen kalbin adresi, pasaporttaki adresten çok daha güçlüdür.

 

Bu vesileyle, sıla yoluna çıkan ya da önümüzdeki günlerde memleketine kavuşmak için yola çıkacak olan tüm gurbetçi kardeşlerime de seslenmek istiyorum.

 

Aylarca, hatta bazen yıllarca özlemini çektiğiniz sevdiklerinize kavuşmanın heyecanını yaşarken lütfen dikkatli olun. Yolculuğunuzun her anında güvenliği ön planda tutun. Yorgun araç kullanmayın, sık sık mola verin ve acele etmeyin.

 

Çünkü sizi bekleyenler için en büyük mutluluk, sağ salim kavuşmaktır.

 

Gittiğiniz her şehirde, her köyde, her sokakta çocukluğunuzun izlerini yeniden bulmanız, sevdiklerinizle güzel anılar biriktirmeniz dileğiyle…

 

Tüm gurbetçilerimize kazasız, belasız, huzurlu ve bereketli yolculuklar diliyorum. Gidişiniz de dönüşünüz de sağlıkla, mutlulukla ve güvenle olsun.

Unutmayalım; vatan hasreti kilometrelerle ölçülmez, kalbin taşıdığı özlemle ölçülür.

 

Sevgi ve saygılarımla,

Rukiye Sultan Gür

 

MSc Psikolog • Sosyolog • Sosyal Hizmet Uzmanı

 

The post Vatan Hasreti ve İnsan Psikolojisi: Uzakta Olanın Değeri first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku