Harvard Üniversitesi Tıp ve Halk Sağlığı Fakültelerinde Genetik ve Metabolizma alanında çalışma yapan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “Türkiye’nin elinde 100-120 milyon doz aşı varsa bu yaz ülkede salgın bitebilir.” dedi.

Harvard Üniversitesinde immünometabolizma, diyabet ve obezite alanında yaptığı araştırmalarla pek çok uluslarası ödüle layık bulunan ve en son olarak da Nobel’e giden yol olarak bilinen “EASD-Novo Nordisk” ödülünü 2018 yılında alan Hotamışlıgil, Ankara Üniversitesinde kendisine sunulan onursal doktora töreni ve konferansı sonrasında, Covid-19 salgınına ilişkin sorularını cevapladı.

Aynı zamanda Harvard Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi Başkanı da olan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, Covid-19 salgının dünya genelinde oluşturduğu koşulların zorlu bir süreç olduğuna ve çok ağır sonuçlar doğurduğuna işaret etti.

“TEK ÇIKIŞ YOLU AŞI”
Sağlık krizi ve can kayıplarına ilaveten, işsizlik, eğitim problemleri, açlık, psikolojik bozukluklar ile karşı karşıya kalan ülkelerin, endüstrinin girdiği darboğaz, sanat ve spordan yoksunluk gibi ağır bedellerin ödendiğini anlatan Hotamışlıgil, salgının bitirecek olan tek çıkış yolunun Covid-19 aşısı olmasına rağmen hala dünya genelinde ileri düzeyde bilgi kirliliği ve komplo teorileri üreten aşı karşıtlarının bulunduğunu ve bunun bir kamu sağlığı tehdidine dönüştüğünü vurguladı.

“Aşılarla ilgili bugün artık çok net bir tablo var, bu aşıların yapıldığı ve yaygın uygulandığı yerde salgın bitiyor. Aşılama etkinliği eşittir Covid-19 salgının bitmesidir, bu kadar net ve açık biçimde ortada.” diyen Hotamışlıgil, “Aşı karşıtlığı ve bilime dayanmadan yapılan tartışmalar, toplum sağlığını tehdit ediyor. Bu sadece Türkiye ile alakalı bir durum değil, tüm dünyada da böyle.” ifadesini kullandı.

“DÜNYADA 2 MİLYARA YAKIN KİŞİ AŞILANDI”
Hotamışlıgil, aşılamanın önemine vurgu yaparak, “Aşılar dünya genelinde 2 milyara yakın kişiye uygulandı, yani dünyanın en büyük klinik uygulamalarından biri gerçekleşmiş vaziyette. Bu önde giden aşı programlarında zaten faz çalışmaları sırasında şimdiye kadar görülmemiş bir yoğunlukta ve görülmemiş bir ciddiyet ve titizlikle klinik çalışmalara tabi tutuldu. Çünkü tüm paydaşların farkında olduğu zamana karşı bir yarış olmasına karşın bu konunun önemi ve güvenlik eşiği konusundaki ileri düzey hassasiyetler bulunması idi. Dolayısıyla ‘aşı aceleye geldi’,’ yeterince çalışılmadı’, ‘aşıların acil kullanım onayı var, bu gerçek onay değildir’ gibi söylemlerin hiç bir bilimsel temeli yok.” ifadelerini kullandı.

“Şu an kullanıma giren Covid-19 aşıları aceleye geldi” söylemi ile ilgili eleştirilerini dile getiren Prof. Dr. Hotamışlıgil, “Bunun hiçbir gerçekliği yok, hızlı geliştirilmiş olması aceleye geldi demek değil. Çünkü onun öncesinde bu hızlı geçişi mümkün kılan müthiş bir bilimsel süreç var. Aşıların böylesine hızlı geliştirilmesi bilimin geldiği nokta ile direkt olarak ilintili. ‘Aşılar yeterince denenmedi’ söylemi de tamamen yanlış. Aşılar ciddiyetle ve yoğun olarak faz çalışmalarında denendi ve en küçük şüphelerde bile durdurulup ayrıntılı olarak incelendi.” açıklamasını yaptı.

“BİLİME GÜVENİN”
“‘Kısırlık yapar’, ‘hamilelerde problem çıkarır’, ‘ilerde beyninizi bozar’ ‘bunamaya yol açar’ gibi söylemlerini destekleyecek veriler de sıfır, bilimsel temeli olmayan, veriye dayanmayan söylemler.” diyen Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “İnsanlara benim önerim, bilime güvenmeleri, güvendikleri bilim insanlarından anlayamadıkları bilimsel doğruları öğrenmeleridir. Yani bir insanın sadece bilim insanı veya akademik bir pozisyonu olması, popüler olması, her zaman güvenilir ve doğru şeyleri söylediğini göstermiyor, buradaki referanslara çok dikkat etmekte büyük yarar var.” dedi.

Hotamışlıgil, aşının dün bulunan bir uygulama olmadığına işaret ederek, “Aşılarla ilgili bilinen ciddi yan etkilerin tamamı 8 hafta içerisinde ortaya çıkıyor. Aşı klinik deney ve çalışmalarının 9, yaygın kullanımın 6, çok yaygın kullanımın ise 3’ncü ayındayız. Bugün dünyada aşı uygulanmış 2 milyara yakın insan var. Artık aşılarda ‘güvenlik problemi’ söylemlerinin ve etkinlik sorgulamalarının yeri yoktur. Aşıların güvenlik ve etkinlik profilleri son derece sağlam ve bu yaygın uygulamanın müspet sonuçları net.” şeklinde konuştu.

“AŞI RİSKİ, GÜNLÜK YAŞAMDAKİ RİSKLERDEN DAHA DÜŞÜK”
Hiçbir tıbbi müdahalenin risksiz olmadığını vurgulayan Hotamışlıgil, “Günlük yaşamda her sabah uyandığınızda, duş aldığınızda, arabanıza binip işe gittiğinizde, uçağa bindiğinizde, çok düşük de olsa bir olası risk ile karşı karşıyayız. Hayatımızda her gün bu olası riskler ile yaşıyoruz. Aşıların şu an mevcut risk profilleri bu örneklerden daha düşük.” diye konuştu.

Hotamışlıgil, tüm dünyanın normalleşmeye ihtiyacının bulunduğuna dikkati çekerek, “Artık aşılanmada gereken eşiği geçip ülkeyi normale çevirmek gerekiyor. Türkiye’nin elinde 100-120 milyon doz aşı varsa bu yaz ülkede salgın bitebilir. Bizim elimizde bu uygulama imkanı ve yetkinliği var. Günde 1,5 milyon aşı yapma kapasitesine sahibiz. Hesapladığınızda 30 günde tam kapasite aşılama ile gerekli eşik aşılacaktır. Bir ay daha geçerse ülkede aşılama sorunu çözülür ve salgın da biter. Bu kadar basit.” değerlendirmesini yaptı.

“GÖNÜL HUZURUYLA AŞIMIZI OLDUK”
ABD’deki aşılama ve salgın sürecinin sorulması üzerine Hotamışlıgil, sırası geldiğinde kendisi ve ailesinin aşılarını olduğunu anlattı.

Gökhan Hotamışlıgil, Covid-19 aşısını hiçbir tereddüdüm olmadan yaptırdığını belirterek, “Neden? Ben çok kahraman bir insan olduğumdan mı ya da dikkatsiz özensiz bir insan olduğumdan mı? Hayır. Ama bütün yapılan çalışmaları okuyup takip ettiğimiz için, yani bilimsel verilere baktıktan sonra yazılan makaleleri okuduktan sonra, klinik öncesi çalışmaları faz çalışmalarını insan uygulamalarını gördükten sonra artık tereddüt edecek bir nokta kalmadığı için gönül huzuruyla aşımızı olduk. Eşim de çocuklarım da oldu.” açıklamasında bulundu.

ABD’de koronavirüs salgınındaki son durumun sorulması üzerine Prof. Dr. Hotamışlıgil, “ABD’deki en ağır tablolardan biriyle karşılaşan eyalet olan ve benim yaşadığım Massachusetts eyaletinde şu anda maske dahil hiçbir Covid-19 önlemi kullanılmıyor, can kaybı da sıfır.” cevabını verdi.

“Bu ayın başı itibarıyla iç ortamda da dahil olmak üzere bütün yasaklar kaldırıldı.” vurgusunu yapan Hotamışlıgil, “Hala biraz daha tedbirli olmayı tercih kurumlarda, ki buna bizim Üniversitemiz de dahil, bazı sınırlı tedbirler uygulanıyor. Çok kalabalık yerlerde önlem olarak bazen maske kullanıyoruz ama yasakların tamamı kalktı.Bu da gösteriyor ki ülke çapında eyalet çapında aşının etkin ve yaygın uygulandığı yerde salgın sona eriyor. Salgını sona erdirmek bu kadar net ve basit. ” değerlendirmesinde bulundu.

“VARYANTLARIN TAKİBİ ÇOK ÖNEMLİ”
Prof. Dr. Hotamışlıgil, Türkiye’deki aşı çalışmalarını da takip ettiğini ve çok değerli çalışmaların yapıldığını aktardı.

Genel olarak bazı aşıların varyantlara karşı zafiyet gösterme riskinin bulunduğunu dile getiren Hotamışlıgil, “Bunun için, Türkiye için çok önemli olan şey, Covid-19 varyantlarının devamlı takibini yapmak ve aşı çeşitliliğini sağlamak. Şu anda varyant taramalarında çok iyi olduğumuzu söyleyemem, daha çok yapmamız lazım. Bunun için ülkede hangi varyant baskın hale geliyor, onun takibini yapmak gerekiyor.” dedi.

Şu anda uygulamaya giren mRNA aşısının iki doz uygulama sonrası bilinen varyantlara karşı etkinliğini sürdürdüğüne de dikkat çeken Prof. Dr. Hotamışlıgil, “Yani yoğun tarama ve aşı çeşitliği ile en iyi sonuçlar alabilmemiz mümkün.” şeklinde konuştu.

“HEYECAN VERİCİ SİNYALLER METABOLİZMADAN GELECEK”
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, Covid-19’da genetik yatkınlık ve direnç haritalarının ortaya çıkarıldığını hatırlatarak, “İnterferon sisteminde nadir zafiyet gösteren değişiklikler olduğunda, hastalık daha ağır seyrediyor. Sitokin fırtınası aşamasına gelindiğinde orada artık vücudun kendi verdiği immün cevabın kontrolden çıkması, bazı genetik varyantların bunu daha alevlendirebileceğini gösteren çalışmalar mevcut.” değerlendirmesinde bulundu.

Heyecan verici sinyal ve mekanizmaların metabolizmadan da geleceğini düşündüğünü ancak bu çalışmalar için henüz erken olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hotamışlıgil, Klinik seyri ve ölüm oranlarını en çok etkileyen şeylerin başında, metabolik durum, şişmanlık ve beraberindeki metabolik problemler, aynı zamanda da yaşlılıkla beraber olan immüno-metabolik problemler geliyor. Bu çalışmalar biraz daha olgunlaştığında bu iki büyük risk faktörünün mekanizmalarının daha iyi anlaşılacağını ve metabolizmanın içinde kesin olarak sinyaller bulunacak. Kendi gruplarımız da bu problem üzerinde çalışıyor. Tüm bu gelişmeler, yeni ilaçların geliştirilmesi ve uygulamaya girmesi için çok ümit veriyor.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, salgından çıkış konusunda son derece iyimser ve umutlu olduğunu ve bu zorlu süreçten yakın gelecekte çıkılacağını belirterek sözlerini noktaladı.

Türkiye



Source link

By ufuk.nl