Türkiye’de 2026 / 27 futbol sezonu bir hafta önce başladı. Türk Futbolu adına bütün takımlarımıza başarılar dilerim..
Ligin birinci haftasında yaşananlar düşündürücü !…
Yüksek rakamlı transferler, Avrupa liglerinde oynama şansını kaybeden ve basın aracılığı ile boyanıp, süslenerek kamuoyuna tanıtılan oyuncular ile neler yapılıp yapılmıyacağını ilerleyen haftalarda göreceğiz.. Ben fazla umutlu değilim ve Avrupa liglerinde Türk takımlarının başarılı olacağına inanmayanlardanım..
Neyse bunlar her yıl tekrarlananlar…
Biz yine ülke futbolu hakkında düşüncelerimizi yazmaya devam edelim..
Bir çocuğu, sevdiği takımın formasını giydiği için ağlatıyorsak eğer, o zaman bir kez daha düşünelim:
Biz nasıl bir futbol istiyoruz?
Hatta daha açık söyleyelim; böyle bir futbolun içinde neyi konuşuyoruz?
Hafta sonları ekran karşısına geçtiğimizde futbol yorumcuları, hakem kararlarını kendi tuttukları takımın penceresinden değerlendirmesinler. Kendi doğrularını anlatırken, futbol sevdasını yüreğine işlemiş milyonlarca insanı incitmesinler.
Şunu hiçbir zaman unutmayalım:
Futbol üç neticeli ve hatalarla dolu bir oyundur.
Hakem hata yapabilir, futbolcu hata yapabilir, teknik direktör yanlış karar verebilir. Çünkü futbol, insanın olduğu her yerde olduğu gibi hataların da bulunduğu bir oyundur.
Bir futbol maçını izlerken forma ve renk aşkımız elbette başka bir duygudur. Takımımızın kazanmasını istemek, onunla sevinmek, onunla üzülmek futbolun güzelliğidir.
Ama insanlık, dostluk ve arkadaşlık çok daha başka bir yerde durmalıdır.
Çocuklarımıza nefret dolu tribünler bırakmayalım.
Onlara rakibinden nefret etmeyi değil, rakibine saygı duymayı öğretelim. Çünkü bugün rakip takımın formasını giyen çocuk, yarın bizim çocuğumuzun yanında aynı tribünde oturacak.
Futbolu yönetenler, mümkün olduğunca futbolun içinden gelen, bu oyunun ruhunu bilen insanlar olsun.
Futbol kulüplerinin yöneticileri de her gün yazılı ve görsel basında görünmek, kendi reklamlarını yapmak yerine, sorumluluklarını yerine getirmeye odaklansınlar. Başkanlık yaptıkları kulüpleri kişisel tanıtımlarının aracı haline getirmesinler.
Türkiye Futbol Federasyonu da siyasetin günlük tartışmalarından uzak, futbolun içinden gelen, futbolu bilen ve bu oyunun geleceğini düşünen insanlar tarafından yönetilsin.
Ve belki de en önemlisi…
Hakemlerimizi biraz rahat bırakalım.
Onları sürekli baskı altında tutmayalım. Her kararlarını haftalarca tartışarak, hata yapmaktan korkar hale getirmeyelim. Hakemler de kendi alanlarında özgürce ve adil bir şekilde görevlerini yapabilsinler.
Hele hele “amigo” denilen bazı kişilerin, tribünleri coşturmak adına ağza alınmayacak sözlerle rakip takımın taraftarlarına hakaret etmelerine asla müsamaha göstermeyelim.
Tribünler bağırsın, tezahürat yapsın, takımını desteklesin…
Ama küfür etmeden, hakaret etmeden, düşmanlık üretmeden.
Çünkü futbolun güzelliği rakibini yok etmekte değil, rakibinle mücadele ederken ona saygı duyabilmektedir.
Futbolu yeniden keyif alınan bir oyun haline getirelim.
Çocuklarımız maçlara giderken korkmasın. Bir takımın formasını giydiği için başka bir takımın taraftarından nefret etmeyi öğrenmesin.
Biz yetişkinler, kendi kavgalarımızı çocukların omuzlarına yüklemeyelim.
Sonuçta bir maç kazanılır, bir maç kaybedilir.
Şampiyonluklar gelir, kupalar gider.
Ama bir çocuğun futbol sevgisini kaybetmesine izin verirsek, işte o zaman hepimiz kaybederiz.
Dileğim; siyasetten uzak, hakemlerin baskı altında kalmadığı, yöneticilerin sorumluluklarını bildiği, tribünlerde küfür ve nefretin değil; sevginin, heyecanın ve kardeşliğin konuşulduğu güzel futbol maçları izlemek.
Takımımızı sevelim, renklerimize sahip çıkalım…
Ama rakibimize de saygımızı hiç kaybetmeyelim.
Çünkü futbol bir oyundur.
İnsanlık ise oyundan çok daha büyüktür.
Güzel, fair-play ruhunun hâkim olduğu, çocuklarımızın gönül rahatlığıyla tribünlere gidebildiği bir futbol sezonu dileğiyle…
Sevgiyle, saygıyla ve futbolun güzellikleriyle…
Dostça selamlarımla,
Kamil Kopuz
Kkopuz53@gmail.com
The post Türkiye’de Futbol!! first appeared on Hollanda Haberleri.

2 hafta önce
86











Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·