Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin yıllık raporunda yargı bağımsızlığı, temel haklar ve demokratik standartlar konusunda yönelttiği eleştiriler Ankara’nın tepkisini çekti. Dışişleri Bakanlığı, rapordaki değerlendirmeleri “önyargılı ve haksız” olarak nitelendirirken, Komisyon Türkiye’de muhalefet temsilcileri, seçilmiş yöneticiler ve sivil toplum üzerindeki hukuki baskılara ilişkin endişelerini yineledi.
Ankara’dan yargı, demokrasi ve Kıbrıs değerlendirmelerine itiraz
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 4 Kasım 2026 tarihinde yayımladığı açıklamada, Avrupa Komisyonu’nun 2026 Türkiye Raporu’nda yer alan siyasi kriterler, yargı ve temel haklara ilişkin değerlendirmeleri reddetti. Bakanlık, rapordaki iddiaların somut temelden yoksun olduğunu savunarak AB’yi çifte standart uygulamakla suçladı.
Ankara’nın tepkisi yalnızca demokrasi ve hukuk başlıklarıyla sınırlı kalmadı. Dışişleri Bakanlığı, raporun Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tezlerine ağırlık verdiğini, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve çıkarlarını ise göz ardı ettiğini ileri sürdü.
Bakanlık, Kıbrıs meselesinde AB’nin Rum tarafının tutumunu koşulsuz desteklemesinin çözüm çabalarına katkı sağlamayacağını belirtti. Doğu Akdeniz’e ilişkin değerlendirmelere ve Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatına yönelik eleştirilere de itiraz etti.
Komisyon, Türkiye’nin AB üyeliğini stratejik hedef olarak açıklamasına rağmen temel siyasi kriterlerde gerileme yaşandığını ve üyelik hedefiyle mevcut uygulamalar arasındaki mesafenin daha da açıldığını değerlendirdi. Medya üzerindeki baskılar ve LGBTİ+ gruplarını hedef alan operasyonlar da raporda ele alınan konular arasında yer aldı.
AB üyelik müzakereleri 2018’den bu yana fiilen durmuş durumda
Türkiye, 1999 yılından bu yana Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsünde bulunuyor. Ancak üyelik müzakereleri, özellikle demokrasi, hukuk devleti, temel haklar ve yargı bağımsızlığı konularındaki anlaşmazlıklar nedeniyle 2018’den bu yana fiilen ilerlemiyor.
Avrupa Komisyonu’nun son raporu, bu sorunların giderilmediğine işaret ederken Ankara ise değerlendirmelerin taraflı olduğunu savunuyor. Böylece iki taraf arasındaki görüş ayrılığı bir kez daha diplomatik açıklamalara yansımış oldu.
Ankara’dan Gümrük Birliği çağrısı
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, rapordaki bütün değerlendirmeleri olumsuz bulmadığını da açıkladı. Bakanlık, Türkiye’nin ekonomi ve para politikalarında kaydettiği ilerlemeye, piyasa ekonomisinin işleyişine ve Avrupa Birliği içindeki rekabet baskısıyla baş edebilme kapasitesine ilişkin olumlu tespitleri memnuniyetle karşıladı.
Ayrıca Türkiye’nin tedarik zincirleri, bağlantısallık, savunma ve güvenlik alanlarındaki rolüne yapılan atıflar olumlu değerlendirildi. Ankara, bu ekonomik ve ticari ilişkilerin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi yönündeki beklentiyi güçlendirdiğini belirterek AB’den üyelik perspektifini somut adımlarla desteklemesini istedi.
Son açıklamalar, Türkiye ile AB arasında ekonomik ve güvenlik alanlarında iş birliği ihtiyacı devam ederken siyasi ve hukuki konulardaki görüş ayrılıklarının da sürdüğünü gösteriyor.
Türkiye, AB ile ilişkilerin karşılıklı güven, saygı ve ortak çıkarlar temelinde geliştirilmesini istiyor. Avrupa Komisyonu ise üyelik sürecinde ilerleme sağlanabilmesi için demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanlarında somut gelişme bekliyor.
Önümüzdeki dönemde Türkiye-AB ilişkilerinin seyrini, Ankara’nın reform adımları kadar Kıbrıs meselesi, Doğu Akdeniz ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik temaslar da belirleyecek.
Nhaber.nl

13 dakika önce
5












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·