Hollanda’nın Covid-19 Koronavirüs ile mücadelesi zorlu geçiyor. Şubat ayının son günlerinde ilk vakanın görülmesiyle birlikte, o dönemlerde tatilden gelen vatandaşlardan dolayı Hollanda’nın geneline yayılan virüs, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında Hollanda’yı adeta uçurumun noktasına getirmişti. Alınan önlemlerle zor bela virüsün gidişatı biraz yavaşlatılmıştı ki, yaz döneminde tatile gidenlerin tekrar ülkeye dönmesiyle birlikte tekrar virüs hız kazandı. Ülke olarak alından önlemler, virüsün hep iki adım gerisinde kaldı. Bu sebeple Ekim başı itibarıyla bakıldığında ikinci dalga olarak nitelendirdiğimiz günlere geldik.

Peki nasıl oldu da 7 aydır süregelen bu süreçte hükümet önlem almakta hep geri kaldı? Bu sorunun cevabı ise malesef Napolyon’a atfedilen şekliyle: Para, para para!

Şimdi isterseniz bu sürecin başına saralım ve bugüne gelene kadar neler yaşandığını birlikte inceleyelim. 28 Şubat 2020 tarihinde, Hollanda’da ilk vaka görüldüğünde hiç bir paniğe gerek olmadığını, Hollanda’nın gelişmiş bir ülke olarak, sağlık sisteminin bu virüse karşı mücadelede sınıfı geçeceğini düşünüyorduk hep beraber. Ancak sadece 2 hafta içinde bunun ne kadar geride kalmış bir düşünce olduğunu hep birlikte izleyerek gördük maalesef. 15 Mart 2020 gününde tarihi bir konuşma yapmak zorunda kaldı Başbakan Rutte ve ‘Ulusa Sesleniş’ olarak gerçekleştirilen bu televizyon konuşmasında, ülke olarak neredeyse herkesin bu virüsü geçireceğini dile getirmek suretiyle alınacak önlemleri sıraladı. Sürü bağışıklığını dile getiren ilk ülke lideri olarak tarihe geçecekti Başbakan Rutte, tabii daha sonra sürü bağışıklığına ulaşılabilmesi için onbinlerce ölüm hadisesini çekmek zorunda kaldığında, aslında yanlış anlaşıldığını bunu söylemek istemediğini  belirtecekti.

HÜKÜMETİN GİZLİ AJANDASI

15 Mart’ta alınan önlemlere rağmen virüs ülke genelinde, özellikle Brabant bölgesinde olmak üzere, hastaneleri ve sağlık sistemini neredeyse tamamen çökertti. Hollanda’daki tüm hastaneler doldu taştı ve ülkenin 1000 yataklı yoğun bakım sistemi yeterli gelmeyince, birçok vatandaş hayatını kaybetti. Yaşlıları bakım evlerinde ölüme terk ederek, daha genç yaşta kişileri yoğun bakımlara alma gibi bir ikileme girdi ve bu ikilemi yaşlıları kaderlerine terkederek aşmaya çalıştı hükümet ve yetkililer.

Sağlık Bakanı’nın mecliste bayılması durumun vehametinin gözler önüne serdi ve yerine CDA partisinden  Hugo de Jonge’yi getirdi Başbakan Rutte. Bakım evlerinde birçok yaşlı vatandaş hayatını kaybetti, ancak bunların neredeyse hiç biri Korona ölümü olarak verilere yansımadı. Merkezi İstatistik Bürosu CBS’in araştırmalarına göre, ilkbaharda 10 binden fazla kişinin Korona’dan dolayı öldüğü belirlendi. Ancak resmi rakamlara baktığımızda bu sayı 5 halen binlerde. Hala bu sayılar güncellenmiş değil ve ülkelerin bu sayıları uluslararası arenalarda politik kararlar olarak sakladığı kamuoyu tarafından tarstışılıyor.

Virüsün hızla ülkede dolaştığı birinci dalgada, tuvalet kağıdı kavgalarının yanı sıra süpermarketlerde raflar da boş kalınca, ülkenin bu çapta bir virüse ne kadar hazırlıksız olduğu gözlemlendi. Okullar konusunda da bir karar alamadı hükümet ve toplumun tepkisiyle ancak tamamen kapatmak zorunda kaldı.  Memurların yıl sonuna kadar evden çalışacağı ve bir çok şirketin, çalışanlarını evden çalışmak için göndermesiyle birlikte, kapatılan restoranlar, düğün salonları, organizasyonlar bitişiyle sokaklar boş kaldı ve virüsün hızı biraz da olsa yavaşladı.

Tabii tüm bu olaylar olurken, Hollanda’nın maske savaşlarını da kaybettiğini belirtmek gerek. Uluslararası arenada maske alımına fazla para harcamak istemeyen hükümet yetkilileri, RİVM aracılığıyla, bu açığı kapatmak için, masekelerin ters etki yaptığını ve fayda etmediğini her ortamda dile getirdi. Tüm dünyadaki ülkelerin maske kullanımını zorunlu getirdiği bir ortamda Hollanda ısrarla, maskeyi zorunlu hale getir(e)medi. Bakım evlerinde çalışanlara, hastanedeki hemşirelere ve doktorlara, ev doktolarına kadar hiç bir yere maske yetiştiremedi devlet. Bundan dolayı bakım evlerindeki yaşlılara, çalışanların virüs bulaştırdıkları bile yer yer konuşulmaya başladı.

Hollanda’nın aynı şekilde kaybettiği bir başka mücadele ise ‘Test Fiyaskosu’ oldu. Yeterince test kapasitesine 7 aydır bir türlü ulaşamayan Hollanda, her defasında test kapasitesinin yükselteceklerini belirtse de hiç bir zaman istenen seviyeye ulaşamadı. Bugün hala Bakan De Jonge yaptığı açıklamalarda yeterli test sayısı için Kasım ayını işaret ediyor.

Test konusu tam bir fiyasko ve skandal olarak karşımıza çıkıyor. Nieuwsuur programının yaptığı bir araştırmaya göre, test konusundaki zorluklar Hollanda’daki küçük labaratuvarların para kazanmak istemesiyle açıklanabiliyor. Tabi bu aşamada unutulmaması gereken bir başka konu ise, aslında Hollanda’nın Başbakan Rutte’nin ulusa sesleniş konuşmasında ettiği ‘sürü bağışıklığı’ konusunun gizli bir ajandayla RIVM ve OMT yetkililerinin devam ettirmesinde saklı. Sürü bağışıklığının temini için, kontollü bir şekilde virüsün ülkenin tüm vatandaşlarına bulaşmasıadeta taktik bir politika haline geldi. Kontrollü olması konusu ise hastanelerdeki yoğun bakım ünitelerinin yettiği kadar hastenelere hasta alınmasını öngörüyor.

Nieuwsuur programı yaptığı yayında, vatandaşların 48 saat içinde test olamamasına işaret ediyor. Hollanda’daki test labaratuvarlarının yetmediği günlerde Almanya’dan yardım isteyen Bakan Hugo de Jonge, “Hollanda’daki test için yardım etmeye hazırız!” diyen büyük labaratuvarlara test sonucu götürmüyor. Küçük labaratuvarların testlere yetişemediği aşikar. Ancak bu küçük labaratuvarları koruma adına ve bunların finansal devamlılığı adına büyük labaratuvarlara yeterince izinler çıkartılmıyor. OMT Başkanı Ann Vos ise aynı zamanda Hollanda Mikrobiyologlar Kurumu Başkanı olarak bu küçük labaratuavarların para kazanması gerektiğini belirterek Bakan De Jonge ile birlikte diğer test imkanlarına henüz olumlu yaklaşmıyor.

1 Haziran’dan itibaren Hollanda’da artık herkesin ufak bir rahatsızlığı da olsa test etme imkanı getiriliyor. Ancak bu testlerin hangi labaratuvarlara gönderilmesi gerektiği konusunda anlaşma yeterince sağlanamıyor. Burada da yine kontratlar ve finans konusu, yapılan testlerin yeterince hızlı sonuç alınamamasına neden oluyor.

Sonraki günlerde ise test için randevu almak imkansız hale geliyor ve tüm ülkedeki GGD’ler hastalarla dolup taşıyor. Test yaptırmak isteyen vatandaşlar ülkenin diğer uçlarına gönderiliyor  test kliniklerinde yer olmadığından. Toplumdaki şikayetler artıyor ve test yaptıramayan kişilerin korona önlemlerini gitgide daha az dikkate aldıkları sesleri yükselmeye başlıyor.

Bakanlıktan test konusunda kontrat alamayan iki farklı labaratuvar ve bunlara bağlı doktorlar  ‘Bizi tercih etseydiniz hayatlar kurtarabilirdik!’ diyerek Hollanda hükümetini mahkemeye veriyorlar. Günde 5000 test yapma kapasitelerinde olduklarını belirten doktorlar Haziran’da Hollanda’nın 2500 testlik kapasitesini ikiye katlayabileceklerini belirtiyorlar. RİVM ise konuyla alakalı bir açıklama yapmayarak mahkemeyi bekleyeceklerini belirtiyor.

Son günlere baktığımızda ise yine bakanlığın becereksizliği, hükümetin gizli ajandası gözler önüne seriliyor. Yine toplumdan gelen tepkiler ve meclisteki partilerden gelen tepkiler üzerine maske kullanımına yönelik  ‘şiddetle tavsiye ediyoruz’ kararı çıktığını görüyoruz. Buna göre marketlerde, belediye binalarında ve bunun gibi diğer iç alanlarda maske kullanımı ‘şiddetle tavsiye edilir’ hale geliyor. Yine hükümet bu davranışıyla keskin bir karar alamayarak, virüsü sadece yavaşlatma metoduna yöneliyor. Orta okullarda da aynı şekilde maske kullanımının tavsiye edildiğini görüyoruz ancak ilkokul, yüksek okul ve üniversitelerde yine öyle bir tavsiye yok. 3 haftalık yeni önlem paketindeki en zayıf halkalardan birisi ise horeca’da akşam 22’de kapatma zorunluluğu. Bunun virüsü kontrol altına alınmasında ne kadar etkisi olacak, bu ise sorulacak en haklı sorulardan biri olarak karşımıza çıkıyor.  Görünen o ki; bu gel-gitler önümüzdeki aylarda sosyal yaşamı daha da öngörülmez şekilde etkileyebilir.

ARAMIZA HOŞGELDİN

Bu sayımızdan itibaren HABER Gazetesi bünyesine yeni dönemde yeni yazarlar katılacak. Bu sayımızda aramıza katılan Şükran İnce Hanımefendi’ye hoşgeldin diyor, kendisine her daim başarılar diliyorum. Akademik donanımı ve analizleriyle okurlarımıza yeni ufuklar açacak Şükran Hanım. Bizi izlemeye devam edin…





Source link

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir