(1)
“Bu yazı bütün expatlar için geçerli değildir” demek zorundayım; zira tanıdığım avukat bir expat var, maşallah pitbull gibi! Tuttuğunu kopartıyor vallahi! Hiç affetmez! Bu yazı zaten sadece terbiyesiz olan expatları kapsıyor!
Birkaç yıldır Hollanda’ya ve Avrupa’ya Türkiye’den Türkler göç etmekte. Gelmeleri benim için sorun değil. Haddinizi bilin diyorum; çünkü gurbetçilere dil uzatılmasından artık ciddi anlamda rahatsız olmaya başladım, hatta bıktım! Kuzum, senin anan, baban, eben, deden rahatça ülkesinde otururken bizim analarımız, babalarımız, ebelerimiz ve dedelerimiz yaşadıkları ekonomik sıkıntılardan dolayı 1964 yılından itibaren buraya göç etmek zorunda kaldı. Ve evet, ben de fakir ve eğitimsiz bir gurbetçi babanın kızıyım! VE BUNUNLA GURUR DUYUYORUM! Hatta ve hatta benim babamın okuması yazması bile yoktu; fakat görüyorum ki okuması yazması olanlar insanlığı verememişler, aksine küçümsemeyi öğrenmişler!
Hayatım boyunca Hz. Mevlana’nın 7 öğüdünü yerine getirmeye çalışmışımdır. Fakat ilk öğüdünü, havalı birkaç expat yüzünden bozmak durumunda kaldım. Karşıma geçmiş, okuduğu üniversitenin falan havasını basıyor. En nefret ettiğim hareketi çekmek zorunda kaldım o gün! Verdiğim cevap şuydu:
“Arkadaşım, siz bayağı dolmuşsunuz biz gurbetçilere karşı; fakat kafanızda kurduğunuz tablo tam olarak gerçeği yansıtmıyor! Senin üniversiten uluslararası sıralamada daha ilk 100’e bile giremezken, ben ilk 25’e giren üniversitede iki bölüm bitirdim! Fazla mı havalandınız acaba?”
Gerçekten bütün gurbetçileri ve gurbetçi çocuklarını eğitimsiz ya da hiçbir şey bilmez mi düşünüyorsunuz? Bu terbiyesizce dillendirdiğiniz önyargılarınızdan vazgeçin!
Bu “gurbetçi” diye alay ettiğin insanlar, zamanında vatanlarında eğitim alamadıkları için eğitim alamadılar!
Bu “gurbetçi” diye küçümsediğin insanlar, ülkeyle alakalı hiçbir şey bilmeden, kendilerini karanlık bir kuyuya atarcasına büyük bir cesaretle bu ülkeye geldiler!
Bu “gurbetçi” diye beğenmediğin Ayşe teyzem ile Hasan amcam; annesinin, babasının, nenesinin, dedesinin ve sevdiklerinin hasretiyle senelerce yanıp tutuştu. Üstüne bir de aileden vefat edenleri en erken bir ay sonra mektupla öğrendi! Cenazeye gidebilmeyi geç, son kez göremedi bile!
Bu “gurbetçi dili öğrenememiş” diye burun kıvırdığın Emine teyzem, bu ülkeye senin gibi biri geldiğinde evini yuvasını açar. Dil bilmese bile yüreğinin temizliği sofrasından buram buram kokar!
Bu “gurbetçi” diye dalga geçtiğin Mehmet amcam, memleketindeki bütün çocukları sevindirmek için arabasını ya da valizini hediyelerle doldurur. Kendine markalı kıyafetler taşımaz hava atmak için; onun yerine çocuklara hediye taşır!
Kafalarda genel olarak kurulmuş birtakım önyargılar var. Bu gurbetçilerin burada hiçbir şey yapmamış oldukları düşünülüyor. Yukarıda da söyledim: Genelde expat olarak buraya gelenlerin ailesi eğitimli, iyi bir işi olan ailelerden geliyor. Buraya gelen gurbetçiler zaten senin ailen gibi okuyabilmiş ve iyi bir işe sahip olabilseydi, emin ol ülkesini bırakıp hakkında hiçbir şey bilmediği Hollanda’ya gelmezdi. O dönemler ne internet vardı ne de İngilizce bu kadar yaygındı. Deli cesaretiyle trene, uçağa atlayıp geldiler.
Gurbetçilerin ilk 20 ila 30 yılını anlatmaya bir yazı yetmez. Ne peynir bulabildi Ayşe teyze markette ne de Türkiye’de kullandığı ürünleri… Tepe takla oldular. Yeme içmeden tut, her şeyleri altüst oldu. Hastalandıklarında ellerinde telefonla çeviri yapamadılar. Ağrıyan yerlerini göstererek “Uf” dediler. Çalıştıkları saatler haftalık 60, 70 hatta 80 saati buluyordu. Fakat pes etmediler. En azından bir traktör, bir tarla ya da olursa bir ev alıp döneceklerdi ama dönemedi! Memleketine hasret, köyünün toprağına hasret bu dünyadan ebedi hayata göçtüler ve her sene uçağın üst bölümünde vatanına gidenler, kargo bölümünde son yolculuklarına uğurlandı.
Bu insanlara karşı artık biraz haddinizi bilin!
O Kaf Dağı’ndan insen mi acaba expatçığım? Zira burada Türkiye’de olduğu gibi okuduğun üniversite ya da çalıştığın işle adam olunmuyor! Bu ülkede insanlıkla adam olunuyor. Türkiye’de geçerli olan etiket kuralları burada geçerli değil!
Sen kendini bir şey zannettiğin sürece, bu ülkede sen hiçbir şeysin! Neden biliyor musun? Bu insanlar, şu her şeyi sorduğunuz “ChatGPT” döneminde değil, hiçbir bilgisi olmadan gelen insanlar! Dünyada tek İngilizce bilen sizlersiniz ya hani, bu insanlar İngilizce bilmeden geldiler! Siz her üç-dört ayda bir ailenizi özlediğiniz için dönüyorsunuz ya; bu insanlar uçak bileti alamadıkları sene ya da senelerce bağrına taş bastılar!
Yani canım, bu insanlardaki yürek sende ve senin gibilerde olsaydı, ben şu an bu yazıyı yazıyor olmazdım!
Fakir ve eğitimsiz ama deli cesareti olan bir gurbetçinin kızı,
Loca Gundi
Dipnot: Bu yazının devamı gelecek. Terbiyesiz expatları yazmak için değil; gurbetçilerin yaşadıkları zorluklara ve verdikleri emeklere karşı SAYGI duyulması gerektiği için. Ayrıca bu yazı “ithal” gelenleri ve insanlığını kaybetmemiş expatları kapsamıyor. Eğer alındıysan cicim, kibir denizde boğulmuşun demektir!
“To be continued…”
The post Terbiyesiz Expatlılar, haddinizi bilin! first appeared on Hollanda Haberleri.

5 gün önce
28












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·