DEMLİK
TEMREN – Çayı demli içiyorsun, değil mi hocam?
SALTI – Evet, şeker atma lütfen.
TEMREN – Hocam şeker dedin de aklıma geldi. İnsanlık dinle mi gelişti, bilimle mi?
SALTI – Şeker deyince senin aklına bu mu geliyor?
TEMREN – Yani hocam bir laf açayım dedim. Nasıl gireceğimi bilemedim. Hah hah haaa.
SALTI – Hımmm, enteresan. Mesele ciddi ama soru tuzaklı.
TEMREN – Niye tuzaklı?
SALTI – Çünkü “insanlık” dediğin şey gökten inmedi. Aç kaldı, üşüdü, korktu… sonra düşündü. İnsanlık geliştiyse, önce üretmek zorunda olduğu için gelişti.
TEMREN – Yani diyorsun ki insanlığa giden yol mideden geçer?
SALTI – Aynen öyle. Önce karnını doyurmayı öğrendi, sonra gökyüzüne baktı ve metafizik geliştirdi.
TEMREN – Yani ilk insan ne yaptı? Dua mı etti? Buyur hocam çayın.
SALTI – Yok. Ateşi buldu. Hımm, çay güzel olmuş.
TEMREN – Prometheus muydu neydi, o çaldıydı ateşi değil mi?

SALTI – Heee, mitolojide öyle. Ama Prometheus hikâyesi boşuna anlatılmaz. Ateş bir mit değildir sadece. Ateş üretimdir. Ateş ısınmaktır. Ateş pişmiş et demektir. Pişmiş et demek daha büyük beyin demektir. Daha büyük beyin demek daha fazla soru sormak demektir. Yani gelişim merakla başlar. Ama merak tek başına yetmez. Merakın arkasında ise insanın ihtiyaçları vardır.
TEMREN – Yani diyorsun ki beynimizin gelişip büyümesini kebaba mı borçluyuz?
SALTI – Bilimsel olarak evet. Bir tavşan kanı daha doldur bakalım.
TEMREN – Afiyet olsun insanlığa. Peki din nerede devreye giriyor?
SALTI – İnsan doğayı açıklayamadığında din ortaya çıktı. Yıldırım düştü “Tanrı kızdı”. Kuraklık oldu “Tanrı sınav yapıyor”. Hastalık geldi “Günah işledin”. Din, bilinmeyenin açıklaması, bir teselli mekanizması, bir anlam üretme biçimiydi. Ama aynı zamanda din örgütlenmeydi. Ortak ritüel, ortak bilinç demektir. Ortak bilinç demek toplumsal bağ demektir. Yani dürüst olalım: Din insanlığın ilkel kolektif dayanışma biçimlerinden biridir.
TEMREN – Peki sonra, nasıl oluyor da ne oluyor? Öff, çay çarptı mı ne?
SALTI – Heh heh. Sonra sınıflar çıktı ortaya. Ve din iktidarın eline geçti.
TEMREN – Mevzu uzayacak gibi. Çaydanlığa biraz su ekleyeyim. Nasıl yani?
SALTI – Yani sınıflar ortaya çıkınca din, iktidarın ideolojik aygıtı oldu. Mesela antik Mısır’da firavun tanrıydı. Orta Çağ’da kral “Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi”ydi. Feodal beyler Tanrı adına hükmetti. Neden? Çünkü gökyüzünü kontrol eden, yeryüzünü de kontrol eder. Eğer Tanrı seni bu sınıfa koyduysa itiraz edemezsin. Eğer kader buysa, isyan günahtır. İşte burada din, gelişimin değil; düzenin koruyucusu durumundadır.
TEMREN – Eee şimdi?
SALTI – Şimdi de “piyasa” tanrı oldu.
TEMREN – Haaa bak bu doğru… Eskiden “Tanrı böyle istedi” diyorlardı. Şimdi “piyasa böyle istedi” diyorlar. Peki bilim?
SALTI – Bilim, üretim ihtiyacından doğdu. Tarım yapacaksan takvim bilmen gerekir. Denize açılacaksan astronomi bilmen gerekir vs. Yani bilim, üretici güçlerin gelişmesiyle gelişti.
TEMREN – Ama kilise feodalite döneminde “Dünya dönüyor” diyen Galileo’yu yargıladı.
SALTI – Çünkü bilgi, iktidarı sarsar. Bilim insana sorular sordurur. Din çoğu zaman insana sus der. Çünkü bilim deney ister. Din ise iman ister.
TEMREN – Ama dinlerin bilimsel yanı yok mu? İbn-i Sina, Farabi İslam’a altın çağ yaşattı. O zaman dinin ilerici yanı vardır diyelim mi?
SALTI – Mesele dinin adı değil. Üretim ilişkileri. Evet bazı dönemlerde din içinde bilim gelişir. Neden? Çünkü ticaret gelişmişti. Kentleşme artmıştı. Üretim artmıştı. Eğer üretim güçleri gelişiyorsa, düşünce de gelişir. Eğer ekonomi daralıyorsa, düşünce de daralır.
TEMREN – Yani ekonomi iyiyse düşünce de iyi mi? Çayını soğutma hocam.
SALTI – Marx ne diyordu? “Varlık bilinci belirler.” Yani insanlar nasıl üretirlerse, öyle düşünürler. Şimdi kendimize soralım. Sanayi devrimi din sayesinde mi oldu? Buhar makinesini papaz mı icat etti? Elektriği piskopos mu buldu? Hayır. Ama aynı dönemde işçiler 16 saat çalışırken kiliseler sabrı ve itaati öğütlüyordu. “Bu dünyada acı çek, öbür dünyada ödül var” diyordu. Bu çok kritik bir cümledir. Eğer mutluluğu ahirete ertelersen, bu dünyadaki adaletsizliği normalleştirirsin.
TEMREN – Yani cebin boşsa metafiziğe dalıyorsun? “Bu dünyada çek, öbür dünyada ödül var.” Taksitle cennet. Hah hah haa.
SALTI – Yani… Bilim doğayı anlamamızı sağladı. Ama kullanımı siyasidir.
TEMREN – Atomu parçalamak bilim, Hiroşima’ya atmak siyaset diyorsun?
SALTI – Tam olarak öyle diyorum. Bir çay daha alırım.
TEMREN – Peki bugüne gelelim. Teknoloji var. Yapay zekâ var. Açlık niye bitmedi?
SALTI – Mesele şu: Bilim kimin için? Bugün teknoloji var. Yapay zekâ var. Genetik mühendisliği var. Peki dünya açlık sorununu çözdü mü? Hayır. Çünkü sorun bilgi eksikliği değil. Sorun paylaşım sorunu. Demek ki insanlığı geliştiren şey yalnızca bilgi değil; bilginin kolektif kullanımıdır. Orta Çağ’da din baskın ideolojiydi. Bugün piyasa ideolojisi baskın. Eskiden “Tanrı böyle istedi” denirdi. Bugün “piyasa böyle istiyor” deniyor. Aradaki fark ne? İkisinde de görünmez bir güç var. İkisi de sorgulanmaz ilan ediliyor.
TEMREN – Evet. Eğer bilim birkaç milyarderin servetini artırıyorsa, insanlık gelişmiş sayılmaz. O zaman soruya dönelim. İnsanlık dinle mi gelişti, bilimle mi?
SALTI – İnsanlık üretimle gelişti. Üretim bilimi doğurdu. Din ise üretime göre şekillendi.
TEMREN – Sence gerçek gelişim ne hocam?
SALTI – İnsanlığı ileri taşıyan şey üretici güçlerin gelişimidir. Bilim bu gelişimin aracıdır. Din ise çoğu zaman mevcut düzeni koruma aracıdır. Ama mesele sadece din-bilim kavgası değildir. Bilim sadece laboratuvar değildir. Toplumu da inceler. Sınıf analizi bir bilimdir. Artı-değer bir keşiftir. Kapitalizmin çelişkileri bir fizik yasası gibi işler: Sermaye büyür. Eşitsizlik artar. Kriz kaçınılmaz olur.
Şimdi soruya dönelim. İnsanlık dinle mi gelişti, bilimle mi?
İnsanlık üretimle gelişti. Üretim bilimi doğurdu. Din ise üretim biçimlerine göre şekillendi. Ama insanlığın ortalama ömrünü uzatan şey dua değil, antibiyotiktir.
Kıtlıkları azaltan şey yağmur duası değil, tarım teknolojisidir.
Haberleşmeyi sağlayan şey mucize değil, elektromanyetizmadır.
Ama bilim tek başına yeter mi? Hayır. Çünkü bilim kapitalist sistemde metaya dönüşür. İlaç bulunur ama pahalıdır. Gıda üretilir ama çöpe atılır. Ev vardır ama evsiz vardır. Demek ki gelişim teknik değil, toplumsal bir meseledir.
TEMREN – İnsanlık dinle mi gelişecek, bilimle mi?
SALTI – Gökyüzüne bakıp cevap aramayı bıraktığımız gün değil, yeryüzünü değiştirmenin mümkün olduğunu anladığımız gün gelişmeye başlayacağız.
İnsanlık, korkudan bilgiye; bilgiden örgütlenmeye; örgütlenmeden mücadeleye geçtiği ölçüde gelişti. Çünkü gerçek gelişim, insanın insanı sömürmediği gün başlayacak.
O gün geldiğinde belki ne din tartışılacak ne bilim üstünlük yarışına girecek. Çünkü bilgi özgür olacak. Ve özgürlük, insanlığın en büyük keşfi olacak.
TEMREN – Peki demliğimizde ne kaynatalım?
SALTI – Bugün demliği boş ver. Ne kaynatacaksak kaynatalım. Ama beynimizi de kaynatalım.
The post Temren ile Salt’nın Bitmeyen Bar Muhabbetleri -9- first appeared on Hollanda Haberleri.

5 saat önce
38













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·