SADAKAT

3 gün önce 25

 

Merhaba Sevgili okurlar

Hayatın hızına yetişmeye çalışırken en çok kendimizi geride bırakıyoruz.

 

Avuçlarımızdan kayanın kum değil, zaman olduğunu çok geç fark ediyor insan. Her şeyin çabuk eskimesi için kurulmuş bir düzenin içindeyiz; ilişkiler, şehirler, umutlar… Hatta bazen kalpler bile. Bu çağ, “daha iyisi var” diyerek insanı yerinden eden bir rüzgâr gibi esiyor. Kimseye tam yaslanmadan, kimseyi tam taşımadan ilerlememizi öğütlüyor. Çünkü bağ kurmak ağırdır, sadakat yük getirir. Oysa insan biraz da taşıdığı şeydir.

 

Sadakat artık çoğu zaman yalnızca “ihanet etmemek” gibi dar bir anlamda anlaşılıyor.

 

Oysa sadakat, birinin yokluğunda da onu eksiltmemektir; arkan dönükken bile kalbini düşürmemektir. Mesafeler girse de araya, kalbin yerini değiştirmemektir.

 

Bir insan hayatından çıksa bile hatırasını kirletmemektir. Çünkü asıl sadakat, kimse görmezken başlar. İnsanın karakteri, yalnız kaldığında verdiği kararlarla şekillenir.

 

Bazen kendime soruyorum: Hayatımda gerçekten kimi kaybetmekten korkuyorum? Ve daha acısı, ben kimin kaybı olurum?

 

“Vazgeçilmez” olmak iddialı bir kelime belki ama insanın içi, bir yerde vazgeçilmez olmak ister. Birinin fırtınasında sığınak, karanlığında yön, suskunluğunda anlayış olmak…

 

Dünya değişse de adının silinmeyeceği bir kalpte yer bulmak.

Bize özgürlüğü hep gitmek üzerinden anlattılar: prangaları kırmak, her şeyi ardında bırakmak, gerektiğinde yakıp geçmek…

 

Oysa kalmak daha zor bir eylemdir. Kırıldığın yerde durmak, onarmayı seçmek; susup uzaklaşmak yerine konuşmayı göze almak cesaret ister.

 

Her şeyi terk etmek kolaydır ama insanı insan yapan, kaçtığı yerler değil, kaldığı yerlerdir.

 

Verilen söz hafif bir cümle değildir; insanın omzunda taşıdığı bir ağırlıktır. O ağırlık bazen yorar ama aynı zamanda duruş verir. Sözünü tutan insan, yalnız karşısındakine değil, en çok kendi vicdanına saygı duyar.

 

Belki de gerçek özgürlük, her kapıyı açabilecek anahtarlara sahip olmak değil; yalnızca bir kapının ardında seni bekleyen biri olduğunu bilerek o anahtarı kalbinde taşımaktır. Dünya ne kadar hızlanırsa hızlansın, insanı ayakta tutan şey hız değil, tutunduğu bağlardır. Ve belki de bütün mesele, birinin kalbinde, fırtınalar kopsa bile yıkılmayacak kadar sağlam bir yer edinebilmektir.

 

Sadakatiniz bol olsun.

The post SADAKAT first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku