RUHUN 19 MAYIS’I

10 saat önce 48

 

19 Mayıs…
Takvim yapraklarında sıradan bir tarih değildir.
Bir milletin “bitti” denildiği yerden yeniden ayağa kalkmasının başlangıç çizgisidir.

 

Mustafa Kemal, Nutuk’a neden “1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye başlar sanıyorsunuz?
Çünkü bazı tarihler olay anlatmaz… karakter anlatır.

 

Düşünün…
İstanbul işgal altında.
Boğaz’da İngiliz zırhlıları.
Saray çaresizlik içinde.
Aydınların önemli kısmı manda peşinde.
Kimi İngiliz himayesini kurtuluş sayıyor, kimi Amerikan mandasını “uygarlık” diye pazarlıyor.
Memleket yorgun. Halk bitkin.
Ve tam o sırada bir adam çıkıyor:
“Geldikleri gibi giderler.”

 

Bu sözün büyüklüğü askeri bir öngörü olmasında değildir.
Asıl büyüklüğü, herkes teslim olmuşken söylenmesindedir.

 

Mustafa Kemal’i dönemin diğer paşalarından ayıran temel fark buydu.
Onlar devlete bakıyordu, o millete baktı.
Onlar ordunun dağıldığını gördü, o halkın henüz teslim olmadığını gördü.
Onlar dış güçlerin büyüklüğüne inandı, o Anadolu insanının tarihsel hafızasına güvendi.

 

Çünkü Mustafa Kemal şunu biliyordu:
Bin yıldır devlet kuran bir millet, kolay teslim olmazdı.

 

Erzurum Kongresi’nde alınan “Manda ve himaye kabul olunamaz” kararı bu yüzden devrimci bir karardır.
Bugün o cümlenin ağırlığını anlamakta zorlananlar olabilir.
Ama o günkü koşullarda manda fikrini reddetmek, neredeyse dünyanın tamamına meydan okumaktı.

 

Yoksulsun…
Ordun dağılmış…
Silahın yok…
Paran yok…
Başkent işgal altında…
Ama yine de diyorsun ki:
“Ya istiklal ya ölüm.”

 

İşte mesele burada.

Kurtuluş Savaşı’nı kazandıran yalnızca top değildi, tüfek değildi.
Bir milletin teslim olmama kararlılığıydı.

 

Bugün bazıları Cumhuriyet’i yalnızca bir rejim değişikliği sanıyor.
Oysa Cumhuriyet, padişahın kulluğundan yurttaşlığa geçiştir.
Padişahın tebaası olmaktan çıkıp ülkenin sahibi haline gelmektir.

 

Bu yüzden Cumhuriyet yalnız sınırları kurtarmadı.
İnsanı değiştirmeye girişti.
Cehalete karşı eğitimi koydu.
Saltanata karşı halk egemenliğini koydu.
Padişahın kulu yerine yurttaşı koydu.

 

Çünkü Mustafa Kemal şunu da görüyordu:
Özgür olmayan toplum bağımsız kalamazdı.

 

Bugün hâlâ aynı kavganın içindeyiz aslında.
Sorun yalnız ekonomi değildir.
Sorun yalnız siyaset de değildir.
Asıl mesele, toplumun kendi gücüne olan inancını kaybetmesidir.

 

Oysa Anadolu halkı tarih boyunca en büyük dönüşümleri en karanlık dönemlerde yaptı.

 

1919’un Anadolu’suna bakın…
İşgaller, yoksulluk, umutsuzluk…
Ve o karanlığın içinden doğan Cumhuriyet…

 

Demek ki mesele koşullar değilmiş.
Mesele, teslim olup olmamakmış.

 

Nazım Hikmet’in dediği gibi:

“mesele esir düşmekte değil,
teslim olmamakta bütün mesele.”

19 Mayıs’ın ruhu tam da budur.

The post RUHUN 19 MAYIS’I first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku