Rotterdam’da 60 yıllık sanat direnci: Matrix

1 saat önce 10

 

 

Popüler kültürün tüketim odaklı dünyasında nitelikli müziğe ve bağımsız sanat üretimine alan açan Matrix Rotterdam, 60. kuruluş yılını farklı kültürleri buluşturan bir müzik programıyla kutladı. Genç müzisyenlere, öğrencilere ve bağımsız sanatçılara sahnesini açan kurum, yarım asrı aşan geçmişiyle kentin kültür yaşamındaki yerini koruyor.

 Haber : Kenan Özyiğit

Rotterdam’ın Mauritsstraat 16 adresindeki Matrix’in hikâyesi 1966 yılına uzanıyor. O yıl Hollandalı gençler tarafından Folkhouse Matrix adıyla kurulan mekân, başlangıçta hafta sonları İngiltere, İrlanda ve İskoçya’nın folk müzik geleneklerine ev sahipliği yapıyordu. Zaman zaman Hollandalı halk müziği sanatçıları da burada sahne alıyordu.

Yıllar içinde farklı müzik türlerine ve kültürlere kapılarını açan Matrix, Rotterdam’ın bağımsız kültür merkezlerinden birine dönüştü. Gönüllülerin emeğiyle ayakta duran Matrix, bugün yalnızca bir konser mekânı değil; sanatçıların üretimlerini geliştirebildiği, genç kuşakların deneyim kazandığı ve müzikseverlerin buluştuğu bir kültür merkezi.

 

Kasım ayının ilk günü Rotterdam, Matrix’in 60. yıl kutlamasına beklenmedik güzellikte güneşli bir havayla eşlik etti. Kutlama yalnızca içerideki sahnede değil, Matrix’in bahçesinde de gün boyu sürdü. Dışarıda cıvıl cıvıl bir kalabalık vardı. İlham Aday’ın hazırladığı hamburgerler ziyaretçilere ücretsiz dağıtılırken Osman Özdemir’in Library of Spirits’i konukları hoş geldin içecekleriyle karşıladı. Manuel’in De Kaashoeve’si ise peynir ikramlarıyla bu dayanışmaya katıldı. Öğleden sonra başlayan ve gece yarısına kadar süren buluşmada müzik, sohbet ve mahalle dayanışması iç içe geçti.

Matrix’in 60. yıl programı da bu anlayışın bir yansımasıydı. Klasik gitar ile udun buluştuğu performanslardan Yunan müziğine, flamenkodan blues’a, çağdaş halk müziğinden klasik müziğe uzanan programda çok sayıda sanatçı sahne aldı.

 

Kutlamanın müzik programında toplam 11 performans yer aldı: Ozan Sarıtepe ve Göksel Yılmaz’dan oluşan Alqantara ikilisi, Danny Fuljhari ve Ruzana Tsymbalova, Marjolein Meijers, Vicente Santiago, Matsa Ranga, Ardashes Agoshian, Keith Dunn, Burak Savaş, Chimera, Ezgi Kılıç ve Warekes.

Kutlamanın en özel anlarından biri Chimera grubunun performansıydı. 1980’li yıllarda da Matrix sahnesine çıkan Marry, bu kez kocası ve oğluyla aynı sahnedeydi. Konser sırasında, Marry’nin 46 yıl önce Matrix’te sahne aldığında bugün kendileriyle birlikte müzik yapan oğluna hamile olduğu anlatıldı. Bu anı, Matrix’in kuşaklar boyunca süren müzik geçmişini gözler önüne serdi.

 

Günün coşkulu kapanışını ise yedi kişilik genç Warekes topluluğu gerçekleştirdi. Güney Amerika müziğinin Latin ritimleriyle sahneyi dolduran enerjik müzisyenler, 60. yıl kutlamasını hareketli bir finalle tamamladı.

Bir sahneden fazlası

 

Matrix’i benzerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, sahnesini yalnızca tanınmış sanatçılara değil, üretmek ve kendini geliştirmek isteyen herkese açması. Genç müzisyenler ve müzik eğitimi alan öğrenciler burada sahne, ses ve video çalışmaları yaparak deneyim kazanıyor. Korolar, dans toplulukları, şiir buluşmaları, kitap kulüpleri ve atölyeler de mekânın gündelik programının bir parçası.

 

Büyük organizasyonların ve ticari beklentilerin belirlediği müzik ortamında, bağımsız sahnelerin varlığı sanatçılar için ayrı bir önem taşıyor. Matrix, özellikle büyük sahnelerde kendine yer bulmakta zorlanan müzisyenlere dinleyiciyle buluşma olanağı sağlıyor. Burada amaç yalnızca bir konser düzenlemek değil, müzikal üretimin önünü açmak ve farklı disiplinler arasında ilişki kurmak.

 

Matrix’te geçmiş yıllardan kalma konser kayıtları bulunsa da bu kayıtların YouTube üzerinden paylaşılması 2016 yılında başladı. On yıldır sürdürülen bu çalışma ve daha sonra başlayan canlı yayınlar sayesinde Matrix’in sahnesindeki müzikal birikim, konser salonunun sınırlarını aşarak giderek büyüyen bir dijital arşive dönüşüyor.

 

Anadolu kültürüne de açık

 

Matrix’in farklı kültürlere yaklaşımı Anadolu müziği ve dansına da uzanıyor.

 

1990’lı yıllarda Dünya Müziği Merkezi olarak anılan Matrix’in programında ağırlıklı olarak salsa, Latin ve Afrika müzikleri gibi dans odaklı türler yer alıyordu. O dönemde SKVR Müzik Okulu’nun Türk müziği bölümünün koordinatörü olan Yaşar Saka, 1995 yılında Matrix’le tanışarak burada programcı olarak çalışmaya başladı. Dünya müziğinin çok daha geniş bir kültürel zenginliği kapsadığı düşüncesiyle Hindistan’dan Tuva’ya, Başkırdistan’dan Gürcistan ve Türkiye’ye uzanan farklı müzik geleneklerini Matrix sahnesine taşıdı. Popüler türlerin yanı sıra Hollanda’da pek tanınmayan geleneksel halk müziklerine de yer açtı. Bağlama ustası Talip Özkan da Saka’nın Matrix sahnesine kazandırdığı sanatçılar arasındaydı.

Müzik yapımcısı Yaşar Saka, 2000 ile 2007 yılları arasında Codarts’ta müzik prodüksiyonu dersleri de verdi. Saka’nın çalışmaları, farklı müzik gelenekleri arasında kurulan bağların önemli örneklerinden.

 

Süleyman Tırcıçek’in mekânın yeniden yapılanma sürecindeki katkıları ve yürüttüğü zeybek çalışmaları da Anadolu kültürünün burada kendine yer bulmasını sağlıyor. Zeybek, yalnızca bir dans olarak değil, taşıdığı tarihsel ve kültürel birikimle yeni kuşaklara aktarılıyor.

 

Gönüllü emeğiyle büyüyen kültür

 

Matrix’in altmış yıllık geçmişi kesintisiz bir yükseliş öyküsü değil. Kurum, zaman zaman kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ancak mekânı yaşatmak isteyenlerin çabası ve yeniden yapılanma süreci, Matrix’in Rotterdam kültür hayatındaki yerini korumasını sağladı. Gönüllülerin ortak emeği bu sürece büyük katkı sundu.

 

Teknik donanımı, ses sistemi ve sahne düzeniyle de sanatçılara olanak sağlayan Matrix’in asıl gücü, çevresinde oluşan topluluk kültüründe yatıyor. Etkinliklerin hazırlanmasından teknik işlere, sanatçıların ağırlanmasından günlük işleyişe kadar pek çok sorumluluk gönüllüler tarafından üstleniliyor.

 

60. yıl kutlamasında bu dayanışmanın başka bir yüzü de görüldü. Mahalle sakinleri, çocuklarıyla birlikte gün boyunca sahnedeki performansları ilgiyle izledi. Sanatçıların, mahalle sakinlerinin, gönüllülerin ve esnafın aynı ortamda buluştuğu kutlama, kültürün yalnızca sahnede gerçekleşen bir etkinlik olmadığını gösterdi.

 

Rotterdam, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı kozmopolit yapısını sanat alanında da güçlü biçimde hissettiren kentlerden biri. Matrix, bu çeşitliliği ticari bir gösteriye dönüştürmeden, müziğin ve sanatın ortak dili üzerinden buluşturuyor.

 

Altmış yıl boyunca kapılarını sanatçılara, öğrencilere ve müzikseverlere açık tutan Matrix, bugün Rotterdam’ın nitelikli müzik dinleyicisinin buluşma adreslerinden biri. Popüler kültürün hızlı tüketim anlayışına karşı bağımsız üretime, sanatsal niteliğe ve kültürel paylaşıma alan açan bu tür kurumların yaşaması, yalnızca sanatçılar için değil, kentin kültürel geleceği için de önem taşıyor.

 

Matrix’in farklı kültürlerden insanları aynı salonda buluşturan köprüsü, YouTube arşiviyle Rotterdam’ın sınırlarını da aşıyor. Bir milyonu aşan izlenme sayısı, bağımsız bir kültür merkezinin etkisinin fiziksel mekânın çok ötesine geçebileceğini gösteriyor.

 

Matrix’in altmış yıllık hikâyesi, bir kültür kurumunun değerinin fiziksel büyüklüğüyle değil; kaç sanatçıya üretim olanağı sunduğuyla, farklı kültürlerden kaç insanı müzik etrafında buluşturduğuyla ve bu birikimi gelecek kuşaklara ne ölçüde aktarabildiğiyle ölçüldüğünü hatırlatıyor.

 

 

The post Rotterdam’da 60 yıllık sanat direnci: Matrix first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku