Siyah taşı, pirinçten hemen ayırt edebilirsiniz fakat beyaz taşı fark edemezsiniz.
Tıpkı, kendini gizleyip kamufle eden art niyetli insanlar gibi.
Onların verdiği zararı, pilavı yerken anlarsınız.
Onlar, sizden yana gözükmüştür, gün gelmiş kraldan çok kralcı olmuştur, yeri gelmiş sizin iyi duygularınızı kullanmışlardır, ama siz bunları çözememiş veya duygu, kabileci bakış ve ideolojik tavrınız bunları görmeye engel olmuştur.
Bu tip insanlara Kur’an’ı Kerim “Münafık” der.
Münafıklıkla ilgili birçok ayet vardır.
En çarpıcı olanı ve bugünün insanlarının bir çoğunu içine alan ayet, Bakara suresi 14. Ayet’tir.
” Müminlerin yanlarına geldiklerinde: Biz de sizin tarafınızdayız derler, fakat şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında, biz onlarla sadece alay ediyorduk” derler.
Burada ki şeytan tarifi, insan şeytanlardır.
Rabbimiz, yine çok çarpıcı bir ayet ile: Münafıkların, cehennemin en alt kısmında olacaklarını bildirir.
” Şüphesiz ki münafıklar, ateşin en alt kısmında olacaklardır. Onlar için asla hiçbir yardımcı bulamazsın.”
( Nisa suresi, 145)
Yani, en altta kâfirler, ateistler, deistler vesair demiyor, münafıklar diyor.
Ìki yüzlüler, senin dostun gibi görünen ama arkandan kuyunu kazan!
Sen, ne muhteşem bir kitapsın.
Ey! Allah’ın kitabı.
Bir anlasalar seni, ne hazineler bulacaklar içinde.
Tarih boyunca, kişiler en büyük ihanetleri en yakınlarından bulmuştur.
Dinler tarihine baktığımızda; Hz Nuh oğlundan, Hz Ìbrahim babasından, Hz Zekeriya,Hz Yahya ve Hz İsa bulundukları toplumların pağan krallarından değil, Allah’a inanan din adamlarından, Hz Musa, sarayında büyüdüğü firavundan, Hz Peygamber, yine içinde büyüdüğü Kureyş kabilesi ve en yakınlarından ( başta amcasından) en büyük zararı ve ihaneti görmüşlerdir.
Hz Hasan, eşi tarafından zehirlenmiştir.
Hz Hüseyin’i kâfirler değil, aynı kıbleye döndükleri şehit etmişlerdir.
Yine, tarihe geçmiş olan” Sende mi Brütüs” sözü ” Pirincin içindeki beyaz taşa” en güzel örnektir.
Roma imparatoru Sezar, senatoda suikas’te uğradığında, ona en acı veren darbe kardeşi bildiği Brütüs’ten gelmişti.
Şehzade Mustafa’yı düşmanları değil, öz babası boğdurmustur.
En güvendiği sığınağı.
Ne güzel demiş Pir Sultan Abdal: Dostun bir tek gülü yaralar beni.
Tüm işkenceler, o gülün dikeni yanında hafif kalır.
Örnekleri çoğaltabiliriz.
Biz, olaylara ideolojik, duygusal ve kabilecilik şeklinde değerlendiren bir toplumuz.
Mesela, bir kesim her namaz kılanı dindar, diğer bir kesim ise, her Ìzmir marşı okuyanı veya yakasına Atatürk rozeti takanı güvenilir zanneder.
Onları hatasız görür.
Çünkü, ideolojik bakmıştır.
Bunlara en güzel iki örnek Feto ve Ahbap derneği ve Haluk Levent’tir.
Biri, yıllarca dindar ve hizmet ehli görüldü.
Bunlar araştırılsın denildiğinde asla inanılmadı.
Bir terör örgütü olduğu, devlete darbe girişimi sonrası anlaşıldı.
Diğeri ise, devletten daha güvenilir zannedildi ve hiç şüphe duyulmadan milyarları bulan paralar gönderildi.
Peki neye dayanarak Haluk Levent güvenilirdir denildi.
Gerçekten, kişiyi tanıyarak mı?
Hayır. Sadece, Atatürk ile ilgili iki güzel cümle ve İzmir marşı okumak.
Ìşte bu kabileciliktir. Bizim mahalleden, öyleyse iyidir, güvenilirdir.
Öyle mi gerçekten!
Diğer tarafta ki namaz kılıyor, Allah, peygamber diyor, okul yaptırıyor, talebe okutuyor.
Bunlardan zarar gelmez düşüncesi!
Bu da kabileciliktir.
Rabbimizin münafık tarifine en uygun günümüz örneklerinden iki tanesi.
Yine, bir zamanlar holding adı altında, milyonlarca insanın parasını gasp eden kişilerin namaz ve abdestlerine güvenildi.
Biri Allah ile aldatan, diğeri Atatürk ile aldatan iki güzel örnektir.
( Atatürk ile aldatanlar ile ilgili ayrıca bir yazım olacaktır. Buda, çok önemli bir konudur.)
Umarım, bir daha şekle değil öze bakarsınız.
Ne güzel demiş atalarımız: Bir musibet bin nasihattan evladır.
Allah’a Emanet Olun.
Bayram Tan.
The post PÌRÌNCÌN ÌÇÌNDEKÌ BEYAZ TAŞ first appeared on Hollanda Haberleri.

6 saat önce
27














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·