Günlerdir televizyon ekranlarında, gazetelerin sayfalarında ve sosyal medyada aynı görüntüler dönüp duruyor: bombalanmış şehirler, yıkılmış evler, enkazların arasından çıkarılan küçük bedenler…
Önümde 168 çocuğun mezarını gösteren bir fotoğraf var. Uzun uzun bakamıyorum.
Bir baba olarak empati kurmaya bile cesaret edemiyorum. İnsan bazen düşünmekten bile korkuyor. Çünkü düşünürseniz içinizde bir şey kırılıyor.
Yüreğiniz daralıyor. Boğazınıza düğümlenen o büyük acı büyüyor.
Sonra dönüp dünya liderlerinin açıklamalarına bakıyorsunuz.
Eski Hollanda başbakanı ve bugün NATO Genel Sekreteri olan Mark Rutte de açıklama yapan isimlerden biri.
Rutte, ABD ve İsrail saldırılarını “memnuniyet verici” bulduğunu söylüyor. Üstelik Avrupa’daki birçok liderin de aynı görüşte olduğunu ifade etmekten çekinmiyor.
Bir tarafta bombalar, diğer tarafta memnuniyet açıklamaları… Modern dünyanın geldiği yer maalesef tam olarak burası.
İktidar partisi saldırıları kınadı. Ana muhalefet ise daha sert bir dil kullandı. “ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi kahrolsun” dedi.
Parlamentodaki partilerin çoğu da benzer açıklamalar yaptı. Kınamalar, protestolar, sert ifadeler…
Peki sonra?
Aklımda tek bir soru beliriyor:
Nasıl kahrolacak?
Bu cümlelerin arkasında gerçek bir siyasal irade var mı? Bir strateji var mı? Bir yaptırım, bir karar, bir somut adım var mı?
Yok.
Koca bir boşluk…
Siyasetin en kolay işi konuşmaktır. En zor olanı ise bedel ödemeyi göze alarak tavır almaktır.
Tam da bu noktada Avrupa’dan farklı bir ses yükseldi.
Pedro Sánchez yönetimindeki İspanya hükümeti net bir açıklama yaptı:
“Bu savaşa karşıyız ve üslerimiz bu saldırılar için kullandırılmayacak.”
Söz basit ama ağırlığı büyük.
Çünkü uluslararası siyasette gerçek tavır, tam da böyle anlarda ortaya çıkar. Bir ülke “karşıyız” diyorsa bunun arkasına bir karar koymalıdır. Bir sınır çizmelidir.
İspanya’nın yaptığı tam olarak budur.
Bu nedenle son günlerde dünya kamuoyunda bir “İspanyol rüzgârı” esiyor. Çünkü insanlar artık yalnızca kınama duymak istemiyor.
İnsanlık artık tavır görmek istiyor.
Gerçekten tavırdan söz edilecekse ölçüsü de bellidir.
Türkiye’de ABD askeri üsleri dururken, bunların kapatılması ya da Türkiye’nin denetimine geçirilmesi talebi ortaya konmadan yapılan sert açıklamalar gerçek bir tavır değildir. Böyle durumlarda büyük sözler çoğu zaman yalnızca iç politikaya dönük bir gösteriye dönüşür.
Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar aynı acıyı hissediyor.
Bombaların altında kalan çocukların milliyeti yoktur. Ölen bir çocuğun pasaportu olmaz.
Acı evrenseldir.
İşte bu yüzden insanlık artık yalnızca öfke duymuyor; aynı zamanda ahlaki bir tutarlılık arıyor.
Kınamalar değil, kararlar…
Sloganlar değil, politikalar…
Sözler değil, tavırlar…
Çünkü dünya artık şunu biliyor:
Büyük güçlerin kurduğu bu düzende adalet çoğu zaman yalnızca konuşulur.
Ama bazen bir ülke çıkar ve kısa bir cümle kurar:
“Üslerimizi kullandırmayacağız.”
O kısa cümle, büyük sözlerden çok daha değerlidir.
Çünkü işte o, insanlığın sesidir; savaş karşısında susan milyonların yerine konuşan bir cümledir.
Sessiz çoğunluğun gücü, işte o cümlenin içinde yankılanır.
Belki de asıl umut budur: sözden öte, tavırla konuşan kısa bir cümle…
Ve insanlığın hâlâ sesini duyurabildiğini gösteren bir işaret.
The post Pedro Sánchez first appeared on Hollanda Haberleri.

1 hafta önce
69












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·