Onlar Bize Bir Ömür Yetişti, Biz Onlara Yetişebiliyor muyuz?

1 saat önce 8

 

Bir zamanlar elimizden tutan eller, bugün bastona ihtiyaç duyuyor.

Bizi sabahları okula gönderen, hastalandığımızda başımızda bekleyen, soframıza yemek koyan anne babalarımız artık yaşlanıyor.

Peki biz ne yapıyoruz?

Hayatın telaşına kapılıp onların yaşlandığını fark edebiliyor muyuz?

Çocukken onların bizim için ne kadar büyük bir dünya olduğunu düşünmezdik. Annemiz yanımızdaydı, babamız güçlüydü. Bir sorun olduğunda koşup sığınacağımız bir limanımız vardı.

Sonra büyüdük.

Okullar, işler, evlilikler, çocuklar, şehirler, ülkeler girdi hayatımıza.

 

Telefonlarımızda yüzlerce insanın numarası var ama bazen anne babamızı aramaya birkaç dakikamız bile kalmıyor.

“Sonra ararım.”

“Bugün çok yoğunum.”

“Hafta sonu giderim.”

Bu cümleleri ne kadar sık söylüyoruz?

Oysa yaşlanan bir anne babanın ihtiyacı çoğu zaman büyük şeyler değildir.

Bazen bir telefon.

Bazen birlikte içilen bir kahve.

Bazen aynı sofraya oturmak.

Bazen de hiçbir şey yapmadan yanında bulunmak…

Çünkü yaşlılık yalnızca bedenin yaşlanması değildir.

İnsanın sosyal çevresinin daraldığı, kayıpların arttığı, kendisini daha fazla yalnız hissedebildiği bir dönemdir.

Emeklilikle birlikte iş çevresi kaybolabilir.

 

Arkadaşlar azalabilir. Eş kaybedilebilir. Çocuklar başka şehirlere, hatta başka ülkelere taşınabilir.

Ve bir gün insan, yıllarca kendisini başkalarına adamışken kendi hayatında sessiz bir boşlukla karşı karşıya kalabilir.

İşte burada aileye büyük bir görev düşüyor.

Yaşlı anne babalarımızın sadece ihtiyaçlarını karşılamak yetmez.

Onların hâlâ hayatın bir parçası olduklarını hissettirmemiz gerekir.

Çünkü yaşlılarımızın en büyük ihtiyacı bazen ilaç değil, ilgi;

bazen para değil, sohbet;

bazen yardım değil, değerli olduğunu hissetmektir.

Elbette hayat şartları değişti.

Artık herkes aynı evde yaşamıyor. Çocuklar farklı şehirlerde, farklı ülkelerde hayat kurabiliyor. Çalışma koşulları ağırlaşabiliyor.

Ama mesafe, sevgiyi azaltmak zorunda değil.

 

Bir görüntülü arama bile bazen çok şey anlatabilir.

“Anne, bugün nasılsın?”

“Baba, bir şeye ihtiyacın var mı?”

“Bugün seni düşündüm.”

Birkaç kelime…

Ama yaşlı bir insanın gününü değiştirebilecek kadar büyük.

Bir başka önemli mesele de şu:

 

Yaşlılığı bir yük gibi görmeye başladığımızda toplum olarak çok önemli bir şeyi kaybederiz.

 

Çünkü yaşlılarımız yalnızca bakıma ihtiyaç duyan insanlar değildir.

Onlar hafızamızdır.

Aile tarihimizin taşıyıcılarıdır.

Çocukluğumuzu bilen insanlardır.

Bize ait hikâyeleri, gelenekleri, değerleri taşıyan birer canlı arşivdirler.

 

Bugün onların anlattığı hikâyeleri dinlemek istemeyen çocuklarımız, yarın kendi hikâyelerini anlatacak kimseyi bulamayabilir.

Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:

Anne babalarımız yaşlanırken biz ne kadar büyüyebiliyoruz?

Çünkü gerçek yetişkinlik sadece kendi hayatımızı kurmak değildir.

Bize hayat veren insanların hayatlarının son döneminde onların yanında olabilmeyi de öğrenmektir.

Bir gün biz de yaşlanacağız.

Bir gün bizim telefonumuzu arayan çocuklarımızın “Şimdi müsait değilim, sonra ararım” demesini bekleyeceğiz.

Belki o gün bugün yaptıklarımızı hatırlayacağız.

Bu yüzden anne babalarımızın yanında olmak sadece bir görev değildir.

Bir vefa meselesidir.

Ve belki de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en

 

güzel miras, onlara büyük sözler söylemek değil; kendi anne babalarımıza nasıl davrandığımızı göstermektir.

Çünkü çocuklar nasihatlerimizi değil, davranışlarımızı öğrenir.

Bugün bir anne babayı arayalım.

Sesini duyalım.

Yanına gidebiliyorsak gidelim.

Elini tutalım.

 

Ve belki de uzun zamandır söylemediğimiz o cümleyi söyleyelim:

 

“İyi ki varsın.”

 

Çünkü bazı cümlelerin zamanı yoktur.

Ama bazı insanların zamanı vardır.

 

Anne babalarımız yaşlanıyor.

 

Ve belki de kendimize sormamız gereken asıl soru şu:

 

Onlar bize bir ömür yetişti. Biz şimdi onların yanında olmaya yetişebiliyor muyuz?

 

Sevgiyle kalın,

 

Uzm.Psikolog & Aile Danışmanı

Rukiye Sultan Gür

The post Onlar Bize Bir Ömür Yetişti, Biz Onlara Yetişebiliyor muyuz? first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku