Nevruz ve İsrail Bayrakları

2 saat önce 19

 

Nevruz yaklaşınca insanın aklına sadece bahar gelmiyor. Toprak uyanıyor, evet… Ama hafıza da uyanıyor. Ben de öyle yaptım; Şehname’yi bir kez daha karıştırdım. Firdevsi ne anlatmış, biz ne anlamışız diye…

Bu metinler, çoğu kişinin sandığı gibi eski zaman masalları değildir. Bir halkın kendini anlatma biçimidir. Karanlıktan çıkışın hikâyesidir.

İlk hükümdar Keyumers… İnsan doğanın içinde, dağlarda, henüz örgütsüz. Sonra bir kırılma yaşanıyor. Huşeng geliyor. Taştan demiri ayırıyor, ateşi buluyor. Yani doğaya boyun eğen insan, onu dönüştürmeye başlıyor. Ateş burada sadece bir araç değil; bilinçtir.

Ardından Tahmurs… Devleri yeniyor ve onlardan yazıyı öğreniyor. Dikkat edin: Bilgi kendiliğinden gelmiyor. Mücadeleyle alınıyor.

Cemşid’le birlikte düzen kuruluyor. Üretim var, zanaat var, örgütlenme var. Ve bir gün halk, o düzenin etrafında toplanıp yeni bir başlangıcı ilan ediyor: Nevruz.

“Yeni gün”…

Ama hangi gün yeni?

Takvim değişti diye mi?

Yoksa bir düzen değişti diye mi?

Şehname’nin anlattığı çok açık: Yeni gün, eskiyi yıktığın gündür.

Eğer Nevruz, Cemşid’in tahtı etrafında ilan edilen “yeni gün” ise, o gün sıradan bir başlangıç değildi. Bir düzenin kuruluşuydu; emekle kurulan, bilgiyle büyüyen, mücadeleyle ayakta kalan bir düzen…

Dev meselesine gelince…

Oradaki “dev”leri bugünün dünyasında aramak için fazla uzağa gitmeye gerek yok. Şekil değiştirirler ama özleri değişmez. Zor kullanırlar, korku üretirler, kendilerini kaçınılmaz gösterirler.

Bugün bu düzenin merkezinde kim var?

Açık konuşalım: Amerika Birleşik Devletleri… Ve onun bölgedeki en sadık müttefiki İsrail…

Biri küresel ölçekte güç üretir, diğeri o gücün sahadaki uzantısıdır. Birlikte kurdukları düzen, sadece askeri değil; ekonomik ve kültürel bir tahakküm düzenidir. Adına “dünya sistemi” derler.

Peki bu sistem nasıl işler?

Bazen savaşla.
Bazen ambargoyla.
Bazen de “demokrasi” söylemiyle…

Ama sonuç değişmez: bağımlılık.

Bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar, bir coğrafya meselesi değildir sadece. Enerjinin, yani modern dünyanın kanının dolaştığı damardır orası. O damarı kontrol etmek isteyenlerle, buna boyun eğmeyenlerin yüz yüze geldiği bir hattır aynı zamanda. Bir yanda küresel gücünü dayatanlar, öte yanda kendi kaderini belirlemek isteyenler… Bu yüzden orası yalnızca bir geçiş noktası değil; iradelerin, çıkarların ve direnişin doğrudan çarpıştığı bir düğümdür.

Şimdi dönüp tekrar soralım:

Nevruz neydi?

Bir bayram mı?

Yoksa bir kırılma anı mı?

Bugün bazıları, başkalarının gölgesinde bayram kutladığını sanıyor.

Oysa tarih serttir.
Devlerin bayrağıyla Nevruz kutlanmaz.
Ya kendi ateşini yakarsın…
Ya başkasının ateşine odun olursun.
Arasındaki fark, ateşi kendi yakanın, başkasının karanlığına teslim olmaz.

The post Nevruz ve İsrail Bayrakları first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku