Alkıştan Nefrete Uzanan İkiyüzlülük
İnsanlık tarihi boyunca cehalet denildiğinde akla ilk gelen şey bilgisizlikti. Oysa yaşadığımız çağ bize gösteriyor ki asıl tehlike, bilgi eksikliği değil; ahlak eksikliğidir. Diplomalı insanlar çoğaldı, bilgiye ulaşmak kolaylaştı, iletişim hızlandı. Ama buna rağmen vicdan küçüldü, karakter zayıfladı, samimiyet ise neredeyse lüks hâline geldi.
İşte ben buna modern cahillik diyorum.
Modern cahil; okumayan insan değildir. Modern cahil; çıkarını hakikatin önüne koyan, güce tapan, makamı karakterin yerine koyan insandır.
Dün yere göğe sığdıramadığı bir insanı, o kişi makamını veya gücünü kaybettiğinde en ağır sözlerle yerden yere vurabilenler… Dün önünde eğilip büküldükleri insanların ardından bugün nefret kusanlar… İşte çağımızın en büyük cehaleti budur.
Çünkü karakter, rüzgârın estiği yöne göre değişmez.
İnsanları değerlendirirken makamlarına, servetlerine, güçlerine veya içinde bulundukları zamana bakmak büyük bir yanılgıdır.
İnsan; sahip olduğu koltukla değil, koltuğu kaybettiğinde ortaya çıkan kişiliğiyle anlaşılır. Aynı şekilde bir insanı alkışlayanların gerçek yüzü de alkış tuttukları günlerde değil, çıkarları sona erdiğinde ortaya çıkar.
Filozoflar yüzyıllardır insanın bu zayıf yönüne dikkat çekmiştir. Aristoteles, erdemin alışkanlık olduğunu söyler. Kant ise insanın yalnızca sonuçlara göre değil, ilkelere göre davranması gerektiğini savunur.
Spinoza, tutkularının kölesi olan insanın özgür olamayacağını anlatır. Bugün çıkarları uğruna sürekli saf değiştiren insanlar, aslında kendi tutkularının esiri olmuş kişilerdir. Onlar özgür değil; menfaatlerinin mahkûmudur.
İnsan doğası gereği hata yapabilir. Aldanabilir, aldatabilir, suç işleyebilir. Bu, insan olmanın acı gerçeğidir. Ancak daha acı olanı, bütün bunları bilmesine rağmen çıkar uğruna doğruları terk edebilmesidir. Makam varsa övgü dizmek, makam gidince nefret kusmak; düşünce değil, menfaat değişikliğidir.
Ne yazık ki günümüzde birçok insan, kişileri değil makamları sevmektedir. Gücü alkışlamak kolaydır; zor olan, güç ortadan kalktığında da aynı dürüstlüğü koruyabilmektir. Çünkü samimiyet, alkışın en yüksek olduğu günlerde değil; sessizliğin başladığı günlerde sınanır.
Yüzüne karşı övgüler dizip arkasından hakaret etmek, sadece görgü eksikliği değildir; karakter yoksulluğudur. İkiyüzlülük, cehaletin en eğitimli hâlidir. İnsan bazen hiçbir şey bilmediği için değil, bildiği doğruları bilinçli olarak terk ettiği için cahilleşir.
Bu yüzden modern dünyanın en büyük sorunu bilgiye ulaşamamak değildir. Asıl sorun; bilginin ahlaka dönüşememesidir.
Mevlânâ yüzyıllar önce bunun ilacını birkaç satırda anlatmıştı:
Güneş gibi ol şefkatte ve merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde ve cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede ve asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda ve mahviyette.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Belki de bütün mesele bu son cümlede gizlidir.
Çünkü insanın gerçek değeri, alkışladığı kişilerle değil; alkışı kesildiğinde gösterdiği ahlakla ölçülür.
Ve unutulmamalıdır ki…
Cehalet artık okumamış olmak değildir. Asıl cehalet; vicdanını çıkarına kiraya vermektir. İnsan bilgisiz olduğu için değil, karakterini menfaatine teslim ettiği gün gerçek anlamda cahilleşir.
Dostça selamlarımla,
Kamil Kopuz
Drunen,
Kkopuz53@gmail.com
The post Modern Cahillik first appeared on Hollanda Haberleri.

2 gün önce
69












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·