MERHABA MEKKE

4 gün önce 47

İki yıl önce bu zamanlarda Mekke’deydim. Bu sebeple bu hafta sizlerle Mekke’ye gidip, o günleri tekrar yâd etmek istedim.

Mekke seyahatim, Konya’dan direkt uçuşla Cidde’ye oldu.

Öncesinde, manevi yüklemem Konya Mevlana Kültür Merkezi’ndeki muhteşem sema gösterisini izlemekle başladı.

Tasavvuf müziği ve ney sesleriyle mest olmamak elde değil.

Konya Havalimanı’nda ihramlarımızı giyerek başladı büyük heyecan.

Uçak eğer Cidde’ye gidiyorsa, mikat sınırını geçtiği için ihramlı binmek gerekiyor.

Medine’ye gidiyorsa ihrama gerek yok.

Öğle saatlerinde Cidde’ye indik.

Bizleri Mekke’ye götürecek otobüslerimize bindik.

İşte asıl heyecan daha da arttı.

Birçok seyahatim oldu ama en çok istediğim seyahat başlamıştı.

Hz. İbrahim’in şehri, Hz. Hacer ve Hz. İsmail’in şehri, Hz. Peygamberimizin doğduğu ve Kur’an’ın indirilip tebliğ edildiği şehir…

Nurlu şehir Mekke!

Yeryüzündeki ilk mabet olan Kâbe’nin şehri.

Şehirlerin anası (Ümmül Kurâ) Mekke!

“Şüphesiz ki insanlar için kurulan ilk ev (mabet), etrafına bereket verilen Mekke’deki Kâbe’dir.

Onda apaçık deliller ve İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güvende olur. Gücü yetenin orayı haccetmesi, Allah’ın kulları üzerindeki hakkıdır.”

(Âl-i İmrân Suresi, 96 ve 97. ayetler)

Odamıza yerleştikten sonra rehberimizle Mescid-i Haram’a geldik. Bir müminin görebileceği en güzel yapı… Işıl ışıl parlayan siyah örtüsüyle Kâbe karşımızda.

İlk görüşte aşk dedikleri bu olsa gerek.

“Selam sana ey Allah’ın evi (Beytullah).”

Hacerü’l-Esved’i selamlayıp saat yönünün tersine başlıyor tavaf!

Kâbe kalbimize yakın.

Dünyalık hiçbir şey düşünülmüyor.

Sadece Rabbine kulluk bilinci, dualar…

Mıknatıs gibi çeken manevi bir çekim gücü.

Adeta mahşerin provası var.

Müslümanlar beyaz kelebekler gibi dönüyorlar.

Her renkten, her ırktan ama aynı aşkla.

“Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” (Buyur Allah’ım, huzurundayım).

Biraz ötede tepelerin ardında, affın ve aşkın sembolü Arafat!

“Oku” diye başlayan ilk vahyin indirildiği Hira.

Hicret yolculuğunda âlemlere rahmet Peygamberimiz ile “Sıddık” unvanına sahip Hz. Ebubekir’i saklayan Sevr!

Kur’an ayetine konu olmuş Medine yolunun koruyucu mekânı.

“Kâfir olanlar onu iki kişinin ikincisi olarak Mekke’den çıkardıklarında elbette Allah ona yardım etmişti.

Onu, sizin görmeyeceğiniz ordularla desteklemişti.”

(Tevbe Suresi, 40. ayet)

Safa ve Merve tepeleri arasında, Hz. Hacer’in İsmail’ine su bulmak için koşuşturmasını hissetmek için bizim de koşuşturmamız, Kâbe’nin gölgesi altında.

Hz. Peygamber’in Safa Tepesi’nden kavmini imana davet edişini duymak!

Onun çaresizliği karşısında hislenmek, gözlerin yaşarması!

Yetim Muhammed ile âlemlere rahmet Peygamber’in tüm hayatına şahit olan Mekke!

Cennetü’l-Bakî Kabristanı’nda Hz. Hatice annemizi, oğullarını, yol arkadaşlarını selamlamak!

Makam-ı İbrahim, ötelere yükselten nurlu bir merdiven; Zemzem Kuyusu bir saki.

Büyük sonsuzun huzurunda, O’nun evinde duruyorum.

Düz saflar halinde değil, dalga dalga büyüyen daireler halinde.

En huşu ile kıldığım namazım.

“Secde edip yaklaştım bir adım ötemdeki kıbleme.”

İstiyorum ki o da benimle konuşsun.

Bir şeyler fısıldasın.

Yüreğimi onun hakikat diliyle yaslıyorum, ona dokunuyorum.

Evet, o da bana derinden sesleniyor:

“Hoş geldin.”

Ay, Dünya’yı tavaf ediyor; Dünya, Güneş’i…

Ben de zamanımın her anını onu tavaf ederek geçirdim.

Ayrılık anına kadar.

En zor ayrılık ondan ayrılmak oldu.

Tıpkı Allah Resulü’nün dediği gibi:

“Mecbur olmasaydım, seni asla terk etmezdim.”

Rabbim, bana tekrarını ve isteyen herkese gitmeyi nasip etsin.

Allah’a emanet olun.

Bayram Tan

The post MERHABA MEKKE first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku