İnsanoğlu’nun tarih boyunca en büyük zaafı mala, mülke, servete ve saltanata olmuştur.
Bu büyük zaaf bugün de devam etmektedir ve kıyamete kadar da devam edecektir. Bu saydığım unsurlar yüzünden savaşlar çıkmış, oluk oluk kanlar akmış, sayısız insan hayatını kaybetmiştir. Mal ve servet hırsı; hırsızlıklara, gasp olaylarına ve büyük zulümlere sebep olmuştur.
Bu durum, bugün de en büyük güvenlik sorunlarından biridir. Bazı ülkelere yapılmak istenen seyahat planları, bu güvenlik endişeleri nedeniyle iptal edilmektedir.
Anne ve babadan miras yoluyla intikal eden mal ve servet, kardeşler arasında büyük sorunlara yol açabilmekte; bu durum yalnızca hukuki problemlerle sınırlı kalmayıp, geçtiğimiz günlerde Aksaray’da olduğu gibi, bir kardeşin diğer kardeşi öldürmesine kadar varabilmektedir.
Bu vahim olayın ayrıntılarını bilmiyoruz; zaten konumuz da değildir. Ancak aileler açısından son derece üzücü bir durumdur. Allah sabır ve kolaylık versin. Bu ve benzeri olaylar, mal ve servet hırsının ne derece tehlikeli olduğunun açık örnekleridir.
Rabbimiz, yüce kitabında bu tehlikeye birçok ayette, hatta tüm bir surede dikkat çekmiştir. Mal yığmayı yalnızca eleştirmekle kalmamış, açıkça yasaklamıştır. Örneğin Tekâsür Suresi, mal ve kabile çokluğuyla övünenleri eleştiren bir suredir.
Mekkeli müşrikler çokluk yarışına girer, bununla övünür; hatta mezarlardaki ölülerini saymaya kadar ileri giderlerdi.
“Çoğaltma yarışı sizi oyaladı.
Sonunda mezarlıkları bile saymaya götürdü.”
(Tekâsür Suresi, 1–2. ayetler)
Kur’an-ı Kerim’de mala aşırı düşkünlük, cimrilik ve mal yığma tutkusu; insanı Allah’tan ve ahiretten alıkoyan büyük bir tehlike olarak görülür. Bu kişileri bekleyen şiddetli azap, Tevbe Suresi’nin 34–35. ayetlerinde din adamları üzerinden örneklenerek anlatılır.
Verilen örneğe özellikle dikkat edilmelidir. Bu Kur’an’a can feda edilmez mi?
“Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını batıl yollarla yerler ve insanları Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlara elem verici bir azabı müjdele! O gün, cehennem ateşinde bunlar kızdırılacak; alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacaktır.”
(Tevbe Suresi, 34–35)
Mal yığıp cimrilik yapanın akıbeti, yüce kitabımızda son derece net bir şekilde açıklanmıştır. Rabbimiz ise mallarını cömertçe infak eden ve paylaşanlara örnek olarak Medine’deki Ensar’ı göstermiş ve onları övmüştür. Mekke’den hicret eden muhacirlerle her şeylerini paylaşmışlardır.
“Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
(Haşr Suresi, 9. ayet)
Ey yüce Kur’an! Ne muhteşem bir ayettir Furkan Suresi’nin 43. ayeti:
“Arzusunu ilah edineni gördün mü?”
Her neyi Allah’tan ve O’nun emirlerinden üstün tutuyorsan, onu ilah edinmiş olursun. Bu; mal olabilir, servet olabilir, makam, heva veya heves olabilir. Bir Müslüman, malda değil hayırda yarışmalıdır.
Nice krallar ve firavunlar servetleriyle birlikte yok olup gitmişlerdir. Karun’un hazineleri helak edilmiştir. Öyle bir serveti vardı ki, yalnızca hazine kapılarının anahtarlarını bir kervan taşırdı. Peygamberler içinde zenginliğiyle bilinen tek kişi Hz. Süleyman’dır; onun ölümü bile ibretliktir:
“Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak bastonunu kemiren bir ağaç kurdu gösterdi. Baston yıkılınca onun öldüğü anlaşıldı.”
(Sebe Suresi, 14. ayet)
Hz. Süleyman’ın sarayları vardı; fakat ölümünü bile kimse fark edemedi.
Hz. Peygamber’in hadisinde haber verdiği dönemleri yaşıyoruz:
“Ben ümmetimin putlara tapmasından korkmuyorum. Ancak korkum şudur ki; mala, servete ve makama tapmalarıdır.”
Öyle değil mi? Bugün kendini Müslüman olarak tanımlayan milyonlarca insan; heva ve hevesini, malını, servetini ve makamını ilah edinmedi mi?
Allah’a emanet olun.
Bayram Tan
The post MALA KUL OLMAK first appeared on Hollanda Haberleri.

2 hafta önce
102













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·