Kutsal Yeminler ve Dünyevî İktidar

15 saat önce 52

 

Siyaset, tarih boyunca kendisini meşrulaştırmak için aşkın olana yaslandı.

Devlet başkanları göreve başlarken kutsal kitaplar üzerine yemin etti; milletvekilleri, askerler, doktorlar ve hukukçular Tanrı adına söz verdi. Bu ritüel, iktidarın kendisini ilahî bir zemin üzerine oturtma çabasından başka bir şey değildir.

Oysa Tanrı’ya verilen söz, insanlar arasında yapılan bir sözleşme değildir.

Çünkü Tanrı, tanıklık eden bir kitle değil; mutlak olanı temsil eder.

Ve mutlak olana verilen söz, eylemle sınanır.

Buradaki çelişki tam da burada başlar.

Aynı eller, kutsal kitaplara dokunurken;

aynı iktidarlar, “güvenlik”, “çıkar” ve “beka” gerekçeleriyle şehirleri bombalar.

Çocuk, kadın, yaşlı ayrımı yapmadan binlerce hayat sonlandırılır.

Bu noktada artık inançtan değil, inancın araçsallaştırılmasından söz edilir.

Spinoza’nın açık uyarısı hâlâ geçerlidir:

“ İktidar, korku üzerinden işlediğinde dini bir araç hâline getirir.

Çünkü korku, aklı felç eder; felç edilen akıl ise itaati doğurur.”

Bu yüzden din, siyasetin elinde bir ahlâk kaynağı değil;

bir yönetim tekniğine dönüşür.

İşgaller, sömürü düzenleri ve kukla yönetimler “kutsal amaçlar” adına meşrulaştırılır.

Elinde İncil, Tevrat ya da Kur’an olan iktidar, aynı anda ekonomik ve askerî güçle tehdit eder.

Demokrasi ve barış söylemi, fiilî şiddetin üzerini örten bir dile dönüşür.

Hannah Arendt’in tarif ettiği gibi, kötülük burada şeytani değildir;

son derece sıradandır.

“Emir alır, uygular, gerekçesini üretir ve vicdanını sistemin dışına taşır.”

Ekonomik olarak zayıf toplumlarda bu mekanizma daha görünür çalışır.

İktidar, dini söylemle kendisini “seçilmiş” ilan eder.

Yaptığı her eylemi ilahî iradeye bağlar;

mabetler inşa ederek meşruiyet devşirir.

Bu noktada din, insanı özgürleştiren bir anlam arayışı olmaktan çıkar;

itaati yeniden üreten bir yapıya dönüşür.

Tarikatlar, cemaatler ve sözde dinî otoriteler bu düzenin tamamlayıcı unsurlarıdır.

Korku, günah ve kurtuluş vaadi üzerinden maddî ve siyasal çıkar elde edilir.

Bu durum, dinler arasında değil; iktidar biçimleri arasında ortaktır.

Sorun Tanrı değildir.

Sorun, Tanrı adına konuşma yetkisini kendinde gören insanlardır.

Ve tarih bize şunu gösterir:

“İnanç akıldan koparıldığında din ahlâk üretmez; korku üzerinden işleyen iktidarın en etkili yönetim aracına dönüşür.”

Yazdığım bu yazım, öfkeyle değil, akıl ve vicdanla kurulmuş bir itirazdır.

İhtiyacı olanın kalbine gider, rahatsız olması gerekeni de rahatsız eder.

Dostça selamlarımla,

Kamil Kopuz

Kkopuz@gmail.com

 

 

 

 

The post Kutsal Yeminler ve Dünyevî İktidar first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku