Siyaset kurumu, toplumların vazgeçilmezidir.
Toplumlar siyasetçiler tarafından yönetilir.
Ancak siyasetçiyi “kurtarıcı” olarak gören toplumlar, güçlü değil; zayıf toplumlardır.
Zayıf toplumların en büyük eksikliği bilinçtir.
Az okurlar, az sorgularlar.
Düşünmek ve analiz etmek yerine, kabullenmeyi tercih ederler.
Eğitim zayıfladıkça;
ahlâk zayıflar, vicdan körelir, tevazu yok olur.
Bu toplumlarda insanlar, bilmedikleri konularda bile kendilerinden emin bir şekilde konuşur;
eksik ve yanlış bilgilerle tartışmayı değil, saldırmayı seçerler.
Bu yüzden onlarla tartışmak değil, susmak gerekir.
Böyle bir zeminde yükselen siyasetçiler ise en tehlikeli olanlardır.
Kendilerini toplumun “kurtarıcısı” olarak sunan bu figürler, aslında o toplumun zaaflarının ürünüdür.
Eğitimleri sınırlı, tevazuları yok, eleştiriye kapalıdırlar.
Kendilerini dev aynasında görür, toplumlarını felakete sürüklerler.
Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Milyonlarca insanın acı çekmesine, savaşların çıkmasına neden olanlar;
çoğu zaman bu “kurtarıcı” liderler olmuştur.
Ama asıl soru şudur:
Bu kurtarıcıları kim yaratır?
Cevap basit: Toplumun kendisi.
“Bizi kurtar!” diyen bir kitle,
kendi iradesinden vazgeçmiş demektir.
Ve o anda bir ses yükselir:
“Beni seçmezseniz mahvolursunuz.
Sizi ancak ben kurtarırım.”
İşte bu cümle, bir toplumun çöküşünün başlangıcıdır.
Çünkü bu vaatler;
bilinçsiz, okumayan, sorgulamayan kitlelere hitap eder.
Ahlâkı zayıf,
eğitimi yetersiz,
vicdanı körelmiş,
sorumluluk almaktan kaçan insanlara…
Çalışmak yerine beklemeyi,
üretmek yerine tüketmeyi,
düşünmek yerine inanmayı seçenlere…
Kurtarıcı arayan toplumlar,
sonunda özgürlüklerini kaybeder.
Ve tarih bize şunu öğretir:
Kurtarıcı bekleyen toplumlar,
eninde sonunda başkalarının hizmetkârı olur.
“Kendi aklını kullanmayan toplumlar, başkalarının aklıyla yönetilmeye mahkûmdur.”
Dostça selâmlarımla,
Kamil KOPUZ
Kkopuz53@gmail.com
The post KURTARICI ARAYAN TOPLUMLAR first appeared on Hollanda Haberleri.

1 saat önce
16














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·