Geçtiğimiz günlerde Rotterdam Yurttan Sesler Korosu’nun konserine giden ve bir elietiri yazısı yazan Türkolog Erol Sanburkan’a cevap gecikmedi.
Toplumun büyük kesiminde tepki alan Erol Sanburkan’ın yazsına bir diğer cevap ise Yılmaz Kocayürek’ten geldi. N Haber olarak hakaret, küfür içermediği sürece her yorumu onaylıyoruz ve RYSK’nın cevap hakkı doğduğu için aynı sütünlarda bu yorumu yayınlamayı gaztecilih etiği açısından bir vazife biliyoruz.
Erol Sanburkan’ın yazının altına ilk cevap Doktor Funda Başdoğan’dan geldi. Başdoğan cevabında: “Türk konserlerini değerlendirirken yalnızca tek bir koroyu ölçüt almak, bir bilim insanından beklenen bilimsel yaklaşım değildir. Üstelik RYSK’nin sıradan bir koro olmadığı açıkça görülmektedir. Konser atmosferini “düğün ortamı”na benzetmesi ise bütünüyle şahsi bir yorumdur; zira salondaki coşku, dinleyicilerin türkülere içtenlikle eşlik etmesinden doğmuştur. Bu tabloyu olumsuz bir görüntü yerine, kültürel bağımlılık ve ortak duygunun yansıdığı güçlü bir pozitif enerji olarak değerlendirmek daha isabetli olacaktır” dedi.
Sanat Laboratuvarda Değil, Gönülde Yapılır: RYSK Konseri Üzerine Bir Reddiye
Geçtiğimiz günlerde Türkolog Sanburkan imzasıyla yayımlanan Rotterdam Yurttan Sesler Korosu (RYSK) hakkındaki değerlendirme yazısını okuyunca, bir sanatsever olarak sessiz kalamadım. Yazıda kullanılan “profesyonellik” ölçütlerinin, gurbette kültürel bir mucizeyi yaşatan insanların emeğini nasıl bir çırpıda harcadığını görmek üzüntü verici.
Profesyonellik Dedikleri Nedir?
Yazar, koro şefinin hem bağlama çalıp hem sunum yapmasını “dikkat dağıtıcı” bulmuş. Oysa Anadolu’nun özünde şeflik, bir kürsüden sopa sallamak değil; o tınıya can vermek, sazıyla sözüyle kitleye önderlik etmektir. Biz o sahnede bir “operet” izlemedik; içimizden birilerinin, bizim türkülerimizi, bizim sıcaklığımızla anlatmasını izledik. Batı’nın koro şefliği kalıplarını, bin yıllık halk müziği geleneğimize dayatmak, bu toprakların ruhuna yabancılaşmaktır.
“Düğün Salonu” Yakıştırması Bir Saygısızlıktır
Yazıdaki en talihsiz ifade, halkın coşkusunu “düğün salonu atmosferi” olarak nitelemek olmuş. Bir konser salonunun dolup taşması, dinleyicinin türküye alkışla, tempoyla katılması bir “disiplinsizlik” değil, başarının en somut kanıtıdır. Eğer bir koro, seyirciyi oturduğu koltukta buz kestirmiyor, aksine onları da müziğin içine çekiyorsa; orada “sanatın soğuk yüzü” değil, “halkın sıcak nefesi” var demektir.
Modernlik Adına Öze Müdahale
Çoksesli düzenleme eksikliğinden bahsedilmiş. Her şeyi “Batılılaştırmak” zorunda mıyız? Geleneksel icranın sadeliği, başlı başına bir duruştur. Koronun yenilikçi düzenlemeler yerine geleneksel çizgiyi koruması bir eksiklik değil, bir koruma bilincidir. Modernite adı altında türkülerimizin ruhunu makyajlamaya çalışmak, onları özünden koparmaktır.
Eleştiri Mi, Yoksa Üst Perdeden Bakış Mı?
Sayın yazarın “gelişim” temennisi altına gizlediği bu sert eleştiriler, maalesef yapıcı olmaktan uzaktır. Hollanda gibi bir yerde, işinden, ailesinden, vaktinden feragat ederek Türk kültürünü yaşatmaya çalışan bu gönüllü ordusunu desteklemek yerine, “ışık kullanımı” veya “sunucu seçimi” gibi detaylarla yermek, ancak fildişi kulesinde oturanların yapacağı bir iştir.
Son söz olarak:
RYSK, o salonu dolduran binlerce kişi için bir gurur tablosudur. Teknik detaylara boğulup o büyük resmi göremeyenler, belki kağıt üzerinde “profesyonel” birer eleştirmen olabilirler ama o samimi coşkunun bir parçası olamazlar. Eleştiri, var olanı yıkmak için değil, daha iyisini beraber inşa etmek için yapılırsa değerlidir. Bu yazı ise maalesef, sadece bir gönül işçiliğini küçümsemekten öteye gidememiştir.
NHaber.nl

42 dakika önce
11













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·