Johns Hopkins Üniversitesi Karaciğer Nakli Bölümü Medikal Direktörü Doktor Ahmet Gürakar, pandemi sürecinde nakil kliniğinin de salgından etkilendiğini söyledi. Birçok ünitenin Corona ünitesine çevrildiğini, 2020 yaz başlarında veya ortasına doğru bu ünitelerdeki yatak sayısında azalma görüldüğünü ve tekrar normal üniteye çevrildiğini söyledi.

Sonbahar aylarında yaşanan ikinci dalgayla beraber yatak sayısı da tekrar arttı. Ancak ikinci dalganın hafiflemesiyle çoğu yatak tekrar normal yatağa dönüştürülmüş durumda.

Ön saflarda çalışan sağlık görevlileri büyük risk altında ancak gerekli önlemleri alıyorlar. Aşılamada sağlık çalışanlarına öncelik verilmesi de korunmalarında önemli bir faktör.

Sağlık çalışanlarının Ocak 2021’den itibaren aşılanmaya başladığını hatırlatan Gürakar, ‘’Gerekli emniyet tedbirlerini alan sağlık çalışanlarında bulaşma oranı en az düzeyde olduğunu söyleyebilmekteyiz. Bu bakımdan da halk içinde de kullanılan maske, mesafe ve temizlik (MMT) dediğimiz kuralları günlük yaşamda da uygulamak en önemli koruma yöntemlerinden biridir” diye konuştu.

Doktor Gürakar, aşılara rağmen tehlikenin devam ettiği uyarısında bulundu ve önümüzdeki birkaç ayın önemli olduğunu vurguladı.

Gürakar’a göre, karaciğer hastalarının Corona virüsü ve etkilerine tahammülü daha az. Tedavi içinse bitkisel çözümler bir seçenek olabilir.

“Yağlı karaciğeri olan hastalarda genellikle vücut kitle indeksi yüksek olmakta. Bunlarda da karaciğer enzimleri normal veya hafif veya yüksek olabilmekte, bu hastaların da tabii Corona ve yan etkilerine karşı da tahamülleri normal hastalara nazaran daha az olabildiği de bilinmektedir. Bunda da en önemlisi kilo kaybı bence birinci sırada yer almaktadır. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasında henüz bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Bu bakımdan koruyucu ve kilo kaybını en önemli etkenlerden biri olarak sırayabiliriz. Bir de halk arasında kullanılan silimarin veya Marianna kökü dediğimiz bitkisel ilaçların kullanmasında fayda olduğunu söyleyebilirim. Ama hiç olmazsa bilmekteyiz ki yan etkileri de olmamakta belki karaciğer yağlanmasını hafif azaltmaktır ama bu konularda da yapılmış büyük çalışmalar şu anda yoktur. Piyasada da bazen reçeteli bazen de reçetesiz olarak kullanılabilinmektedir” diyen Gürakar, karaciğer hastalarının da aşı olması gerektiğine dikkat çekiyor, ancak nakil sonrası yapılan aşılamada ilk antikor seviyelerinin normal insanlara göre daha düşük olduğunu vurguluyor.

Gürakar, ’Tavsiyemiz herkesin normal aşılarını olması. Belki kronik karaciğer hastalarında aşıya verilen cevap fazla, yüzde 90’larda olmasa bile, yine cevap vereceği bilinmektedir. Yalnız en son Johns Hopkins Üniversitesi’nden yapılan ve Amerikan Tıp Cemiyeti Dergisi’nde de 15 Mart’ta yayınlanan bir çalışmada transplantasyondan sonra yapılan aşılamada ilk antikor seviyelerinin normal insanlara nazaran daha düşük olduğu da gösterilmiştir. Bu bakımdan da karaciğer transplantasyonu olmuş hastalarda tenzil aşılamayı tavsiye etmekteyiz. Fakat tekrar dediğimiz gibi maske, mesafe ve temizlik konularına dikkat etmemiz gerekmektedir. Transfer hastalardaki aşının koruyuculuğu daha az olduğu yönünde demin de belirttiğim gibi bazı çalışmalar vardır. Burada imunusüprasyon derecesini düşürmekte fayda var mıdır yok mudur? Bunlar hala konuşulmaktadır” diye ekliyor.





Source link

Avatar

By mynet