Avrupada bulunan Türk toplumu asimilasyona direnç gösterdiği için yaşadıkları ülkelerin uyguladığı sözde uyum politakaları nedeniyle bilerek ve isteyerek kendi içerisine kapanık bir toplum haline getirildi. Sosyolojik bir olgu olarak içine kapanıklığı, dozajı giderek artan yabancı düşmanlığı ve siyasal baskıların Türk toplumunu içine kapanmaya zorunlu kıldığını söylemek mümkün. Ancak..!! Avrupa Türklerinin sorunlarına ilgi ve alaka duyanlar bilirler ki, Avrupalılar, başta asimilasyon politikalarına gösterdiğimiz direnç ve AK Parti iktidarlarının telkin ve teşvik ettiği yaptırım gücü olmayan sanal ve içi boş aşırı özgüven duygusuyla birlikte, ve yine bana göre, modası geçmiş gereksiz ve luzumsuz icra edilen, 50/60 bin kişinin katılımıyla gövde gösterisine dönüşen yürüyüş ve mitingleri bahane ederek örgütlü toplum olmamızı istemezler. Çünkü içerisinde yaşadığımız ülkeler, örgütlü toplum olmamızı siyasi katılım veya lobicilik anlamında değil, iç huzur ve güvenliği bozacak gelişmeler olarak telakki ederler.

Bir çok kimsenin malumu olduğu üzere, vakti zamanında Türk yetkilileri Brüksel, Düseldorf ve dahi başka yerlerde yapılan 50/60 bin kişilik gösterilerin yanlış anlaşılacağı, iç huzur ve iç güvenliği ilgilendiren meseleler olarak karşımıza çıkartılacağı konusunda maalesef ikna edemedik. Neticede, yaşanan nâhoş hadiselerin hem Türkiye, hem de içerisinde yaşadığımız ülkelerin iç siyasetine seçim malzemesi edildiğine şahitlik ettik.

Şimdi geldiğimiz bu noktada, AB ülkelerinin özel de ülkücü kökenli dernek ve vakıflar olmak üzere, Türk STK’larına yönelik kapatma kararlarına karşı, Türkiye’nin diplomatik bir dil kullanarak kabul edilemez bulduğunu beyan eden kınama tavrını yeterli görmüyoruz.

Sıcağı, sıcağına Almanya, Fransa, Hollanda ve Avusturya gibi ülkelerin varsa Türkiye de faliyet gösteren vakıf, dernek, okul gibi kurum ve kuruluşlarına misilleme yapılacağına dair bir tavır bekliyoruz. Ve biliyoruz ki Türkiye talep edilen bu misillemeyi yapacak, ama her zaman olduğu gibi, geç kalarak, iş işten geçtikten sonraya bırakacak. TBMM verilecek bir görüşme önergesiyle, Türkiye de dernek ve vakıfları bulunan ülkelerin en azından Türk STK’larına yönelik yaptırımlarlarını yumuşatacağını veyahut’ta kapatma işlemini “siyasi bir kararla” değil, suç işleme şartına bağlıyarak, mahkeme kararlarıyla gerçekleştirme yoluna gideceklerini tahmin ederiz.
Saygılarımla Kamuoyunun Bilgisine Arz Ederim.
Metin Yazarel



Source link