Hollanda’da hükümet düşüren skandal olayın kurbanları arasında Türkler çoğunlukta.

Türk aileler arasında 130 bin euro cezaya çarptırılanlar var.

Evlerini, otomobillerini satmak mecburiyetinde kalan ve bunalım geçiren annelerden biri intihar etmişti.

Çifte uyruklu aileleri ‘sahteci’ olarak suçlayan vergi memurları belge bulamayınca, kendileri sahte belge düzenleyerek dosyalara koydular.

Yukarıdaki gelişmeler, Vergi Dairesi’nden yapılan resmi açıklamada, mahkemelerde ve Meclis Araştırma Komisyonu soruşturmasında ortaya çıktı.

İlhan KARAÇAY araştırdı ve yazdı:

Hollanda’da ‘Hükümet düşüren skandal olay’ hakkında yapılan haberleri yakından takip edenler, yaşanan olayların Hollanda gibi medeni bir ülkede cereyan etmiş olmasına inanmakta güçlük çekiyorlar. Naçizane şahsımın da yakından takip ettiğim bu olayı benim kalemimden de okuyanlarınız oldu.

Hollanda’da yaşanan olaylar o kadar inanılmaz ve şaşırtıcı ki, Meclis Araştırma Komisyonu’nun Başkanı bile, ‘Tespitlerimize bakarsak iftirada ve sahtecilikte dünya şampiyonu oluruz’ diyecek kadar ileri gitmişti.

MEDYAMIZDAKİ YANLIŞLAR

Hollanda’da yaşananlar gerçekten o kadar çirkin ve acımasızdı ki, yıllardır ızdırap çeken ailelerin mağduriyetine göz yuman kurum ve kişiler cezalandırılmaktan kurtulamadılar.
Az sonra başından bu yana detayını yazacağım olayın, Türk medyasında yer alış şeklini eleştrmeden edemeyeceğim.Hükümetin istifasından sonra yayınlanan Türkçe haberler içinde, beni şaşkınlığa uğratan yanlış ifadeler vardı.
Hollanda hükümetinin düşüş haberini yapanların bazıları, kurum ve kişilerin kasıtlı olarak yaptıkları düzmece iftiralar için, ‘Yapılan incelemelerde devlet görevlilerinin hata yaptığı belirtilmiş’ şeklinde yanlış bir cümle kurma gafletini gösterdiler. Devlet memurlarının yaptıkları ‘Hata’ değil, kasıtlı ve planlı ayrımcılık ve sahteciliktir.

Aynı haberlerde, ‘ailelerin devlet görevlileri tarafından yanlışlıkla “sahtekar” diye yaftalandığı ve bu aileler hakkında işlem yapıldığı ortaya çıkarmıştı.’ şeklinde bir cümle daha var. Burada da, devlet memurlarının ‘yanlışlıkla’ hareket ettiği ifade edilmektedir. Aslında bu da bilinçsizce yazılmış bir ifadedir. Zira, tüm araştırma ve soruşturma ve de yargılanmalar sonucunda, devlet memurlarının kasıtlı olarak bir iftira operasyonu yaptıkları açıkça ortadadır.
Muhabirlik yapan genç kardeşlerimin bu ifadeleri, yaşanan çok rezil olayı hafifletmektedir. Bilinçsizce yazıldığını bildiğim bu cümleler için, genç muhabir kardeşlerim adına ben özür dilersem kabul buyurursunuz değil mi?
Daha önceki bir yazımda, genç muhabir kardeşlerime, büyük haber niteliği taşıyan bu olayda mağdur olmuş Türk ailelerinden birkaçını bulmalarını ve röportaj yapmalarını tavsiye etmiştim. Hollandalılar ‘Helaaaaaaas’ der. Eh ben de ‘maalesef’ diyerek, emekli bir gazeteci olarak, internette de olsa birkaç aile buldum ve sizlere sunuyorum.

SKANDALIN BAŞLANGICI

Şimdi gelelim, hükümet düşüren gelişmelerin başladığı 2012 yılına…

Hollanda’daki sosyal hizmetlerin ne derece bonkör olduğunu bileniniz çoktur.
-Bu ülkede, belediyelere kayıtlı yaşayan herkes, bir gün dahi çalışmamış olsa da, 65 yaşına geldiği zaman emeklilik ödeneğine sahip olur.
-Bu ülkede işsizlik parası alamayanlar, belediyelerin sosyal yardım bürolarından, sosyal ödenek alır.
-Bu ülkede, çalışan annelerin çocuklarına, büyükanneler de baksa, 500 euro kadar yardım alır.
-…Ve bu ülkede yaşayan, çalışan annelere, çocuklarını barındıracakları ‘Çocuk Bakım Yurtları’ (Kreş) için, gelir durumuna göre, bazan 1.000, bazan 1.500 euro aylık ödenek verilir.

Şimdi hepiniz, ‘Ooooh be gel keyfim gel…’ diyorsunuzdur.

Evet, değerli okurlarım, bu ülkede yaşayan insanların tümü, bir aksaklık ve aksilik veya bir kasıt olmadığı takdirde bu haklardan yararlanırlar.

İşte, bazılarını kıskandıracak nitelikte olan Çocuk Bakımı Ödeneği, vergi dairelerinde birilerini kıskandırmış olacak ki, bu vergi dairesi çalışanları işgüzarlık yaparak dosyaları incelemeye başladılar. Ama incelenen dosyalar, sadece yabancı uyruklu veya çifte tabiyetli ailelere aitti.

2012 yılında ilk operasyonlar başlatıldı. Çocukları için ödenek alan yabancı uyruklu aileler, posta ile gelen mavi renkli zarflardan çıkan mektuplarda, yapılan kontrollar sorasında evrak ve belgelerin eksik olduğu veya sahtecilik yapıldığı gerekçesiyle suçlu duruma düştüklerini okudular.

Vergi Dairesi’nden uyarı mektubu alan aileler ne yapacaklarını bilemediler. Mağduriyete uğrayan bu insaların yardım isteyecekleri tek yer, çocuklarını emanet ettikleri Bakım Evleri’ydi (Kreş).

İLK İTİRAZLAR

Siz bakmayın ‘2012’de başladı’ sözlerine. Aslında bu haksızlıklar daha önceki yıllarda da pek çok ailenin başına gelmiş ve ödenekleri kesilmişti.
Ama asıl iftira furyası 2012 yılında başladı.

Almere’de Jacqueline İmminga ve Eindhoven’de Ahmet Gökçe, çalıştırdıkları bakımevleri adına vergi dairesine başvurdular. İmminga bu konuda yaptığı açıklamada şunları söylüyordu: ‘Benim müşterilerim has Hollandalılar’dan ve yabancı kökenli ailelerden oluşuyor. Vergi dairesinden çıkan mektupların tamamı, yabancı kökenli ailelere gitmiş ve ödenekleri kesilmişti. Has Hollandalı olan hiç bir aileye mektup gitmemişti.’
İmminga’ya göre, o sırada kendi bölgesinde 300 aileye bu mektuplar gönderilmişti.

Eindhoven’de Bakımevi olan Ahmet Gökçe isimli Türk de, aynı durumun kendi müşterilerince de yaşandığını anlatıyordu. Eşi avukat olan Ahmet Gökçe, tam 235 ailenin ödeneklerinin kesildiğini öğrenince vergi dairesine koştu. Memurlar ile konuşurken, açık olan bilgisayarlarda, isimlerin karşısında Türk veya Faslı oldukları yazılıydı. ‘Bu nedir’ diye sorduğu vergi memurları bocalayarak ne diyecklerini bilemediler.

C:UsersILHANDesktopARALIK BULTENINE GIRECEKLERAhmet Gokce.jpg
Eindhoven’de Çocuk Bakım Yurdu (Kreş) işleten Ahmet Gökçe

Bakımevi sahiplerinin müşterilerine sahip çıkmasından hiç hoşlanmayan vergi daireleri, bu kez bakımevlerini de sıkı denetlemeye başladılar. Bakımevleri birkaç kez müfettişler tarafından incelenen Ahmet Gökçe’ye Eindhoven Belediye’sinden ‘başarı’ ödülü verilmişti. Gökçe’nin avukat olan eşi, vergi dairesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Ama ne yazık ki yıllarca bu konuda bir gelişme olmadı.

2012 yılında 3.403 ailenin 2013 yılında da 7.466 ailenin ödenekleri kesildiği gibi, ailelerden bugüne kadar ödenmiş olan ödeneklerin geri ödenmesi isteniyordu. Bu parayı ödeyemeyecek durumda olan ailelerin mal varlıklarına el konuluyor, haciz işlemlerinden sonra malları satışa çıkarılıyordu.
Mağdur durumu düşen yabancı kökenli aileler büyük bir sıkıntı içinde yaşıyorlardı. Maddi kayıpların yanında manevi kayıplar da can yakıyordu.

C:UsersILHANDesktopARALIK BULTENINE GIRECEKLERIMG_1568.jpg

Yaşadığı ortama dayanamayan bir annenin intihar ettiği haberleri, nihayet siyasetçileri ayağa kaldırdı. Yukarıdaki haberin başlığı, ‘Vergi Dairesi’nin cadı avından sonra bir ebeveyn intihar etti’ şeklindeydi.

Birer birer mahkemelere başvuran aileler hakkında verilen haklılık kararları, vergi daireleri tarafından görmezden gelinmişti. Daha sonra mahkemeler, Yargıtay ve Danıştay kararlarını da hiçe sayan vergi daireleri, siyasetçilerin harekete geçmesi ile yelkenleri suya indirdiler.

Vergi Daireleri’nde yapılan bir iç soruşturma sonucunda, bazı üst düzey memurların, yabancı kökenlilere karşı kasıtlı davrandıkları ortaya çıktı. Bizzat Vergi Daireleri Başkanı’nın yaptığı açıklamada, sahtecilikle suçlanan aileleri, suçlu göstermek için, sahte belgeler düzenlendiği ve dosyalara konduğu belirtildi.
Bu gerçeklerin ortaya çıkmasından sonra, bu konudan sorumlu Devlet Sekreteri (Bakanı) Menno Snel istifa etmişti.

HAYATI KARARDI

C:UsersILHANDesktopARALIK BULTENINE GIRECEKLERIMG_1586.jpg

Mağdur aileler arasında yer alan Türk kökenlilerden biri, Hengelo’da yaşayan Esra isimli 51 yaşında bir kadındı. Vergi Dairesi, Esra’nın ödeneğini durdurduğu gibi, 130 bin euro da geri ödenmesini istiyordu. Evini, otomobilini ve kendi işyerini satmak mecburiyetinde kalan Esra’nın borcu, masraf ve faizlerle birlikte 200 bin euro olmuştu. Sattığı mal varlığı ile vergi dairesine borcunu ödeyen Esra, şimdilerde ‘Keşke ödemeseydim’ diyor ama, çok geç…

30 AİLEYE ÖNDERLİK YAPTI

C:UsersILHANDesktopARALIK BULTENINE GIRECEKLERFatma (3).jpg

Mağdur olan bir başka Türk kökenli, 36 yaşındaki Fatma Şimşek’ti. 3 çocuklu Fatma Şimşek, kendisi gibi mağdur olan 30 aile ile birlikte, Vergi Dairesi Müdüresi Agaath Cleyndert ile bir toplantı düzenledi. Müdüre hanım, Arnhem’deki Haarhuis Oteli’nde yapılan bu toplantıda, yaşananlar için özür diledi ama çözüm üretemedi. Ailelerin, gruplar halinde vergi memurları ile görüşmeleri de bir sonuç getirmedi. Yaşananlar nedeniyle, evde çocuklarına bakmak mecburiyetinde kalan Fatma Şimşek ikinci işinden de ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Diğer aileler gibi, daha önce almış oldukları ödenek meblağını, hâlâ taksitle geri ödemek mecburiyetinde kaldıklarını anlatan Fatma Şimşek, ‘Bu yaşananlardan, geleceğimiz için ders almış olduk’ diyor.

C:UsersILHANDesktopARALIK BULTENINE GIRECEKLERFatma (1).jpg

Fatma Şimşek, yaşadığı acıları TV’de anlatırken göz yaşlarına hakim olamadı.

ÇÖZÜM BEKLERKEN HACİZ GELDİ

C:UsersILHANDesktopARALIK BULTENINE GIRECEKLERSelim Acar.jpgC:UsersILHANDesktopARALIK BULTENINE GIRECEKLERdownload.jpgRotterdam’da yaşayan Selim Acar ve eşi İlkay, 2014 yılında durdurulan ödenekleri için, vergi dairesinin kapısını aşındırdıklarını belirtirken, gönderdikleri e-mail mesajlarına da hiç yanıt alamadıklarını belirtiyorlar. Bugüne kadar aldıkları ödenek meblağının tamamını geri ödemek mecburiyetinde kalan Selim Acar, şimdi kendileri için verilecek olan son uygulamanın ne olacağını merak ediyor.

13 AİLE İLE ORTAK HAREKET

Mağduriyete uğrayan Türk asıllı annelerden biri de Özlem Kermen idi. 13 aile ile birlikte hareket eden Özlem, tam 8 yıldır sürdürdükleri mücadeleden bir sonuç elde edemedi. Çantasında belgeler ile kapı kapı dolaştığını anlatan Özlem, vergi memurlarının vurdumduymaz tavırlarının da kahredici olduğunu anlatıyor.

NİHAYET

Hollanda tarihinde bir kara sayfa olarak yer alacak olan, utanç verici bu ırkçı gelişmeler, acılı bir annenin intiharından sonra parlamentoda konuşulmaya başlandı.

Daha önce meclisteki bir soruya, ‘Vergi Daireleri’nde yabancı uyruklulara karşı özel bir kontrol yok’ diyen Vergi Daireleri’nden sorumlu Devlet Sekreterleri Alexandra van Huffelen ve Hans Vijlbrief, bizzat Vergi Dairesi’nden yapılan ‘Memurlarımız peşin hükümlü ve kasıtlı işlemler yapmışlardır’ şeklindeki açıklama karşısında şaşkına dönmüşler ve ‘Bu aşamadan sonra durumu ciddi bir şekilde ele alacağız ve araştırma yaptıracağız’ demişlerdi.

C:UsersILHANDesktopHaziran'a girecek haberlerBelastingdienst.jpg C:UsersILHANDesktopHaziran bultenine gireceklerdownload.jpgVergi Daireleri’nden sorumlu Devlet Sekreterleri Alexandra van Huffelen ve Hans Vijlbrief,
yaptırdıkları araştırma sonucunda 4 yüksek görevliyi işten uzaklaştırdılar.

Bakanlığın yapmış olduğu araştırma sürerken, siyasi partilerin, ‘Sorumluları derhal uzaklaştırın’ baskısı karşısında, başta Genel Müdür olmak üzere 4 yüksek görevlinin işine son verildi.

MECLİS ARAŞTIRMASI
Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay’ı dinlemeyen Vergi Daireleri hakkında bir

Araştırması yapılması kararı alındı.
Geçtiğimiz Kasım ayında yapılan Meclis Araştırması’nın raporu, 17 aralık günü Millet Meclisi Başkanı Arib’e verildi.

C:UsersILHANDesktopARALIK BULTENINE GIRECEKLERcommissie_toeslagen_020720625-1920_3.jpgChris van Dam Başkanlığındaki Araştırma Komisyonu

Raporda, başta Başbakan Rutte olmak üzere, Bakanlar ve yüksek devlet memurlarının süçlu oldukları yazıyordu.
Komisyon Başkanı Chris van Dam’ın, duydukları karşısında, ‘Böylesi bir kirli ve yetersiz yönetim ile dünya şampiyonu oluruz’ dediği soruşturma sonucunda, Başbakan Rutte, o zamanın Sosyal İşler Bakanı Lodewijk Asscher, Maliye Bakanı Wopke Hoekstra, Ekonomi’den sorumlu Devlet Bakanı Eric Wiebes ve Sosyal İşler’den sorumlu Devlet Bakanı Loes Mulder suçlu bulundular.

Haksız yere ödenekleri kesildiği gibi, önceden ödenmiş olan ödeneklerin borçlandırıldığı binlerce ailenin, insanlık dışı zorluklar yaşadığı belirtilen rapor sonrasında istifalar beklenmeye başlandı.

Başbakan Mark Rutte, yaşananlardan üzüntü duduğunu, istifa için hazır olduklarını, ancak ülkenin içinde bulunduğu kaos ortamı nedeniyle bu istifayı yapamayacaklarını bildirdi.
Bunun üzerine, Yeşil Sol Partisi Siyasi Lideri Jesse Klaver, hükümeti istifaya davet etti.
Canlı yayınlanan bir TV programında, ‘Hükümet istifa etmezse, güvensizlik oylaması isteyeceğiz’ tehdidini savurdu.

Gelişmelerde sorumluluğu olan eski kabinede, Sosyal İşler Bakanı olarak görev yapmış olan İşçi Partisi’nin siyasi lideri Lodewijk Asscher ile, muhtemel bir koalisyon ortaklığı görüşmeleri yapan Klaver, moderatörün ‘Bu olayda sorumlu olan Asscher de istifa etmemeli mi?’ şeklindeki soruya, ‘Bu, Asscher’in bileceği bir konudur’ yanıtı verdi.

Bu açıklamadan hemen sonra da Asscher’den istifa açıklaması geldi. Sosyal İşler Bakanlığı yaparken, Vergi daireleri’nde yaşananları dikkate almadığı için üzüntülü olduğunu ve utanç duyduğunu belirten Asscher, böylece, önümüzdeki mart ayında yapılacak olan seçimde aday olmayacağını da açıklamış oldu.

Asscher’in bu açıklaması, hükümetin de istifa etmesini zaruri bir hale getirdi.
Böylece Başbakan Mark Rutte, hükümetin istifasını açıkladı. Hükümetin, seçimlere kadar demisyoner (düşük) olarak göreve devam edeceğini belirten Rutte’ye karşı,

hükümette yer alan Ekonomi Bakanı Eric Wiebes, Asscher gibi ilkeli davranarak tamamen istifa ettiğini açıkladı. Wiebes’in yerine çok acele bir şekilde Cora van Nieuwenhuizen atandı.

Zorunlu açıklama
Hollanda’da siyasi partilerin Genel Başkanları, siyasi tartışmalara girmedikleri gibi, genellikle siyasi görev de almazlar. (DENK Partisi ve bir küçük parti daha bu alışkanlığı bozmuştu)
Partinin siyasi lideri ise seçim listesinin başında yer alan ve ‘Liste çekicisi’ olarak anılan kişidir. Seçimlerde birinci parti olanın siyasi liderine hükümet kurma görevi veriliyor ve koalisyon kurulursa Başbakan oluyor.
Yani, İşçi Partisi Siyasi Lideri olan Asscher, mart ayında yapılacak olan seçimlerde birinci parti olmaları halinde Başbakan olacaktı.
Asscher, istifasından sonra yaptığı açıklamada, İşçi Partisi’nin mart ayında yapılacak olan seçime daha temiz bir liste ile girmesini amaçladığını belirterek, partisine başarılar diledi.

ŞİMDİ NE OLACAK

Başbakan Rutte istifa ederken, mağdur olan ailelere verilmesi kararlaştırılan 30’ar bin euroluk meblağın, 1 Mayısta ödenmiş olacağını belirtti. Aileleri mağduriyetten kurtarmak için, ciddi çalışmaların devam edeceğini ve meblağın duruma göre mutlaka yükseltileceğini belirten Rutte, başvuru yapmamış olan mağdur ailelerin 15 şubata kadar başvurmalarını istedi.

BAŞVURU

Çocuk Bakımı Ödeneği için henüz başvurmamış olanlar,
‘Çocuk Bakım Ödeneği Kurbanları Servisi’ olarak nitelenen oluşuma telefonla başvurabilirler. Genellikle çok yoğun olan bu servisi sık sık aramanız gerekebilir.
Hollanda içinden telefon : 0800 2 358 358
Hollanda dışından telefon: 0031 555 385 385

 



Post Views:
139





Source link