İki Beyin, İki Dünya: Ergeni Anlamak

3 saat önce 25

Aynı evde yaşayan iki insan düşünün… Biri hayatın tecrübesiyle olaylara yaklaşan bir ebeveyn, diğeri ise dünyayı keşfetmeye, kendi kimliğini oluşturmaya çalışan bir ergen. Aynı olayın içinde, iki farklı dünyada yaşıyorlar.

 

Peki, neden birbirlerini anlamakta bu kadar zorlanıyorlar?

 

Çünkü ergenlik yalnızca fiziksel bir büyüme dönemi değil, beynin de yeniden şekillendiği önemli bir gelişim sürecidir. Özellikle karar verme, dürtü kontrolü ve sonuçları değerlendirmeyle ilişkili beyin bölgelerinin gelişimi devam ederken duygular oldukça yoğun yaşanabilir. Bu nedenle ergen bazen düşünmeden tepki verir, riskleri yeterince değerlendiremez ve o an hissettiği duygunun etkisiyle hareket edebilir.

 

Ebeveyn ise yılların deneyimiyle olayları daha farklı değerlendirir. Tehlikeleri önceden görmeye, çocuğunu korumaya ve olası hataları engellemeye çalışır.

 

İşte çatışma tam da burada başlar.

 

Ergen, “Bana güvenmiyorsun!” der. Ebeveyn, “Senin iyiliğin için yapıyorum!” diye karşılık verir. Biri özgürlük isterken diğeri güvenliği sağlamaya çalışır. Biri anlaşılmayı beklerken diğeri sözünün dinlenmesini ister.

 

Sonra kapılar çarpılır, sesler yükselir ve iki taraf da kendisini haklı görerek odasına çekilir.

 

Oysa bazen ergenin öfkesi, anlatamadığı bir duygunun sesidir. Sert tepkilerinin arkasında anlaşılma, kabul görme ve bağımsız olma ihtiyacı yatabilir. Elbette bu, her davranışın kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Öfkeyi anlamak başka, kırıcı ve zarar verici davranışlara sınır koymamak başkadır.

 

Peki, ebeveynler?

 

Yetişkin olmak her zaman haklı olmak demek değildir. Bazen ebeveynler kendi korkularını, geçmiş deneyimlerini ve beklentilerini çocuklarının hayatına taşırlar. Onları korumak isterken farkında olmadan kontrol eder, yol göstermek isterken kendi doğrularını dayatırlar.

 

Oysa çocuklarımız bizim tamamlanmamış hayallerimiz değil, kendi hayatlarını inşa edecek bireylerdir.

 

Ergenin ihtiyacı yalnızca sınır değil, anlaşılmaktır. Ebeveynin ihtiyacı ise yalnızca otorite değil, güven ilişkisidir.

 

Belki de aile içinde daha az çatışmanın yolu, daha fazla konuşmaktan değil, birbirimizi gerçekten dinlemekten geçiyor.

 

“Ne yaptın yine?” yerine “Seni ne üzdü?” diye sormak; nasihat vermeden önce dinlemek, yargılamadan önce anlamaya çalışmak…

 

Bazen bir gencin hayatında en büyük farkı yaratan şey, kendisini değiştirmeye çalışan değil, onu anlamaya çalışan bir yetişkinin varlığıdır.

 

Unutmayalım; ergenlik geçer ama bu dönemde kurulan güven ya da açılan duygusal mesafe uzun yıllar devam edebilir.

 

Çocuklarımız büyürken yalnızca onların gelişmesini beklemeyelim. Biz de ebeveyn olarak gelişelim.

 

Aynı evin içinde iki ayrı dünya yaşanabilir. Önemli olan, bu iki dünya arasında duvarlar değil, köprüler kurabilmektir.

 

Gönüllere dokunan satırlarda buluşmak dileğiyle.

Uzm. Psikolog ve Aile-Çocuk Danışmanı

Rukiye Sultan Gür

The post İki Beyin, İki Dünya: Ergeni Anlamak first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku