Hollanda'da yaşayan Türk ailesinin yaşadığı dram, Alzheimer hastalığının yalnızca ileri yaştaki insanları etkilemediğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Çiğdem Karadurmuş (45), eşi Fatih ve kızları Selma (20) ile Melis'ten (14) oluşan ailesiyle yıllarca mutlu bir hayat sürdü. Ancak Fatih'in genç yaşta başlayan unutkanlıkları, zamanla bütün ailenin hayatını değiştirdi. Yaşadıklarını anlatan Çiğdem, eşinin hastalığı boyunca verdiği mücadeleyi ve kaybının ardından derin üzüntüsünü gözyaşları içeriisnde paylaştı.
Mutlu evlilikleri beklenmedik bir hastalıkla sarsıldı
Çiğdem ve Fatih, 2001 yılında evlendi. İki çocuklarıyla birlikte huzurlu bir aile hayatı kuran çift, sık sık Efteling eğlence parkına ve sinemaya giderek birlikte vakit geçirdi. Fatih, bir depoda forklift operatörü olarak çalışıyor ve iş arkadaşları tarafından sevilen, titiz bir çalışan olarak tanınıyordu.
Çiğdem, eşini şu sözlerle anlattı: "Fatih çok sevecen, yumuşak huylu ve çocuklarına düşkün bir babaydı. Ailesi için yapamayacağı hiçbir şey yoktu." Ancak Fatih 35 yaşına geldiğinde ilk sorunlar ortaya çıkmaya başladı.
Önce küçük unutkanlıklar başladı
Fatih, daha önce kolaylıkla yaptığı işleri unutmaya ve günlük yaşamında hatalar yapmaya başladı. İş yerinde yaşadığı unutkanlıklar dikkat çekmeye başladı. Bir zamanlar en başarılı çalışanlardan biri olan Fatih, yaptığı hatalar nedeniyle işini kaybetmekten korkuyordu. Evde de benzer durumlar yaşanıyordu.
Çiğdem, eşinin kızını judo kursuna götürmesi gerekirken yüzme dersine götürdüğünü, çocukları büyükanne ve büyükbabalarından alması gerekirken başka bir adrese gittiğini anlattı. Çevresindekilere endişelerini dile getirdiğinde ise çoğu kişi kendisine herkesin zaman zaman bir şeyleri unutabileceğini söyledi. Ancak Çiğdem, eşinin yaşadıklarının sıradan bir unutkanlık olmadığını hissetmeye başlamıştı.
Doktorlar başlangıçta hastalığı tespit edemedi
Çiğdem, internet üzerinden yaptığı araştırmalarda eşinin belirtilerinin demans hastalığıyla örtüştüğünü fark etti. Fatih'in dört yaşındayken ağır bir trafik kazası geçirdiğini, bu kazada anne, baba ve kız kardeşini kaybettiğini belirten Çiğdem, eşinin beyninde eski kazaya bağlı bir hasar olabileceğini düşündü. İlk MR incelemesinde belirgin bir sorun görülmedi.
Aile hekimi ise depresyon veya tükenmişlik sendromu ihtimali üzerinde durdu. Ancak psikolog görüşmelerinden de sonuç alınamadı. Fatih'in şikâyetleri yıllar içinde giderek ağırlaştı.
Arabasını nereye park ettiğini unutuyordu
Hastalık ilerledikçe Fatih'in günlük yaşamını sürdürmesi zorlaştı. Bir gün otomobilini şehir merkezine park eden Fatih, yaklaşık yedi kilometre yürüyerek evine döndü. Ancak aracını nereye bıraktığını hatırlamıyordu. Çiğdem, görümcesiyle birlikte sokak sokak dolaşarak otomobili aramak zorunda kaldı. Fatih'in iş yerinde bir kazaya neden olması da aile için ciddi bir uyarı oldu.
Çiğdem, o günleri anlatırken, "Artık kendi eşimi tanıyamıyordum. Sürekli onu kontrol etmek zorundaydım. Durum giderek tehlikeli hâle geliyordu" dedi.
Alzheimer teşhisi 39 yaşında konuldu
Çiğdem, eşinin durumunun artık sürdürülemez hâle gelmesi üzerine yeniden aile hekimine başvurdu ve nöroloji uzmanına sevk edilmesini istedi. İlk muayenede Fatih'ten rakamlarıyla birlikte bir saat çizmesi istendi. Ancak Fatih bunu başaramadı. Çiğdem'in anlatımına göre doktor, başlangıçta hastanın yeterince çaba göstermediğini düşündü.
Bunun üzerine başka bir nöroloğa başvuran Çiğdem, eşinin yıllardır yaşadığı bütün belirtileri bir deftere yazarak doktora sundu. Yapılan ileri incelemelerde Fatih'in beyninde hafızadan sorumlu hipokampus bölgesinin normalden küçük olduğu görüldü. Beyin omurilik sıvısı incelemesinin ardından Fatih'e henüz 39 yaşındayken Alzheimer teşhisi konuldu.
Çiğdem, teşhisi öğrendiği anı şu sözlerle anlattı: "Bir yandan dünyam başıma yıkıldı, diğer yandan rahatladım. Çünkü haklı olduğumu öğrenmiştim. Eşim gerçekten hastaydı ve yaşadıklarının sorumlusu kendisi değildi."
Türk bakım evine yerleştirmek zorunda kaldı
Hastalığın ilerlemesiyle birlikte Fatih'in sürekli bakıma ihtiyacı ortaya çıktı. Çiğdem, eşine evde bakmaya devam etmek istese de günün 24 saati yanında bulunmasının mümkün olmadığını fark etti. 2022 yılının sonbaharında Fatih'in bir Türk bakım evine yerleştirilmesine karar verildi.
Çiğdem, bu kararın hayatındaki en zor kararlardan biri olduğunu belirterek, "Eşime kendim bakmak istiyordum ama 24 saat uyanık kalamazdım" ifadelerini kullandı. Bakım evinde Fatih için mümkün olduğunca sıcak bir aile ortamı oluşturuldu. Çiğdem ve kızları, Fatih'i her gün ziyaret etmeye devam etti.
Eşini ve kızlarını görünce gülümsüyordu
Hastalık ilerledikçe Fatih konuşma yeteneğini kaybetti. Ancak eşi ve kızlarını gördüğünde yüzünde büyük bir gülümseme oluşuyordu. Çiğdem, bu anların kendileri için çok değerli olduğunu anlattı.
Mayıs ayında ise Fatih'in sağlık durumu hızla kötüleşti. Önce yürüyemez hâle geldi ve tekerlekli sandalye kullanmaya başladı. Ardından zatürreye yakalandı. Yutkunmakta ve yemek yemekte zorlanmaya başladı. Çiğdem, eşinin son günlerinde bir an bile yanından ayrılmak istemedi.
"Eve gidip duş almaya veya biraz uyumaya bile korkuyordum. Ya ben yokken son nefesini verirse diye düşünüyordum." Fatih, mayıs ayında eşi ve iki kızının yanında hayatını kaybetti.
Son isteği Türkiye'de annesinin yanına defnedilmekti
Fatih'in hayattayken dile getirdiği son isteklerinden biri, Türkiye'de annesinin mezarının yanına defnedilmekti. Henüz dört yaşındayken anne ve babasını kaybeden Fatih'in bu isteği ailesi tarafından yerine getirildi. Çiğdem, eşini Türkiye'de annesinin yanına defnetmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti.
"Onu annesinin yanına defnettiğimizde sanki hayatındaki bir döngü tamamlanmış gibi hissettim."
Aile, Fatih'e 19 Mayıs'ta, Çiğdem ile evlilik yıl dönümlerinin olduğu gün veda etti. Çift, 25'inci evlilik yıl dönümünü birlikte kutlamaya çok yaklaşmıştı.
"Fatih asla unutulmamalı"
Eşinin ölümünün ardından yaşadığı boşluğun her geçen gün daha fazla hissedildiğini anlatan Çiğdem, küçük şeylerin bile kendisine Fatih'i hatırlattığını söyledi. Radyoda çalan bir şarkı veya tanıdık bir koku, yıllarca birlikte yaşadıkları anıları yeniden canlandırıyor. Çiğdem, bazı günlerin daha kolay, bazılarının ise son derece ağır geçtiğini belirterek şunları söyledi: "Fatih'in ölümü kalbimizde büyük bir boşluk bıraktı. Ancak artık acı çekmiyor olması bize biraz olsun teselli veriyor. Güzel anılarımızı yaşatmaya devam edeceğiz. O asla unutulmamalı."
Hollanda'da 15 bin kişi 65 yaşından önce demansa yakalanıyor
Hollanda'da demans, giderek büyüyen önemli sağlık sorunlarından biri olarak görülüyor. Haberlerde paylaşılan verilere göre:
- Hollanda'da yaklaşık 300 bin kişi demans hastalığıyla yaşıyor.
- Her beş kişiden birinin yaşamı boyunca demans geçirebileceği tahmin ediliyor.
- Demans vakalarının yaklaşık yüzde 70'ini Alzheimer hastalığı oluşturuyor.
- Ülkede 65 yaşından küçük yaklaşık 15 bin demans hastası bulunuyor.
- Demans hastalarının sayısının 2040 yılına kadar 600 bine ulaşabileceği öngörülüyor.
Uzmanlar, demansın yalnızca yaşlılık döneminde ortaya çıkmadığını, genç yaşlarda başlayan ve giderek artan unutkanlıkların da ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.
Çiğdem ve Fatih Karadurmuş ailesinin yaşadıkları, erken yaşta ortaya çıkan Alzheimer hastalığının yalnızca hastayı değil, eşini, çocuklarını ve bütün aile hayatını nasıl derinden etkileyebildiğini gözler önüne seriyor.

2 gün önce
49











Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·