Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.
Hollanda’da özellikle ortaokul çağındaki gençler arasında akran zorbalığını içeren videoların sosyal medyada yayılması ciddi bir sorun hâline geldi. Gençlerin akranları tarafından şiddete maruz kaldığı ya da aşağılandığı anların kaydedilip paylaşılması, yeni endişeleri beraberinde getiriyor.
Ülkedeki ortaöğretim kurumlarının büyük bölümünde bu tür görüntülerin dolaşımda olduğu tespit edildi. Gazetecilik platformu Pointer’ın, yayın kuruluşu KRO-NCRV ve DUO-Onderwijs ile yaptığı temsili bir ankete göre, Hollanda’daki ortaokulların yüzde 62’sinde akran zorbalığına ait videoların öğrenciler arasında paylaşıldığı bildirildi. Araştırma sonuçları, sorunun münferit vakalardan ibaret olmadığını, yaygın ve yapısal bir sorun hâline geldiğini ortaya koydu.
Videolar sosyal medyada hızla yayılıyor
Ankete göre söz konusu videolar en çok Snapchat ve TikTok üzerinden paylaşılıyor. Kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşabilen bu platformlar, zorbalık içeriklerinin hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Uzmanlara göre bu durum, mağdur olan öğrencilerin yaşadıklarını geride bırakmasını zorlaştırıyor ve baskının okul sınırlarının dışına taşmasına neden oluyor.
Şiddet ve aşağılamaya ilişkin görüntüler, yalnızca mağdurları değil, okul ortamının genel huzurunu da olumsuz etkiliyor. Okullarda gerginlik ve güvensizlik hissi artarken, bazı öğrenciler kendilerini sürekli izleniyormuş ya da hedef alınacakmış gibi hissettiklerini dile getiriyor.
Savcılıkta gençlerle ilgili vakalara bakan Carlo Dronkers, bu tür videoların gençler arasında yeni bir güç gösterisi aracına dönüştüğünü belirterek, “Bu videolar, gençler için ‘benimle uğraşamazsın’ mesajı vermenin ek bir yolu hâline geliyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Ağır sonuçlar: Hastalık izni ve okul değişikliği
Araştırma, zorbalık videolarının etkilerinin kısa süreli olmadığını da gösteriyor. Ankete katılan okul yöneticilerinin aktardığına göre, okulların yüzde 34’ünde bu tür zorbalığa maruz kalan öğrenciler uzun süreli hastalık izni almak zorunda kaldı. Vakaların yüzde 22’sinde ise mağdur öğrencilerin okul değiştirdiği bildirildi.
Uzmanlar, okul değiştirme ve uzun süreli devamsızlık gibi sonuçların, öğrencilerin eğitim hayatı ve sosyal gelişimi üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğine dikkat çekiyor. Zorbalığın dijital ortamda belgelenmesi, mağdurlar üzerindeki psikolojik yükü daha da artırabiliyor.
Fail her zaman aynı okuldan değil
Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise faillerin ve mağdurların her zaman aynı okuldan olmaması. Okul yöneticilerinin aktardığına göre bazı vakalarda mağdur öğrenci ilgili okulda eğitim görürken, zorbalığı yapan kişi farklı bir okuldan olabiliyor. Bu durum, sorumluluğun ve müdahale yetkisinin sınırlarını belirsizleştirerek çözüm sürecini zorlaştırıyor.
Okullar, olayların okul dışına taşması nedeniyle disiplin ve önleme mekanizmalarını devreye sokmakta zaman zaman yetersiz kalabiliyor.
“Her bir vaka bile fazla”
Ortaöğretim kurumlarını temsil eden VO-Raad’ın sözcüsü Freya Sixma, sonuçların kendileri için şaşırtıcı olmadığını belirterek, “Her bir olay bile fazla, ancak bu tablo ne yazık ki tanıdık,” dedi. Sixma, siyasetin ve ilgili kurumların çevrim içi ve çevrim dışı sosyal güvenliğe yalnızca olaylar yaşandıktan sonra değil, sürekli ve yapısal biçimde odaklanması gerektiğini vurguladı.
Önleyici yaklaşımlara daha fazla yatırım yapılması çağrısında bulunan Sixma, bunun yalnızca okulların değil, gençlik çalışmaları yürüten kuruluşlar, aileler ve yerel yönetimlerin de ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. Sixma’ya göre, okullarla iş birliği içinde yürütülecek önleyici çalışmalar, akran zorbalığının yayılmasını engellemede önemli bir rol oynayabilir.
©Sonhaber.eu

1 saat önce
13














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·