Amsterdam’da dikkat çeken istisna: Fas kökenli isimlere sahip adaylarla Hollandalı isimler arasındaki fark görülmedi. Ancak ülke genelinde emlak aracılarının yüzde 48,5’i ayrımcı taleplere doğrudan olumlu yanıt veriyor.
Hollanda’da konut kiralama piyasasında etnik kökene dayalı ayrımcılık devam ediyor. Yeni bir araştırmaya göre, Fas kökenli olduğunu düşündüren bir isme sahip kişilerin kiralık ev ilanlarına yaptıkları başvuruların olumlu yanıtlanma ihtimali, tipik Hollandalı isim taşıyan kişilere kıyasla daha düşük. Ancak araştırmada Amsterdam diğer bölgelerden ayrılıyor. Başkentte iki grup arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmedi.
Het Parool gazetesinin 4 Kasım 2026 tarihinde yayımladığı habere göre, araştırma Verwey-Jonker Enstitüsü tarafından gerçekleştirildi. Çalışmada Hollanda’daki kiralık konut piyasasında isim ve etnik köken üzerinden ayrımcılık yapılıp yapılmadığı incelendi.
Aynı profiller, farklı isimler
Araştırmada Pararius adlı kiralık konut platformunda yayımlanan ilanlara birbirine benzeyen iki sahte başvuru profili gönderildi. Profillerin özellikleri aynı tutulurken yalnızca isimleri değiştirildi.
Bir profilde Fas veya Polonya kökenini çağrıştıran kadın ve erkek isimleri, diğerinde ise tipik Hollandalı kadın ve erkek isimleri kullanıldı. Ev sahipleri ve emlak aracılarından gelen yanıtlar karşılaştırıldı.
Sonuçlar, Fas kökenli isim taşıyan adayların, Amsterdam dışındaki araştırma bölgelerinin neredeyse tamamında ev görme davetini önemli ölçüde daha az aldığını ortaya koydu. Araştırmacılar bu farklılığı konut kiralamada ayrımcılık göstergesi olarak değerlendirdi.
Polonya kökenli isimlerde de olumsuz bir farklılık gözlemlendi ancak bu fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadı.
Amsterdam’da neden farklı bir tablo var?
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri Amsterdam’da Fas kökenli isimler ile Hollandalı isimler arasında anlamlı bir farklılık görülmemesi oldu.
Araştırmacılar bu bölgesel farklılığın nedenini kesin olarak ortaya koymadı. Ancak Amsterdam’da Fas kökenli nüfusun daha yüksek olmasının etkili olabileceğini değerlendiriyor. Diğer bölgelerde ise yabancılara yönelik önyargıların, insanları yeterince tanımamaktan kaynaklanabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Amsterdam Belediyesi Konut İşlerinden Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Zita Pels, araştırmanın sonuçlarından memnuniyet duyduğunu belirtti. Ancak kentte yaşayan birçok kişinin günlük hayatında hâlâ ayrımcılıkla mücadele ettiğini hatırlatarak, sonuçların rehavete yol açmaması gerektiğini vurguladı.
Emlakçıların yüzde 48,5’i ayrımcı talebi kabul ediyor
Araştırmanın en çarpıcı bölümlerinden biri de emlak aracılarının ayrımcı talepler karşısındaki tutumlarını inceleyen gizli telefon görüşmeleri oldu.
Araştırmacılar, kendisini ev sahibi olarak tanıtan kişiler aracılığıyla emlak ofislerini arayarak şu soruyu yöneltti:
“Yabancılara, Faslılara, Türklere veya Polonyalılara ev kiralamamak mümkün mü?”
Görüşmelerden elde edilen sonuçlar oldukça dikkat çekici:
– Yüzde 20: Ayrımcı talebi açıkça reddetti ve bu tutumunu korudu.
– Yüzde 48,5: Ayrımcı talebe doğrudan olumlu yanıt verdi.
– Yüzde 5,5: Dolaylı dışlamaya yol açabilecek alternatif seçim kriterleri önerdi.
– Yüzde 24,5: Son kararın ev sahibine ait olduğunu belirterek sorumluluğu ev sahibine bıraktı.
Buna göre görüşülen emlak aracılarının yüzde 78,5’i ayrımcı talebi açıkça reddetmedi. Başka bir ifadeyle, her beş emlak aracısından yalnızca biri böyle bir talebe kesin olarak karşı çıktı.
Ayrımcılık farklı gerekçelerle gizlenebiliyor
Araştırmada bazı emlak aracılarının ayrımcı talepleri doğrudan kabul etmek yerine farklı gerekçeler öne sürdüğü de ortaya çıktı.
Bazı aracılar, ev sahiplerinin tercihlerini dikkate alabileceklerini belirtirken bazıları da Hollandaca konuşabilme şartı gibi kriterler üzerinden belirli grupların dışlanabileceğini ifade etti.
Görüşmelerde kültürel farklılıklar, konuşulan dil ve yemek alışkanlıkları gibi gerekçelerin de öne sürüldüğü görüldü. Hatta bazı aracılar, Hint kökenli kişilere yönelik önyargılı ifadeler kullanarak ev sahiplerinin bu kişilere ev vermek istemediğini anlattı.
Cinsel yönelim ve cinsiyet konusunda ayrımcılık tespit edilmedi
Araştırmada yalnızca etnik köken değil, cinsel yönelim ve cinsiyet faktörleri de incelendi.
Eşcinsel çiftlerin başvuruları ile heteroseksüel çiftlerin başvuruları karşılaştırıldı. Araştırmacılar, cinsel yönelim nedeniyle daha az davet alınmasına ilişkin kanıt bulamadı.
Hollandalı kadın ve erkek isimleri arasındaki karşılaştırmada da anlamlı bir farklılık tespit edilmedi.
Konut piyasasında eşitlik tartışması yeniden gündemde
Hollanda’da kiralık konut bulmak zaten ciddi bir sorun. Konut arzının yetersizliği ve yüksek kiralar nedeniyle birçok kişi uzun süre ev aramak zorunda kalıyor.
Araştırma, bu zorluğun bazı kesimler açısından yalnızca konut yetersizliğinden ibaret olmadığını, isim ve etnik kökenin de kiralık eve ulaşma şansını etkileyebildiğini gösteriyor.
Özellikle emlak aracılarının önemli bir bölümünün ayrımcı taleplere karşı açık ve kararlı bir tutum sergilememesi, Hollanda’da fırsat eşitliği ve konut piyasasında ayrımcılıkla mücadele konularını yeniden gündeme taşıyor.
Nhaber.nl
Kaynak: Het Parool – 4 Kasım 2026; Verwey-Jonker Enstitüsü araştırması.

8 saat önce
67












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·