Hollanda’da yaşayan Türk kökenli gazeteci Elif Işıtman (38), iki kültür arasında büyümenin hem zorluklarını hem de kazandırdığı güçlü bakış açısını anlattı. “Türkiye’de fazla Hollandalı, Hollanda’da ise tam anlamıyla Hollandalı değilim” diyen Işıtman, çift kültürlü kimliğin kendisine empati ve esneklik kazandırdığını söyledi.
De Telegraaf gazetesinden Türk kökenli gazeteci Yesim Candan’ın sorularını yanıtlayan gazeteci Elif Işıtman, çocukluk yıllarından bugüne uzanan kimlik yolculuğunu ve iki toplum arasında büyümenin etkilerini samimi ifadelerle anlattı.
“Her yerde biraz yabancı hissediyorum”
Hollanda’da doğup büyüyen Işıtman, kendisini çoğu zaman iki toplum arasında konumlandırdığını belirterek şöyle konuştu:
“Türkiye’de fazla Hollandalı bulunuyorum, burada ise tam anlamıyla Hollandalı sayılmıyorum. Bu durum bazen insanı ‘arada kalmış’ hissettirebiliyor.”
Türk babayla Hollanda-Türk kökenli bir annenin çocuğu olarak yetiştiğini anlatan Işıtman, ailesinin eğitim ve bağımsızlığa büyük önem verdiğini vurguladı. Her ikisi de psikolog olan ebeveynlerinin özellikle ekonomik özgürlüğü hayatın temel şartı olarak gördüğünü söyledi.
“Özgürlük benim için ekonomik bağımsızlık demekti”
Ailesinin yetiştirme tarzının koruyucu ama aynı zamanda özgürlükçü olduğunu ifade eden Işıtman, gençlik yıllarında gerçek özgürlük hissini üniversite sonrası kazandığını belirtti:
“Ekonomik olarak bağımsız olduğunuzda gerçekten özgür hissediyorsunuz. O zaman kimseye hesap verme zorunluluğu kalmıyor.”
Ailesinin geç saatlere kadar dışarıda kalmasına izin verdiğini ancak güvenliğe büyük önem verdiğini söyleyen Işıtman, bunun kontrol değil kaygı kaynaklı bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.
“Çifte kültür büyük bir avantaj”
İki kültürlü büyümenin hayatına önemli katkılar sağladığını vurgulayan Işıtman, farklı bakış açıları kazanmanın kendisini geliştirdiğini söyledi:
“İki kültür arasında büyümek insanın olaylara daha geniş açıdan bakmasını sağlıyor. Bu büyük bir zenginlik.”
Türkiye’de yaşadığı bir anısını da paylaşan Işıtman, bir kuzeninin “Kendi evinin önüne park etmek için neden izin gerekiyor?” sorusunun, Hollanda’daki kuralların ne kadar içselleştirildiğini fark etmesine neden olduğunu anlattı.
“Türkiye’ye gidince fiziksel olarak ‘eve dönmüş’ hissediyorum”
Türkiye’ye her gidişinde güçlü bir aidiyet duygusu yaşadığını söyleyen Işıtman, buna rağmen orada da gözlemci konumunda kaldığını ifade etti:
“Uçaktan iner inmez kokuyu hissedersiniz. Bu bedensel bir hafıza gibi. Ama aynı zamanda orada ne kadar Hollandalı olduğunuzu da fark ediyorsunuz.”
Çocuklukta önyargılarla karşılaştı
İlkokul yıllarından itibaren çeşitli önyargılarla karşılaştığını belirten Işıtman, özellikle dil ve yaşam tarzına yönelik varsayımların sık yaşandığını anlattı:
“Uzun süre ‘Türk olduğum için’ Hollanca bilmediğim düşünüldü. Daha sonra ise dinî kimliğimle ilgili sorularla karşılaştım. ‘Şarap içebiliyor musun?’ gibi sorular çok sık soruluyordu.”
“Bazen yorucu ama vazgeçilmez bir zenginlik”
İki kültür arasında sürekli uyum sağlamanın zaman zaman yorucu olabildiğini belirten Işıtman, buna rağmen bu deneyimi hayatının en değerli kazanımlarından biri olarak gördüğünü söyledi:
“İki kültür arasında büyümek insanı daha esnek ve empatik yapıyor. Olaylara farklı açılardan bakmayı öğreniyorsunuz. Ben bunu bir yük değil, zenginlik olarak görüyorum.”
Elif Işıtman kariyerine İnsan Ticareti Ulusal Raportörü ve Kamu Savcılığı'nda araştırmacı olarak başladı. Kendi ifadesine göre, bu görevi gazetecilikle değiştirdi. Daha önce De Telegraaf ve Elsevier'de çalıştı ve WNL'de Stand van Nederland programının sunuculuğunu yapıyor.
#hollanda #sondakika. #hollandalı #Türk #ikikültür. #elifisitman. #gazeteci #aidiyet #kültürfarkı #hollabndapostası #hollandadanhaberler

3 saat önce
39














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·